TR|EN
Actual Content
Newsletter
Casp 2022
EUROCORR
Çelik Yapılar Extra
Tevfik Seno Arda Lisesi
Yayınlar > Çelik Yapılar
Sayı: 35 - 2013/1

Gündem




Hafif Çelik Yapıların Kuralları Belirleniyor


Türk Yapısal Çelik Derneği "Hafif Çelik Karkaslı Yapıların Tasarım ve Yapım Esasları"nı belirleme yolunda emin adımlarla ilerliyor...

TSE'nin yayınladığı ilk hafif çelik yapılarla ilgili standart, 1980'lerin teknojisinde kaldı, güncelliğini kaybetti.

Yurtdışında yüksek hacimli işler yapan sektör, güncel yerli standart olmadığı için Türkiye'de iş yapamıyor.

Depremlerde kamu hafif çelik yapılar yaptırmayı düşünüyor, ama şartname olmadığından yol alamıyor.

Herkes R Katsayısı'nı birbirine soruyor, belirsizlik çözülemiyor, çünkü deneysel çalışmalar yapılamıyor...

R=1 alınınca da çeliğin hafiflik, hız, ekonomi gibi önemli özellikleri yapılara yansıtılamıyor.

Türkiye AB Standartları'nı kullanma kararı aldı ama bu standartlarda hafif çelik yapının ayrıntıları yeterince yer almıyor.

Sektör TS olarak kullanılması kabul edilen AB Standartlarına, "Ulusal Ekler" konulmasını talep ediyor.

Tüm bu kaos ortamı içinde TUCSA cesaretle

"Hafif Çelik Karkaslı Yapılar Tasarım ve Yapım Esasları"nı belirleme yolunda ilerliyor...


Türk Yapısal Çelik Derneği önce 30 Haziran 2011 tarihinde Hafif Çelik Yapılar Sektör Danışma Kurulu (SDK-1h) toplantısı gerçekleştirerek bu alanda faaliyet gösteren firmaları bir araya getirdi. Sonrasında TUCSA Üyesi Prof. Dr. Gülay Altay Başkanlığı'nda Hafif Çelik Yapılar Teknik Komitesi (TK-7) kuruldu ve bu kurul da kendi içinde Hafif Çelik Karkaslı Yapılar Çalışma Grubu oluşturarak konu üzerinde derinlemesine ve uzun soluklu çalışmalara başladı. Bu toplantılarda buluşan ve sorunlarını ortaya koyan sektör firmalarından Akkon-Akşan, Dorçe, Prefabrik Yapı, Prekons, Proev ve Vefa-Steellife gerçekleştirilecek tüm çalışmaların maddi desteğini üstlendi.

Tam da bu sırada 23 Ekim 2011 Van Depremi oldu ve Başbakan'ın talimatları doğrultusunda kamu da hafif çelik yapımına yöneldi. Ancak Türkiye'de maalesef hafif çelik yapılara ilişkin yeterli yönetmelik ve/veya şartname olmamasından dolayı, piyasada standartlara uygunluğu belgelere dayanmayan çeşitli şartnamelerle güvensiz yapılar yapıldığı gözlendi.

Van Depremi'nin de ivmesiyle TUCSA Hafif Çelik Yapılar Teknik Komitesi "Hafif Çelik Karkaslı Yapı Projelerinin Statik Sunum/Çözüm Formatı"nı oluşturmaya çalışırken diğer yandan Türk Yapısal Çelik Derneği Başkan Yardımcısı H. Yener Gür'eş AFAD, TOKI, Çevre ve şehircilik Bakanlığı, TSE gibi ilgili kamu birimlerini ziyaret ederek, yapılan çalışmalardan hakkında bilgi verdi ve desteklerini istedi, belirtilen kamu kurumları çalışmalara gerekli ilgiyi gösterdi.

15 Kasım 2012 tarihinde toplanan Hafif Çelik Yapılar Sektör Danışma Kurulu şu temel kararları aldı:

* Hafif Çelik Yapılar Teknik Komitesi (TK-7) tarafından Uluslararası Hafif Çelik Tasarım Kursu'nun gerçekleştirilmesi,

* İleride yönetmelik veya şartnameye dönüştürülebilecek "Hafif Çelik Karkaslı Yapıların Tasarım Esasları" dokümanlarının üretilmesi,

* DBYBHY'e "Hafif Çelik Yapılar" bölümü eklenmesi için çalışmalara başlanmasına ve

* Bu çalışmalarla ilgili kamuoyunu bilgilendirmek ve ortak akla müracaat etmek amacıyla bir çalıştay düzenlenmesi

Alınan bu kararlar doğrultusunda bir yandan doküman hazırlıkları sürerken, diğer yandan da "Uluslararası Hafif Çelik Tasarım Kursu" çalışması başladı. Kurs Napoli Üniversitesi'nden Prof. Raffaele Landolfo ve Timişoara Üniversitesi'nden Prof. Dan Dubina tarafından Ramada İstanbul Asia Otel'de 11-12 Ocak 2013 tarihlerinde gerçekleştirildi. Kursun ikinci aşaması için katılımcılara proje ödevleri verildi. Tamamlanan tasarım projeleri Prof. Dr. Dan Dubina ve Prof. Dr. Viorel Ungureanu tarafından değerlendirildikten sonra, bu projeler 26 Mart 2013 tarihinde Ramada İstanbul Asia Hotel'de kolokyumda tartışıldı. Kolokyum sonunda tüm katılımcılara TUCSA katılım sertifikaları verildi. Ayrıca teslim edilen projelerden 5 tanesi ECCS başarı sertifikası almaya hak kazandı.


HAFİF ÇELİK YAPILAR ÇALIŞTAYI'NIN ARDINDAN...

Yapılan hazırlıklara esas teşkil edecek görüşleri ilgili kurum ve kuruluşlarla paylaşmak ve bu konudaki görüş ve önerileri belirlemek amacıyla geniş tabanlı bir platform oluşturmak üzere Türk Yapısal Çelik Derneği tarafından düzenlenen Hafif Çelik Yapılar Çalıştayı 25 Mart 2013 Pazartesi günü 13.00-18.00 saatleri arasında Ramada Asia Oteli Altunizade/İstanbul'da gerçekleşti.

Üç Oturumdan oluşan Çalıştay'ın 1. Bölüm'ünde "Hafif Çelik Yapılar Tasarımı" konusuna yer verildi. Prof.Dr. Harun BATIRBAYGİL Moderatörlüğünde, Romanya Timişoara Politehnica Üniversitesi'nden Prof. Dr. Dan DUBINA "Deprem Bölgelerinde Hafif Çelik Karkaslı Yapıların Davranış Özellikleri ve Tasarım Yönetmeliği İçin Gereksinimler", Prof. Dr. Prof. Viorel UNGUREANU da "Soğuk şekillendirilmiş Profillerle Oluşturulan Çelik Karkaslı Konut Yapılarının Deprem Tasarımı" konularında sunum yaptılar. Çalıştay'ın İkinci Bölümü Türk Yapısal Çelik Derneği Başkan Yardımcısı H. Yener GÜR'Eş Moderatörlüğünde gerçekleştirilen "Türkiye'de Hafif Çelik Yapılar, Karşılaşılan Sorunlar ve Çözümleri" Paneli ile devam ederken 3. ve son bölümde ise dinleyicilerin de katılımıyla açık oturum yapıldı.


H. Yener GÜR'EŞ

Türk Yapısal Çelik Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı


"Karar Verme Aşamasındayız.."

Hafif çelik yapıların mazisini Türkiye'de 10 yıl gibi kabul edebiliriz. Yani çok uzun değil. Peki bu 10 yılda neler oldu derseniz, bana göre çok anormal şeyler oldu. Türkiye bir anda Afrika, Orta Doğu, Güney Amerika, Orta Asya, Rusya, bütün bu ülkelerin hafif çelik yapı yapıcısı haline geldi. Ve şu anda 50'nin üzerinde ülkeye, hafif çelik yapı satar hale geldik. Peki ya mavzuat? Yani yapı yapıyoruz ama elimizde mevzuatımız yok. Yabancılara yapmak kolay, diyoruz ki verin mevzuatınızı biz sizin mevzuatınıza göre yapalım. Ama 23 Ekim 2011'de Sayın Başbakanımız hafif çelik yapıları gezdiler ve "Van'daki binalar çelik olsun" dediler. Bu görev TOKI'ye verildi ama TOKI'nin elinde şartname yok. TOKI bizim üyelerimizle yaptığı görüşmelerde onlardan bir şartname hazırlamalarını istedi ve "AFAD onaylasın, biz de buna göre işlemleri yürütelim" dedi. şu anda bu olmadığı için de Türkiye'de maalesef hafif çelik yapılar istenen boyutlarda yapılamıyor. Yapılanların da bir kısmı, üzülerek söylüyorum, standartlara uygun yapılmıyor. Peki bu durumda ne olacak? Açılış konuşmamızda Türk Yapısal Çelik Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nesrin YARDIMCI'nın da söylediği gibi bir çalışma başlattık. Ve bu çalışmayı Prof. Dr. Gülay ALTAY Başkanlığında bir teknik komite yürütmektedir. Bir kere hazırlanacak bu doküman çelik yapılarla ilgili üç safhayı da kapsasın, yani hafif çelik karkaslı yapıların "tasarım"ını, imalat ve montajı içeren "yapım"ını ve bütün bunların denetim ve kontrol esaslarını içersin dedik. Çalışma yaparken önce "bu acaba yönetmelik mi olsun?" diye düşündük ya da "şartname mi olsun?" diye tartıştık, sonra "Biz yetkili değiliz, yönetmelik ya da şartnameyi aslında kamu kurum ve kuruluşları hazırlayabilirler, dolayısıyla bu doküman ileride hazırlanacak yönetmelik için taslak olsun, ancak bu tavsiye niteliğinde bir doküman olsun ve bir an önce çıksın" dedik, onun için de adını "Hafif Çelik Karkaslı Yapılar Tasarım ve Yapım Esasları" koyduk. Ama AFAD veya Çevre ve şehircilik Bakanlığı "bu doküman şartname çıkana kadar uygulanabilir" der ise hemen başlarız kullanmaya. Çünkü ortada mevzuat nieliğinde hiç bir doküman yok bu konuda. Arkasından da o doküman görüşlere sunulur, geliştirilir, şartname veya yönetmelik haline gelir.


Dr. Ferzat MERCAN

Dorçe Prefabrik Yapı ve İnşaat Sanayi Ticaret Genel Müdür Yardımcısı


"Türkiye, Hafif Çelik Yapılar Konusunda Türkiye'de İş Yapamıyor Ama Dünyada Çok Başarılı"

şimdi Türkiye'de inşaat sektörü çok değerli bir sektör, büyük bir kitleye iş ve ekmek sağlıyor ve bütün dünyada da çalışıyoruz. Çelik prefabrikte yine de dünyada iş yapıyoruz, çelik prefabrikin farkı şu, bütün her şey Türkiye'de yapılıyor. Bütün ev buradan gidiyor. Bu inanılmaz bir katkıdır. Sadece kendi firmamız Dorçe adına konuşayım bu sene 106 Milyon Dolar ihracat yaptık. Bildiğim kadarıyla tüm Türkiye'nin bütün ihracatı 156 Milyar Dolar gibi. Bir firma ülkenin tüm ihracatının nerdeyse yüzde 0,6-0,7'sini yapabiliyor. Bu firmaların sayısını artırırsak ülkemize inanılmaz katkı sağlayabiliriz. Bizim gibi bir kaç firma daha var tabii ve bunların sayısını nasıl artıracağız, iş yaparak tecrübe kazanarak. Türkiye'de bir grup insan iş yaptı, tecrübe kazandı sonra gitti ihracat yaptı. Ama Türkiye'de bizim önümüz kapalı, hiç bir şey yapamıyoruz. Biz tecrübelerimizi yurtdışında kazandık. Orada evler yaptık. Bizlerin şu anda acil olarak yapmamız gereken şey, Türkiye'de bu sektörde çalışan insanlara yol vermek, önünü açmak. Bunlar Türkiye'nin geleceği için önemli. Yolu nasıl açacağız? Biz Türkiye'de iş yaptık, zorluklar inanılmaz. Halbuki bunun bir kuralı var, dünyayı bir daha keşfetmeye gerek yok, Amerika yapmış, Avrupa yapmış, biz bunları alarak acilen kendimize adapte etmeliyiz ve böylece sektörün önünü açmalıyız. Örneğin, R Katsayısı ile ilgili bir şeyler de söylemek istiyorum. R Katsayısı nedir? şimdi biliyorsunuz inşaat mühendisliğinde siz hesapları yaparken inanılmaz formüllerle uğraşıyorsunuz sonra açıyorsunuz R diye bir katsayı çıkıyor önünüze. R'nin ne olduğu da belli değil Türkiye'de. şimdi burada bu R Katsayısı verilemediğinden dolayı ne yapılıyor: İlgili kişiler haklı olarak korkuyor, çünkü herkes altına imzasını atıyor ve insan canı söz konusu. Dolayısıyla, R Katsayısı olarak en düşük değeri alıyorlar ve bu şekilde herkesi cezalandırıyorlar. Amerika'da normalde rahat rahat kurtaran bir sistem için burada ayrıca çaprazlar ve diğer önlemler geliyor. Bu durumda işin ekonomisi ve hızı kayboluyor.Dolayısıyla bu, Türkiye ve bizler için önemli bir engel. Bu R Katsayısı neyse bilelim. Amerikalı Avrupalı ne alıyorsa biz de onu alalım. Bizler daha az alalım demiyoruz. Onu alalım şartnamemize koyalım ve diyelim ki: "Light gaugece mi çalışıyorsunuz, R budur, işte alabilirsiniz". Ama bunu yazmalıyız, deprem yönetmeliğinde bu olmalı. Biz dünya kalitesinde işçilik yapıyoruz sadece biz de değil bir kaç firma var bizim gibi onlar da dünya kalitesinde işçilik yapılıyorlar. Ayrıca bizler üniversitelerde tez yaptırıyoruz, deneysel çalışmalar da yaptırıyoruz. Dünyada öne geçmek istiyorsanız oturarak olmuyor biz bunları yaptık ki dünyada buralara geldik. Bu iş AFAD'a düşer. Onlar da çok aktifler, AFAD'dır bizi zorlayan, "firmalar birleşin birlikte bir şey geliştirin" diyen. Biz de dernekte olarak bunu yapmaya çalışıyoruz. Bir de Eurocode dünyanın pek çok yerinde geçerli değil, çünkü yanlış ve eksik. Biz Uygularsak biz de yanlış yapmış oluruz.


Prof. Dr. Erdoğan UZGİDER

İTÜ İnşaat Fakültesi


"Deneysel Araştırmalar Yapmak Lazım..."

Amerika'ya gittiğimde orada Prof. Teoman PEKÖZ ile tanıştım. Aslında bu işin dünyadaki lideri, babası Geroge WINTER'dır. Onun öğrencileri Teoman PEKÖZ ve bir de Vi Ven Yu vardır. Amerika'daki üniversiteler bu konuda bir takım tasarım parametreleri üretmek için çok test yaptı ve halen de yapmaktalar. Türkiye'ye döndüğümde yine İTÜ'den Prof. Dr. Tevfik Seno ARDA ile birlikte, Amerika'nın çıkardığı standardın, 1989 tarihindeki bir versiyonunu ele alarak, TSE'ye teklif ettik. Fransa standardı ile Amerikan standardının karması ve kendi mühendislik tecrübemizi de katarak işin içine TS 11372 standardını hazırladık ve bir de kitap yazdık arkasından. Çünkü bizde çok var bu durum, kitap yok standardı var, kitapsız standart olmaz. Dolayısıyla kitabını da yazdık, bir başlangıç oldu. şimdi bugünkü koşullara geldiğimizde tabii ki hem dış dünyayı düşünmeliyiz standart açısından hem de yurt içini. Dış dünyada kimse şartnameye TSE standardı falan diye bir şey yazmaz. Kendi güvendikleri standartları yazarlar. Bizim standartlara güvenilmemesinin nedeni de şudur, fazla uygulama yoktur, pratiği fazla olmamıştır, üniversitelerde fazla araştırma yapılmamıştır. Cold-formed Steel'de test yapacaksınız, formülasyonunu herkes biliyor, çalışma mekanizmasını da biliyoruz, ama neticede; testle desteklenmiş dizayn yöntemlerinin üretilmiş olması önemli. Mesela R Katsayısı. R Katsayısı ciddi çalışmalarla saptanmış, Amerikan standartlarına girmiştir. Bizim burada onları doğrulayacak çalışmalarımız çok azdır. Çok para istiyor, laboratuar istiyor. Tam bire bir ölçekte çalışacaksınız, numunelerle çalışacaksınız ki R Katsayısı'nın alternatifi şeyler üretebileceksiniz. Var mıdır böyle bir şey? Zannetmiyorum. Cold-formed Steel plastikleşmez. Yani bizim klasik çelik yapıdan bildiğimiz kolon- kiriş birleşimlerinde plastik mafsal oluşup da enerji yutmaz. Enerji yutma mekanizması nedir Cold-formed Steel'in? Buradaki birleşim araçlarının deformasyonu, eğilmesi bükülmesi. Vidaların eğilmesi, bükülmesi, ahşap enerji yutmaz, cold form steel de enerji yutmaz. Nasıl yutar? Bir bağlantı elemanı, vida deformasyon yapar, oradan enerji yutar, vida deliğini ovalleştirir orada enerji yutar. Veya çarpaz kullandınızsa çapraz elemanı uzar kısalır, vesaire. Yani bütün bunlar laboratuar çalışması isteyen şeyler, o bakımdan biz biraz gerideyiz bu konularda, paramız olmadığı için. Türkiye'de bizim kendi ulusal çerçevede yapacağımız yapılarla ilgili standarda ihtiyaç var gerçekten. Doğru düzgün bir standarda ama öte yandan da Avrupa normlarına adapte edildi Türk standartları. Bizim yapacağımız şey, benim Seno [ARDA] ile hazırladığım standardı artık bir kenara bırakıp, yeni standart olarak TSE EN standardını bu konuda esas almamız lazım. Ancak, ülkelerin kullandığı EN'lerin arkasında milli ekleri vardır. Yani siz kendi ulusal koşullarınızı yansıtacak değişiklikleri o eklere koyacaksınız ki o ekleri ondan sonra kullanasınız, ekleri koyamazsanız olmaz. Mesela yük katsayıları; kar için, rüzgar için, deprem yükleri için farklılıklar gösterir. Bu yüklerde bizim ülkemizin karekterleri de farklı, bu yüklerle ilgili bir takım verilere ihtiyaç var. Bunlar; yük katsayıları diye EN normlarında sınır durumlara göre tasarım yaparken ihtiyaç duyduğumuz katsayılar. Biz ne yapıyoruz? Gidiyoruz Almanların yük katsayılarını kullanıyoruz. Almanya'daki kar düşümü ile Türkiye'deki kar düşümü aynı mı? Dolayısıyla bu yük katsayılarının belirlenmesi amacıyla ülkemiz çapında çalışmalar yapmamız lazım. Numuneler hazırlatıp, uygun laboratuarlarda testleri yapıp bir veri bankası oluşturmamız lazım, ondan sonra da gerçekçi olarak dayanım katsayılarını saptayıp bu EN'lerin ulusal eklerine koymamız lazım. Bu konuda ciddi çalışmalar yapmak gerekiyor. Bu şekilde projelere TÜBİTAK maddi destek veriyor. Bunun üzerinde çalışmalıyız.


Serhat GÜNKAN

TOKİ Proje Daire Başkanlığı


"Van Depremi'nde Zorunluklarla Yaptık Ama Sorunumuz Çok..."

TOKİ olarak biz hafif çelik yapılarla ne yazık ki Van depreminden sonra tanıştık. Çok kısa bir süre içerisinde hiç bilmediğimiz, vakıf olmadığımız bir konuya girmek gibi bir durumda kaldık. Yapacak çok da bir şey yoktu, işin ehli firmalar kimler, çağıralım bir tanışalım, ne yapıyorlar bakalım istedik. Resmi kurumlarda böylesi bir şartnamemiz olmadığı için, hafif çelik yapı yapanlardan ne isteyeceğimizi de açık değildi. Birkaç imalatçı firma ile görüştük. Bu görüşmeler sonucunda herkesin farklı usul ve standartlarla hesap yaptıklarını gördük. Yanlış anlaşılmasın ama herkesin işine geldiği gibi Amerikan şartnamesi, Avrupa şartnamesi ya da Japonların şartnamesini kullandığı gibi bir durum ortaya çıktı. Böyle olunca "Biz bu ihaleleri nasıl yapacağız?" sorusuyla karşı karşıya kaldık. şimdi hafif çelik yapılara baktığımız zaman deprem yönetmeliğinde şöyle bir şey var, taşıyıcı sistemi duvarlar olan yapılar gibi düşünülebilir. Böyle olunca da yığma yapılar statüsüne giriyor. R Katsayısı'nı en düşükten alıp da yığma yapılar gibi çözdüğümüzde, bu sefer de tüm yapılara çaprazlar, deprem perdeleri eklendi. Böylece, 40-50 kilolarla çözülen imalatlar 100 kilolara çıktı. İki misli, bunu da yapmak istemiyoruz, çünkü bu işi herkesin yaptığı gibi profesyonellikle yapmak istiyoruz. Başbakanımız da talimat verince bizler bu işe girdik. İmalatçı firmalardan hesaplamaları, şartnameleri istedik. Geldi, inceledik, hesap kriterlerine baktık. Önce kendimiz tatmin olalım ki, daire olarak da, kurum olarak da bunu uygulayabilelim. Çünkü herkes o anda bizlerden bekliyor, çünkü proje çıkartacağız, ihale yapacağız ve bir an önce uygulamaya geçilecek. şimdi Türkiye'de çok iyi müteahhitlerimiz vardır, betonarme imalat üzerine, biz aynı anda başladığımız betonarme işleri Van'daki çelik köy evlerinden önce bitirdiğimiz yerler oldu. Neden? Çünkü müteahhiti biliyorduk, biz projeyi biliyorduk, imalatçımız hazırdı, şartnamemiz hazırdı, bir an önce başladık. Burada çeliğe dönünce çelikte bir çok sıkıntı var. Firma görmeden proje hazırlayamıyoruz, testleri neye göre yaptıracağım belli değil, nakliye bile dünya kadar sıkıntı oldu. Yerinde kontrolün nasıl yapılacağı belli değil. Biz bu çaresizlikler içerisinde ne yapacağız derken, bu işi AFAD'a sorduk, orada da planlanan çalışma var ama şu anda resmi bir şey yok dendi, biz de kendimiz oturduk imalatçı firmalarımızı çağırdık kendi çapımızda bir şartname hazırladık, kriterler koyduk hesapları istedik. Ağır mı oldu? Bana göre gerçekten de ağır oldu. Yani hafif çelik mantığına göre biraz daha ağır binalar yaptık. Hatta bazı iki katlı binalarımızda falan da hadde çelik kullandığımız binalar oldu taşıyıcı duvarlarda. Bizler o an için en kısa zamanda, en uygun çözümü o şekilde bulduk. Bu süre içinde başka türlü yapamazdık, çünkü bunlar da deprem konutu. Yani nasıl diyelim, telafisi olmayan ve savunulamayacak konutlar. Ufak bir depremde zarar gördüğü zaman, Kurum olarak ben kendimi savunamam. "şartnamem yoktu, Başbakan talimat verdi de yaptım" diyemem. Öyle olunca bir şekilde kendimizi kontrol altına alarak çözdük. Çok şükür fena yapılar da çıkmadı ortaya, iyi şeyler çıktı ama şartnamesinin bir an önce hazırlanıp yürürlüğe girmesi konusunda hala çok büyük sıkıntılarımız var. Böyle zamanlar sektörler için hem iyi hem kötü oluyor. Böyle zamanlar da olmayınca sektörün önü açılmıyor.




Selçuk KÖKSAL

AFAD Deprem Araştırma Dairesi Başkanlığı


"Yeni Deprem Yönetmeliği'ne Hafif Çelik Yapılar Bölümü Konulması Gündeme Gelebilir..."

Biz aslında yönetmeliği başlattık, revizyonları başlattık. Tabii Türkiye'de bu konuda bir sıkıntı var. Bu bir kod, bina kodu. Bizim bir bina yönetmeliğimiz yok, bina yönetmeliğimiz olmadığı için de herkes, her sektör deprem yönetmeliğine yüklenmek zorunda kalıyor. Ben buraya gelmeden önce yakın tarihte ahşap yönetmeliği için yine bir yerde toplandık, işte ahşabı nasıl çözeceğiz, ahşapla ilgili ciddi sıkıntılar var, sektör çok hızlı ilerlemiş durumda, yurtdışına güzel ihracatları var ama ne yazık ki Türkiye'de uygulama alanlarında çok sıkıntıları var. Yani kurumlara gittikleri zaman kurum: "Bunun kodu nerede, bunun yönetmeliği nerede?" der. 2007 yönetmeliğinde bunlar ne yazık ki yok. şimdi Deprem Yönetmeliği, kanun hükmünde yönetmelik gibi bir şey. Uygulaması zorunlu olan bir yönetmelik, buradan cesaretle ahşap olsun, çelik olsun, şimdi gündemde olan izalatörler olsun, adres olarak bize geliyorlar. Çünkü 7269 ve 5902 sayılı kanunlarla deprem yönetmeliği çıkarma yetkisi AFAD'ta. Biz de sizin gibi değerli sektörlerin talepleri doğrultusunda, ihtiyaçlar doğrultusunda, gelişen Türkiye koşulları doğrultusunda buna bir cevap vermek istiyoruz. Yönetmelik çalışmalarımızı başlattık, 5 ay önce ikinci toplantımızı yaptık. Yönetmeliği biz 12 bölüme ayırdık, daha önceki 7 bölümü 12 bölüm yaptık. Sayımızı çok daha artırdık, Haziran ayı içinde bir çalıştay düzenlemeyi düşünüyoruz bununla ilgili. Hafif çelik yapılar da bölüm olarak bu 12 bölümün içine girecektir. Bir giriş yapacağız bu yönetmeliğin en büyük özelliği Eurocode'larla paralel olarak hazırlamayı düşünüyoruz. İşte eklerimiz olacak, klavuzlar düşünüyoruz kimi bölümlerde. Ayrıca sürdürülebilir ve devamlı olacak. Bizim kurum olarak düşüncemiz, yaklaşımımız bu. Eskiden 7, 8 senede bir yönetmelikler değişir veya üst taraftan yönetmelikler eskidi der hadi değiştirin denilirdi şimdi o yaklaşımlar da değişti. Artık biz bir başlangıç yapacağız ama o gelişmeye istinaden belki bir yıl sonra yeniden tekrar değişmesi gerekecek. Bütün yönetmeliğin değişmesi artık gerekmiyor. Sadece o bölüm değiştikten sonra o yönetmelik revizyon yapılmış olacak. Dediğim gibi Haziran ayında aramızda bir çalıştayımız olacak. Yönetmeliğimizin ana komisyonu 15 kişiden oluşuyor, alt komisyonlarla birlikte yaklaşık 80- 90 kişilik bir ekibiz. Biz bunu 100'e tamamlayıp TOKI'den, Sağlık Bakanlığı'ndan, uygulayıcılardan davet edip bir çalıştay düzenleyeceğiz. Ortaya bir şeyler çıktıkça sektörden de, sivil toplum örgütlerinden de, meslek odalarından, özellikle uygulayıcılardan talepleri almak, yaptıklarımızı göstermek veyahut da yolumuzu göstermek amaçlı büyük bir çalıştay düzenlemeyi düşünüyoruz. Bu toplantı hafif çelikle ilgili açığı bize gösterdi. şimdi bu açığı nasıl kapatacağız? Kapatmak adına biz elimizi taşın altına sokuyoruz ve bu çalışmaları da sürdürmeye devam edeceğiz.




Ahmet EMİL

İstanbul Çevre ve şehircilik İl Müdürlüğü, Mdr. Yrd.


"Çok Temsilcili Bir Ekip İşi Bu, Takım Kurulmalı..."

Türkiye'de yapı ile ilgili ya da yapım ile ilgili işlerde bakanlığımız bu çalışmaların koordinasyonunu yürütmektedir. Bir şartname ya da yönetmelik hazırlanacaksa biliyorsunuz bizim bu konuları inceleyen ve uygulayan Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğü'müz var. Bunun koordinasyonunda da tabii ki TSE'nin de içinde olduğu, üniversitelerin destek verdiği, sivil toplum kuruluşlarını da kapsayan bir kurul tarafından bu şartnamelerin, yönetmeliklerin hazırlanması gerekmekte. Sonuçta, burada biz düzenleyici olarak bulunuyoruz ama aynı zamanda o çıkan yönetmelikler nedeniyle de yapıları İl Müdürlükleri vasıtasıyla aynı zamanda biz de yapıyoruz. Tüm kamu kurum ve kuruluşlarının inşaatlarından da sorumluyuz. Bence böyle bir ekip ruhu ile çalışılırsa daha doğru işler yapacağını düşünüyorum. AB uyum yasaları ile ilgili biliyorsunuz Ankara Anlaşması gereği AB'ye uymak zorundayız. Bununla ilgili de bizler yapı malzemeleri yönetmeliği gibi yönetmelikler de çıkardık. Burada da bizim uyumlaştırılmış standartlarımız var ama dediğiniz gibi çelik konusunda Amerikan standartları da kullanılıyor. Bunun da bir şekilde Türkiye'ye uygun hale getirilmesi gerekiyor. Bunun da az önce söylediğim gibi Bakanlığın koordinasyonunda üniversiteler, sizler, uygulamacılar bir araya getirilerek yapılması daha uygun olacaktır diye düşünüyorum.


Prof. Dr. Gülay ALTAY

Boğaziçi Üniversitesi ve TUCSA Hafif Çelik Yapılar Komitesi Başkanı


"Çeliği Ülkeye Kabul Ettirmek Çok Zor Oldu, Bir de Hafif Çelik Dediğinizde Ortalık Toz Duman"

1900 yılından 2011 yılına kadar 133 yıkıcı deprem var. Bunlardan 27'si Japonya'da, 20'si Çin'de, 18'i Türkiye'de. Bu çok yüksek rakam. 17'si de Yeni Zelanda'da. Bu depremlerin hepsi, ana şoklar ve artçılar dahil olmak üzere, yaklaşık 21.800 ölüme neden oluyor. Van depreminde ölüm oranı iyi ki çok değil, 604 olarak verilmiş. Ama 270.000 gibi evsiz insan rakamı var. Bu da çok önemli. 1900'den itibaren ekonomik kayıplara bakıldığında kayıpların %20'si 2011 yılında. İnanılmaz bir rakam bu.

şimdi bu çerçeveden baktığımızda; bizde, bizim öğrencilik yıllarımızdan bugünlere gelene kadar bildiğimiz, yapı malzemeleri diye genelde karşımıza betonarme çıkmıştır. Çelik ve yığma binayı bizler çok az okuduk, dersin adı da "ahşap ve çelik" idi eskiden. şimdi çeliği ülkeye kabul ettirmek zaten bu kadar zor olmuşken bir de hafif çelik dediğinizde ortalık toz duman.

Bir de R Katsayısı diye bahsedildi, R Katsayısı yazılsın deniliyor ama R Katsayısı öyle kolay yazılabilen bir şey değil. Bilmiyor değiliz biliyoruz, ama bunlar hep tahmin. Hesaplayarak bulunanlar da tahmin. Her şey belirli bir kabule dayanıyor hiç biri kesin değil. Yönetmelikler kolay hazırlanmıyor, özellikle hafif çelik. Dediğim gibi, zaten çelikle sıkıntımız var, hafif çelik yeni bir ufuk açma durumunda, fakat kolay olmuyor. Türkiye'de yeni yapı malzemesini kabullendiremiyoruz maalesef.

Mevcut Avrupa yönetmelikleri çok karışık, hepimiz öğretim üyesi olarak bu zorlukları çekiyoruz öğretirken. Amerika çok daha pratik bu konuda ve çok iyi adapte olabiliyoruz. Öyle bir avantajı var muhtemelen TSE'nin benimsemiş olduğu Avrupa yönetmeliği pratik bir kullanım göstermediği için gözden ırak tutulmuş olabilir. şimdi hafif çeliğin ağır çelikle kullanımına gelince, bunlar yapılıyor biliyoruz fakat deprem etkisi nedeniyle çelik de o kadar hafif yapılamıyor maalesef. Özellikle çaprazlar büyüyor ama bir uçtan bir uca da gitmemek lazım. Öyle binalar görüyorum ki, beton gibi boyutlarda yapılmış çelikler kullanılmış. Hele kutu kesitler de geldi, tam betona benziyor.


Dolayısıyla benim burada derleyelim toparlayalım derken söylemek istediğim ana konular şunlar: Depremin hep farkındayız ama yeni malzemeleri çok zor kabul ediyoruz. Ayrıca, "Biz başlayalım kervanda arkadan gelsin" yaklaşımından vazgeçemiyoruz. Belki bu itici güç oluyor. Burada en basit şekliyle kabul edilebilir ölçekte esasları belirleyip, buradan hareket edebilirsek doğru olur. Bunun için yurtdışı yönetmeliklerinden de yardım alınabilir. Bir de son olarak, üniversitelerimizde araştırma dendiği zaman bunun belirli bir bedeli var. R Katsayısı nasıl olacak? Bu deneyler yapılamıyor, çünkü bir bedel ödemek gerekiyor şimdi şimdi bu bedeller ödenmeye başlayacak, öyle anlaşılıyor. Ama deneysel çalışmalarda büyük zorluklar var. TÜBİTAK'ın şimdi bir açılım içinde olmasından dolayı bir fayda oluşacağına inanıyorum. Sonuçta, üniversiteler sanayinin gerisinde kalabiliyor. İlk iş; sanayinin üniversitelere destek verip bir uzun soluklu program başlatmaları olmalı. Hangi üniversite olursa olsun o arada da öğretim üyelerinden yararlanmaları, bu bence hem sanayi, hem de üniversiteler açısından çok önemli.



Çelik Yapılar - Sayı: 35 - 2013/1
© 2014 - Turkish Constructional Steelwork Associaton