TR|EN
Actual Content
Newsletter
Casp 2021
Çelik Yapılar Extra
Tevfik Seno Arda Lisesi
Yayınlar > Çelik Yapılar
Sayı: 56 - Haziran 2018

Ulusal Çelik Yapı Ödülleri




SteelPRO Çelik Yapı Tasarımı Öğrenci Yarışması 2018 Ödülleri


TUCSA tarafından 15. Kez gerçekleştirilen SteelPRO Çelik Yapı Tasarımı Öğrenci Yarışması Jürisi toplandı ve sonuçları belirledi.
TUCSA tarafından 15. Kez gerçekleştirilen SteelPRO Çelik Yapı Tasarımı Öğrenci Yarışması Jürisi toplandı ve sonuçları belirledi. 39 Üniversiteden 82 proje ekibinin ön başvuru yaptığı yarışmaya 20 proje teslim edildi. Bu yıl “Dikey Yerleşke” konusuyla açılan yarışmanın ödülleri 25 Ekim 2018 tarihinde İstanbul Marriott Asta Otel’de gerçekleştirilecek 19. Yapısal Çelik Günü kapsamındaki SteelPRO Kollokyumu ve sonrasındakii Ödül Töreni’nde sahiplerini bulacak.
 

2018 ve 2019 yıllarında yapılacak yarışmalarda dereceye girenler arasından TUCSA tarafından belirlenecek öğrenci projesi de Avrupa Yapısal Çelik Birliği (ECCS) tarafından düzenlenen European Steel Design Awards 2019 Öğrenci Yarışmasına gönderilecek. Bu ödül töreninin Brüksel’de yapılması planlanmakta.

 

SteelPRO 2018 Jüri Toplantı Tutanağı

9 Temmuz 2018 tarihinde, Arkitera Mimarlık Merkezi’nde, jüri üyelerinin tümünün katılımı ile gerçekleşen toplantıda yarışmaya teslim edilen 20 projenin 19’u değerlendirilmeye alınmıştır.

 

Mimari ve statik raporlarının bulunmaması ve proje paftalarında rumuz yerine isimlerin bulunması nedeniyle 14 Sıra No’lu proje değerlendirilmeye alınmamıştır.

 

1’inci eleme: Genel kurgu açısından tutarlı bulunmayan ve şartnamedeki beklentileri yeterince karşılamayan 1, 2, 3, 5, 8, 9, 13, 16, 18 ve 20 Sıra No’lu projeler oy birliği ile elenmiştir.

 

2’inci eleme: 11 Sıra No’lu proje: Mimari projenin yoğun kent dokusuna getirdiği öneri olumlu bulunmuştur. Bu önerinin kent içi ulaşım açısından taşıdığı potansiyel risk ve sakıncalar; ayrıca çelik yapı açısından özgün ve yenilikçi çözümler getirmiyor olması ve mühendislik açıklama raporundaki yetersizlikler nedeniyle, oy birliği ile elenmiştir.

 

17 Sıra No’lu proje: Projenin İstanbul’daki kentsel dönüşüm kavramına getirdiği eleştirel bakış açısı olumlu bulunmuş olup, mimari olarak kentin yükünü daha da arttırmaya yol açacak çözümler önerilmiş olmasından dolayı eleştirilmiştir. Mimari yapı ölçeğinde yeterli olgunluğa ulaşmamış olması ve mimari çözümün istediği yapısal kesitlerin mühendislik çözümleri açısından orantılı olmaması nedeniyle oy birliği ile elenmiştir.

 

17 Sıra No’lu proje: Projenin İstanbul’daki kentsel dönüşüm kavramına getirdiği eleştirel bakış açısı olumlu bulunmuş olup, mimari olarak kentin yükünü daha da arttırmaya yol açacak çözümler önerilmiş olmasından dolayı eleştirilmiştir. Mimari yapı ölçeğinde yeterli olgunluğa ulaşmamış olması ve mimari çözümün istediği yapısal kesitlerin mühendislik çözümleri açısından orantılı olmaması nedeniyle oy birliği ile elenmiştir.

 

3’üncü eleme: 15 Sıra No’lu proje: Projenin, ütopya üretme eğilimi güçlü taraflarındandır. Ancak önermenin mimari ve mühendislik açısından yeterli olgunluğa ulaşmamış olması nedeniyle oy birliği ile elenmiştir.

 

Ödül grubuna seçilen projeler: 4 Sıra No’lu proje: Tasarlanan mimari kabuğun, raylı sistem üzerine yapısal çelik ile katmanlaşması ve özgün formu ile ulaşım çözümleri getiriyor olması açısından olumlu bulunmuştur. Serbest formda tasarlanmış olan çelik üst örtünün altındaki mimari detaylar, işlevsel zenginlik, esnek kullanıma uyumlu olması gerekçeleri ile, oy birliği ile eşdeğer ödüle layık görülmüştür.

 

6 Sıra No’lu proje: Projenin tarihi bir endüstriyel yapıya değmeden ancak şartnamede beklendiği üzere, yapısal çelik bir sistemle eklemlenerek kurgulanması ve kavramsal olarak da desteklenmesi olumlu bulunmuştur. Projenin mühendislik hesaplarının mimari proje ile paralellik gösteri amacı açısından kriterleri yerine getiren mimari ve mühendislik birliği sağlayabilmesi, yapısal kurgunun mühendislik açıklama raporu ile yeterli derecede desteklenmesi, kamusal alan ihtiyaçlarını çeşitli ve çoklu işlevlerle sağlanması nedenleriyle, oy birliği ile eşdeğer ödüle layık görülmüştür.

 

12 Sıra No’lu proje: Yoğun kent dokusunun içinde yer alan, ulaşım transfer sistemlerinin merkezinde bulunan ve araç trafiğinin ve yaya yükünün çok yoğun olduğu bir alana dair yapılan öneri olumlu bulunmuştur ancak, projenin büyüklüğü ve yüksekliği halihazırda yoğun olan kent dokusunu daha da yoğunlaştırma eğilimindedir. Mimari projenin kütle ve program olgunluğu, işlevdeki çeşitlilik ve zenginlik yapı formuna ve çelik sisteme iyi entegre edilmiştir. mühendislik açıklama raporunun mimari çalışmalar seviyesinde detaylandırılmadığı görülmüştür. Çelik taşıyıcı sistemin yetersiz kurgulandığı ve hesaplarla desteklenmediği görülmüştür. Tüm bu nedenlerle proje, oy birliği ile eşdeğer mansiyon ödülüne layık görülmüştür.

 

19 Sıra No’lu proje: Mimari projenin düzeyi yeterli görülmemiş ve çelik yapının mimari tasarıma adaptasyonu ve potansiyellerinde eksikler saptanmıştır. Bununla beraber, mühendislik hesapları ve çözümleri bağlamında projenin kapsamlı ele alınmış olması, ileri düzey enerji sönümleyici sistem araştırılması, çelik tasarımındaki detaylı çalışmalar nedeniyle, oy birliği ile eşdeğer mansiyon ödülüne layık görülmüştür.

 

Ahmet Alataş (Jüri Başkanı)

Ece Ceylan Baba

Onur Güleç

Selçuk İz

Salih Küçüktuna

 

SteelPRO 2018 Eşdeğer Ödülü

 

(Sıra No: 4, Rumuz: SP18igvqr)

Proje Ekibi:

Süleyman Eyigün, Abant İzzet Baysal Üniversitesi

Mimarlık Bölümü

Şule Şimşek, Abant İzzet Baysal Üniversitesi

Mimarlık Bölümü

Alper Şevik, Süleyman Demirel Üniversitesi

İnşaat Mühendisliği Bölümü

 

Proje alanı Hindistan’ın Mumbai şehrinde Elphinstone İstasyonunun bulunduğu arazidir. İstasyonun bulunduğu arazi şehrin doğu ve batı yakası arasındaki bağlantı noktasıdır ve bu iki yaka birbirine Jagannath Bhatankar Marg yolu ile bağlanmaktadır. Bu araç yolu, yaya yolu olarak kullanılmakta aynı zamanda trenler için bekleme alanına ulaşımı sağlamaktadır. Bu nedenle bölgede bir izdiham oluşmaktadır. Bu bağlamda gerçekleşen izdiham kaynaklı ölümler bu bölgede hayati bir müdahaleyi ortaya koymaktadır.

Hindistan’ da çelik üretiminin ve inşaatının fazla olması tasarlanan düşey yerleşkenin bu alanda olmasına karar verildi. Elhinstone road üzerinde buluna tren istasyonunda bu izdihamın ve ölümlerin yaşandığı göz ardı edilemeyecek bir mekan. Temel sebep üst geçit yollarının dar olması ve peronlara yetersiz giriş olduğu öngörülerek bu bağlamda çözümler üretildi. Yapılan dikey yerleşke bu izdihamı önlerken aynı zamanda şehrin doğu ve batı yakasındaki insanların etkileşimini de artıracak sosyal mekanlar üretildi. Elphinstone road üzerinde bulunan ve yine yetersizlik sorunu yaşayan halk kütüphanesini de tasarlanan dikey yerleşkede düzenleyerek bu mekanı halkın uğrak alanlarından biri olması amaçlandı.

Proje alanında bulunan üç temel aks tasarımın oluşumunda ve şekillenmesinde etkili olmuştur.

Bu aksların kesişimin de üç yoldan gelen insanların dağılımını sağlaması amacıyla meydan düzenlemesi önerildi. Bu meydan yönelimi sağlarken aynı zamanda bir rahatlama noktası olarak düşünüldü. İzdihamların yaşanmasında bu alanın kalabalık olmasının yanı sıra insanların bu istasyonu yağmur gibi olumsuz hava koşullarında bir sığınak olarak kullanmasıdır. Bu sebeple düşey yerleşke üstünde bu tür durumlara karşı gerekli kapalı alanlar tasarlandı. Tren yolunun sağladığı süreklilik sayesinde tren yolu üstünde denize karşı seyirlik alanlar oluşturuldu.

 

SteelPRO 2018 Eşdeğer Ödülü




(Sıra No: 6, Rumuz: SP18n7NNR)

Proje Ekibi:

Ferhat İbrahimoğlu, Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü

Muhammed Fatih Kahveci, İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü

 

Trieste Avusturya Macaristan İmparatorluğu’nun liman şehri olarak

gelişmiş, I. Dünya Savaşı’ndan sonra yapılan oylamayla İtalya’ya

bağlanmıştır. Liman şehri olarak gelişen ve dolayısıyla tersane

alanının çeperlerinde büyüyen kent bütün kamusal ve kültürel

sirkülasyonlarını sahil bandında oluşturmuştur. Günümüzde atıl

kalan port alanı ile kent merkezinin arasında kalan eski terminal

yapısı, kent belleğinde şehrin giriş kapısı olarak yer edinmiş, mevcutta

da kentin ihtiyaç duyulan kamusal-kültürel aktivitelerine ev

sahipliği yapmaktadır. Sergi alanı, konferanslar, düğün aktiviteleri,

gece etkinlikleri gibi ihtiyaca göre işlev değiştiren alan adeta kentin

oturma odası konumundadır. Zemindeki sirkülasyonu ve değişen

plan-mekan kurgusuyla eski terminal yapısının, kent insanına alternatif

mekanlar sunacak simbiyoz mekan ile başarılı bir simbiyoz

ilişki kuracağı ön görülmüştür.

 

Trieste şehrinin de içinde bulunduğu geniş coğrafyanın antikiteden başlayarak günümüze ulaşan gridal mekan kurgusu, bir süreklilik anlayışı ile yeniden yorumlanmıştır. Terminalin kagir duvarlarının arasında çatıyı taşıyan aks sistemi simbiyoz-mekan için yenilenip, yapının dışına ek iki aks eklenerek, dikey yerleşke için zemin oluşturulmuştur. Oluşturulan zemine iki kotta eklenen iskelet taşıyıcı sistem ile yapı strüktür tasarımını tamamlamış, modüler mekan tasarımı için altlık haline gelmiştir. Terminal binasının değişen kurgusundan beslenen ve aynı zamanda, kentin kıyısındaki açık-mekan üzerinden süregelen kamusallığı mekanlaştırmayı hedefleyen simbiyoz-mekan’ın ilk katında yeme-içme birimleri, cep sineması, idari, satış tezgahları gibi birimler yer alırken, üst katında kütüphane, atölye ve çalışma alanları konumlanmıştır. Üst kota eklenen amfinin, yapı için merkez oluşturması, çevresindeki hizmet birimlerinin de açık alana ve seyir teraslarına yayılan kullanımları önerilmiştir. Yapıyı tüm kotlarda besleyecek olan çekirdekler de iç mekana ve girişin olduğu yere eklenerek mekanların dikeydeki sürekliliği sağlanmıştır.

 

 

SteelPRO 2018 Eşdeğer Ödülü




(Sıra No: 7, Rumuz: SP18picBw)

Proje Ekibi:

Muhammed Yılmaz, Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü

Hüseyin Karameşe, Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü

Alp Eren Özalp, Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü

Şevgin Hekimoğlu, Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü

Danışman: Arş. Gör. S. Serkan Ustaoğlu, Arş. Gör. Mehmet Ozan Yılmaz

 

İstanbul'un Kuzey bölgesine, Arnavutköy Ormanları'nı da içerisine alan orman arazisine yapılmakta olan 3. Havalimanı proje alanın %81'i orman, 9'u göl ve %4'ü mera, kuru tarım ve fundalıklardan oluşuyordu. Bu alanın %94'ü kuşlar için uygun doğal yaşam ortamı idi ve yok oldu. Ayrıca havalimanının kuş göç yolu üzerine yapılması büyük tehlike arz ediyor. Bir taraftan bu kuşlar Bern Sözleşmesi'yle korunması gerekirken diğer taraftan olabilecek uçak kazası risklerinin de düşünülmesi zorunlu görülüyor. İstanbul'da yapılacak projelerin kuşlara olan etkileri göz önüne alındığında gerek göçmen gerekse yerli kuşlar bu projelerden olumsuz etkilendiği görülüyor.

 

Yapılan tasarımda temel amaç bu problemlere çözüm getirmektir. Yok edilen yeşil alanlarda yaşayan canlılara düşeyde yeni yaşam alanları oluşturmak, göç eden kuşların dinlenmesi ve beslenmesi için alternatif alanlar yaratmak,yok edilen yeşil alanlarda bulunan bitki türlerini doğaya geri kazandırmak, kuş göçleri ve uçakların iniş kalkışları sırasında yaşanacak olası kazaları önlemek amacıyla kuşları rotadan saptırmak, yok edilen göl ve meralar nedeniyle düşeyde sulak bir alan oluşturmak bu çözümlerden birkaçıdır.

 

Düşey habitat için seçilen lokasyonları ise orman yangınları için açılan yollar üzerine, göl ve sulak arazilerin aktif olduğu bölgeler oluşturuyor. Sürdürülebilirlik açısından bakılırsa, sürdürülebilir kentler; çevrenin en az düzeyde kirletildiği,kaynakların etkin ve verimli kullanıldığı,arazinin yatay değil dikey kullanıldığı, kentsel hareketliliğin en aza indirildiği tasarımların gerçekleştirildiği yerleşimler olarak tanımlanmaktadır. Ayrıca bir yapı yerel iklim ve ekolojiyle olan ilişkisini ne kadar kuvvetli kurabiliyorsa işte bu noktada gerçekten sürdürülebilir olarak adlandırılabilir.

 

Doğada olmayan bir yükselti yaratıldığında, elbette doğal esintilerin yönünü de gücünü de etkiler. Fakat,düşey habitat, döşeme plakaları dışında esintilere engel olacak bir eleman barındırmadığından, bu konuda da sürdürülebilir ve çevreyle dost bir yapı olduğundan söz edilebilir. Düşey habitatın taşıyıcısı ve malzemelerin çelik olması,bağlantı noktalarının doğru çözümlenmesi, söküp takma noktasında ve geri kullanım noktasında sürdürülebilir bir yapı olmasına katkı sağlamaktadır.

 

Ayrıca yapıda çeliğin olağandan farklı işlevlerde kullanılması da,çeliğin multi-fonksiyonel olarak nasıl kullanılabileceğini göstermektedir. Petek kirişlerin boşluklarının kuşlar için yuva girişi olarak tanımlanması,içeride bulunan kirişlerin üzerine arılar için habitat sağlanması, ana kirişlerin kuşlar için alternatif durak olarak üzerinde bir döşeme olmamasına rağmen devam etmesi bu duruma örnek gösterilebilir.

 

 

SteelPRO 2018 Eşdeğer Ödülü




(Sıra No: 10, Rumuz: SP18ruRZc)

Proje Ekibi:

Mert Topaloğlu, Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü

Özge Türedi, Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü

Muhammed Said Parlak, Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü

 

İstanbulda, nüfus artışı ile birlikte kentin ihtiyaçlarına karşılık verecek

boş alanlar kalmadı. İstanbul’da alan gerektiren 3 ihtiyaç vardır.

Fakat bu ihitiyaçlara karşılık verecek yerler hep bina ile dolmuştur.

İstanbul’un ihtiyacı olan bu 3 alan;

1-Tasarlanmış rekreasyon alanları

2-Mahalle pazarı

3-Afet toplanma alanları.

 

Yapı, bu üç ihtiyaca karşılık vermek üzere tasarlanmıştır. Bulunduğu yer olan Bakırköyde;

1-Mahalleyi bıçak gibi yaran demiryolunun üstünden iki yakayı bağlayacak, ayrıca içindeki cafeler, oturma alanları ve amfisi ile mahallenin tam ortasında bir çekim noktası, bir rekreasyon alanı oluşturacaktır.

2-Haftada bir gün yapılan ve bir caddeyi tamamen işgal eden Pazar için yeni bir mekan olacaktır. Tasarlanan detaylar sayesinde Pazar zamanı 109 adet tezgah yapının içinde kurulabilmektedir. 

3-Yapı, deprem bölgesi İstanbul’un belki de en çok ihtiyaç duyduğu, tasarlanması gereken afet toplanma alanına dönüşebilmektedir.

Tasarlanan detaylar sayesinde 109 yatak, revir, tuvalet, duş, yemek alanı, yapıda kurulabiliyor. Ayrıca demiryolu ile çok yakındaki AFAD merkezine de bağlantı kurulup burası bir afet merkezine dönüşebiliyor.

Yapının büyüklüğü mahalle ölçeği düşünülerek tasarlanmıştır. Dikey yerleşke denince akla ilk gelen katlardan oluşan yapılardır fakat bu yapı bir apartman gibi katlardan değil, rampalardan oluşmaktadır. Yaşadığımız ve, çalıştığımız iş yeri hatta zaman geçirmek için gittiğimiz çarşılar, AVM’ler bile üst üste katlardan oluşmaktadır. Bu yapı aslında aslında 0 kotunun dikeyde ötelenmiş halidir. O kotu demek yaşam kotu demektir. Geçişler, yollar, oturma alanları...

Fakat kentte neredeyse 0 kotunu tüketmiş durumdayız.

Taşıyıcı sistem olarak uzay kafes sistem tercih edilmiştir. Yapının tren hattının üzerinde yer alması nedeniyle, taşıyıcı sistemi hat üzerinde taşıyan rijit ikinci bir taşıyıcı sistemde programda modellenmiştir.

 

 

SteelPRO 2018 Eşdeğer Mansiyon Ödülü




(Sıra No: 12, Rumuz: SP18UWrXk)

Proje Ekibi:

Abdullah Pekemen, Maltepe Üniversitesi Mimarlık Bölümü

Oğuz Kaan Kızgın, Atatürk Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü

Danışman: Hale Sinirlioğlu

 

VERTİCAL STREET

Vertical Street aslında bir dikey şehir projesidir.

Günümüzde gelişen kentler yatayda yayılmaktan çok yükselmektedir. Fakat bu yükseklik beraberinde insan çevre ilişkisini düşürmekte ve insanı asosyal bireyler haline getirmektedir. Vertical Park bu sığ düşünceyi ortadan kaldırarak insanın insanla, çevreyle ve doğayla olan ilişkisini arttırabilmek amacıyla tasarlanmış ve bu mantığı yapının tüm alanlarına yerleştirmiştir. Vertical Street bir dikey sokak projesidir.

 

Dört ana bölümden oluşan bu yapı; 4 bölümün de özelliklerini her alanda hissettirmektedir. Alanın ortasında bulunan sirkülasyon boşluğu tasarımın en önemli çıkış noktasıdır. Bu boşluk içerisinde bulunan rampa, merdiven ve teraslar yapı için bir dikey cadde görevi görmektedir. Diğer 3 blokla olan etkileşim ve ulaşım, bu boşluk içerisinde gerçekleşmektedir.

 

İş Merkezi olarak tasarlanan net rasyonel mimariye sahip blok, bir süre sonra bu netliği kaybediyor ve üzerinde açılan boşluk ile kamusal alan oluşturuluyor. Bu aslında yapının geneline yayılan parçanın ilk adımı oluyor ve yapı netlikten giderek uzaklaşarak özgür bir hal alıyor.

 

Diğer bir blok aslında asansör ve merdivenlerden oluşan taşıyıcı blok. Zamanla çevresinin modüllerle sarılması sonucu bir yerleşim alanı olmuştur. Üzerine asılı modüller kullanıcısı tarafından getirilerek vinç yardımı ile bu bloğa asılmaktadır.

 

4. Blok ise şehrin kamusal alanlarıdır. Asansör ve sirkülasyon boşluğu ile bir geçiş noktası konumunda olan kamusal blok kullanıcısı için ev iş ve hayat 3 lüsüne nefes aldıran bir oluşumdur. Üzerinde kütüphane kültür merkezi, eğitim sınıfları gibi alanlar bulunmaktadır. Sistem çelik taşıyıcının bu 4 bloğu bir araya getirmesiyle işlemektedir. Bir şehir projesidir.

 

 

 

SteelPRO 2018 Eşdeğer Mansiyon Ödülü




(Sıra No: 19, Rumuz: SP187SqJA)

Proje Ekibi:

Duygu Damla Ayhan, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Mimarlık Bölümü

Aslı Kursun, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Mimarlık Bölümü

Tunç Deniz Uludağ, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü İnşaat Mühendisliği Bölümü




UPSIDE TOWN

Proje alanı olarak Hong Kong, Kowloon, Walled City Park seçilmiştir.

Walled City Hong Kong'un kuzeyinde bulunan bir zamanlar dünyanın en kalabalık yeri olarak bilinen bölgedir. 1950’lerden 1994'e kadar 33.000 kişi bu şehrin birbirine bağlı ve bir duvar oluşturan binalarında yaşamış ve çalışmıştır. Tamamen kanunsuz olan bu şehir 20. yüzyılın başlarında, gecekondu köyüne dönüşmüştür. Hiçbir açıklık bırakmaksızın alanın çeperlerinde üst üste istiflenen gecekondulardan oluşan bu şehrin dünyada bir örneği görülmemiştir. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Hong Kong, göçmen patlaması yaşamış, 26 bin metrekarelik bu şehrin zirvesinde 33 binden fazla insan yaşamıştır. Walled City, “City of Anarchy”, olarak anılan bu şehir, kısa bir süre sonra hükümetin kontrol edememesi ile tepki çekmiştir ve 1990’da yıkılması kararı alınmıştır. Hükümetin uzun uğraşları sonucu 33 000 kişi 5 yıl içerisinde boşaltılıp, Walled City yıkılarak, parka dönüştürülmüştür.

 

Dünya üzerinde başka bir örneği olmayan ve kent belleğinde yer etmiş bu dokunun yok edilmesine tepki göstermek, mevcut parkın üzerinde anıt niteliğinde katmanlaşan yeni bir yapı önermek, bu projenin temel kaygısıdır. Projenin anıtsal bir nitelik taşıması, ve Walled City’nin insanların hafızasına kazınmış ‘geçilemezlik’ özelliğini yansıtması hedeflenmiştir. Bu da konsept fikri olan ‘Upside Town’ kentsel hayatı ters çevirmek, düşüncesini ortaya çıkarmıştır. Upside Town konsepti kendi aşırı yoğun düzenine alışılagelmemiş ulaşım, sosyal alan ve açık alan tasarımlarıyla cevap vermiş olan Kowloon kentinden esinlenerek tasarlanmıştır.

 

Yüksekliği ve cephe karakteri değişen 9 binadan oluşan modül toplamda 4 kat yüksekliğindedir, yapının 9 bina için sürekli yükseklik değiştirmesi 2. modülle birleşmesi sırasında farklı hacimler tanımlamış ve aralarında tanımlanan teraslarla bu hacim maksimum sosyal alan zenginliği sağlayacak şekilde kullanılmaya çalışılmıştır. Birbiri üzerine eklenen modüller toplam 5 adet olup birleşimleri sırasında çekirdekler etrafında 90 ar derece döndürülerek bütün sistemin ağırlık merkezi değiştirilmeden çözülmesi sağlanmıştır. Taşıyıcı döşeme yapısına ters konsol olarak asılan binaların her biri karşısına denk gelen binanın ağırlığını dengelemek üzere modül içinde ve kule bütününde denge sağlanmıştır.

 

Ters konsol işleminin sebep olduğu, döşemelere binen aşırı yük sorunu projenin statik meydan okumasıdır. Bu sorunla başa çıkabilmek için alınan ilk karar bina malzemelerinin hafif seçilip ana döşemeler ve kirişlerin kalın olmasıdır. Ana döşemeler ve çekirdekleri bağlayan kirişler 2.5 m yüksekliğinde olup ilk katın duvarlarıyla beraber çalışarak devasa bir taşıyıcı kompleks oluşturulmuştur.

Oluşturulan makas kiriş sistemi ile modüller taşıtılmıştır.

 

 

 

SteelPRO 2018 Yarışma Projesi




Proje Ekibi

Abdullah Beyazıtoğlu, İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık

Burak Ergül, İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık

Semih Yılmaz, İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği

Mimarlık Danışman: Adem KARASU İTÜ Mühendislik 

Danışman: Çiğdem Demirel Eren İTÜ




KENTSEL KORİDOR

Metrobüs duraklarına doğrudan bağlantı düşünülmüştür. Kentin yoğun yerleşim bölgelerinde konumlanmış metrobus üstgeçitlerinden ulaşım mümkündür. Bazı Metrobüs duraklarında mevcut olan rampalar ve asansörler dolayısıyla engelli ve bisikletli erişimine müsait bir koridor tasarlanmıştır. Kentlilerin, kent merkezlerinde görmeye özlem duyduğu bisiklet/ koşu parkurları ve yeşil alanlarla donatılmış bir koridor tasarlanmıştır. Koridorun Metrobüs duraklarının üstünden geçtiği alanlarda duş alma, tuvalet, soyunma odası, yeme-içme birimleri konumlandırılarak, kentliler bu koridoru kullanmaya teşvik edilmiştir.

Zarif ve estetik Diagrid çatı strüktürü ile koridordaki ağaçlar yer yer birbirine geçiştirilmiş ve kente pozitif yoğunluk katan bir yapı tasarlanmıştır. Bunaltıcı, ve ‘gri’ E5 Hattındaki sürüş deneyimine ‘yeşil etkisi’ ile renk katılmıştır. Erişilebilirlik ilkelerine uyularak, kentlinin ihtiyaç duyduğu işlevlerle donatılarak ve kentlilerin aşina olduğu E5 Hattında konumlandırılarak kentlinin kısa sürede benimseyeceği bir yapı tasarlanmıştır.

Koridorda etkinlik alanı olarak işlevlendirilmiş alanlarda düzenlenmesi öngörülen çeşitlik etkinlikler(açık hava film gösterimleri, sergiler, toplantılar, yarışmalar, oyunlar..) sayesinde koridorun 7 gün 24 saat yaşayacak kamusal/kentsel bir alan olması hedeflenmiştir.

Çelik yapı malzemesinin hali hazırdaki mevcut yapılı alanlarda fiziki ve sosyal değişimler elde etmek için etkin ve verimli bir malzeme olduğunu farkettirme amaçlanmıştır

 

 

SteelPRO 2018 Yarışma Projesi




Proje Ekibi

Elif Burcu Sabır, Nişantaşı Üniversitesi Mimarlık

Taha Yasin Yalçın, Nişantaşı Üniversitesi Mimarlık

Hasan Hüseyin Altuntaş, Esenyurt Üniversitesi İnşaat Mühendisliği

Danışman: Dicle Kızıldere




FİKİRMODÜL

İstanbul Fikirtepe, Sulukule ve Tarlabaşı gibi kentsel alanlarda rant odaklı projeler sonucu temel insan haklarının en önemlilerinden biri olan barınma hakkı insanların elinden alınarak kent içinde yaşama olanakları yok edilmektedir. Bu gerçekten yola çıkarak 2000’lerin başından itibaren dönüşüm ajandasının odağında olan Fikirtepe Mahallesi proje alanı olarak seçilmiştir.

Kar odaklı sürgün kent politikalarına itiraz niteliğindeki bu projede, kentsel dönüşüm nedeniyle dönüşüme giren alanlarda barınma hakları ellerinden alınan insanların yaşadıkları çevreden uzaklaştırılmadan aynı çevrede geçici olarak kalmalarını ve alanın sosyokültürel dokusunun sürdürülebilirliğini sağlayan alternatif işgalci, parazit, hızlı şekilde takılıp sökülebilen ve ihtiyaca göre adapte edilebilen barınma odaklı çözümler sunmayı amaçlamaktadır.

Yoğun yapılaşmış bölgede mevcut dokuyu koruyarak, üzerine parazit bicimde ve farklı nüfus alternatiflerinin kullanımına izin verir şekilde katmanlaşan proje; özellikle gecekondu dokusunun yoğunlukta olduğu alanlarda gecekonduların sağır cephelerine ve çatılarına parazitlenerek ve birim modüllerin bir araya gelmesiyle yerinden edilen Fikirtepe halkına alternatif bir barınma sağlamayı amaçlamıştır. Çevredeki yapı yoğunluğu göz önüne alınarak yükseklik konusunda duyarlı olan tasarım kurgusunda, +7.00 kotundan başlayan yapılaşma, +19.00kotuna kadar devam etmekte ve her katta bulunan çelik platformların üzerine konumlanan, ihtiyaca göre değişebilen çelik modüllerle yaşam ve barınma işlevini olup her katında bulunan modüllerde barınma imkanı sunmaktadır.

 

 

SteelPRO 2018 Yarışma Projesi




Proje Ekibi:

Büşra Ceren Demirez, İstanbul Kültür Ün. mim

Gizem Özmen, İstanbul Kültür Ün mimarlık fak

Mehmet Emin Gör, İstanbul Kültür Ün müh fak

Shehab Eddin Awad İstanbul Kültür Ün müh fak

Danışman: Dr. Öğr. Üyesi Yasemin Erkan Yazıcı

İstanbul Kültür Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi, Mimarlık Bölümü

Danışman 2: Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Yazıcı, İstanbul Kültür Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, İnşaat Mühendisliği Bölümü

 

 

Dikey yerleşkenin hafif, geçirgen, boşluklu ve manzarayı engellemeyen bir tasarım olması esas alınmıştır. Bu sayede, çevredeki yapılardan bakıldığında, izlenebilirlik ve görsel geçirgenlik sağlanmış olacaktır. Yapının kuzey-doğu yönünden Ayasofya Müzesi, güney-batı yönünden Sultanahmet Camisi görülmektedir. Yapı konumu itibarı ile kuzey, doğu ve güney yönlerinden deniz manzarasına sahiptir.

Strüktür yapının ayaklarının zeminde noktasal basması ile tasarlanmış, bu şekilde zeminde daha akışkan bir tasarım anlayışı benimsenmiştir. Strüktür yapının ayakları ile yönlendirici bir kurgu sağlanmıştır. Modüler bir tasarım olması amaçlanmıştır. Bir modül 4x8 m olarak belirlenmiştir. Tasarım, her iki yönde 5 modül olmak üzere toplam 25 modülden oluşmaktadır. Yapı zemin + 3 kat olmak üzere, toplam 4 katlıdır.

Sultanahmet’e gelen yerli ve yabancı turistlerin bölgenin tarihi dokusunu daha iyi anlayabilmeleri için seyir terasları tasarlanmıştır.

Aynı zamanda yapının içinde bulunan dijital gösteri salonu ve kütüphane bu tarihi algının pekişmesine yardımcı olacaktır. Tasarım yapılırken meydan kimliğinin ve zemin dokusunun korunmasına özen gösterilerek yapı yerden 6 metre yükseltilmiş ve zemine oturma ve düşey sirkülasyon dışında farklı bir işlev verilmemiştir. Böylece zeminde daha önceden de var olan yaya sirkülasyonu üzerinde yapı olmasına rağmen kesintiye uğramamıştır. Zemin kat, insan akışına ayrılmış ve önceden var olan peyzaj yeni duruma göre düzenlenmiştir.

1. Katta kütüphane, WC ve dijital gösteri salonu bulunmaktadır.

2. Kat daha çok manzaraya yönelik tasarlanmıştır. Bazı mekânlar cam bölücülerle birbirlerinden ayrılmıştır. Ortada galeri boşluğu ve self servisin yapıldığı bir kafe bulunmaktadır. Bu sayede oraya gelecek olan insanlar manzarayı seyrederken aynı zamanda yemek yeme ihtiyaçlarını karşılayabileceklerdir. 3. Katta ise aynı şekilde teraslar ve self servis alanı bulunmaktadır.

 

 

SteelPRO 2018 Yarışma Projesi




Proje Ekibi:

Berkan Öztürk, Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık

Şeyma Bengü Özmutlu, Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık

Ali Talha Atici, Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği

Onur Ülkü, Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği

Mimarlık Danışmanı: Doç. Dr. Feride Pınar Arabacıoğlu

Mühendislik Danışmanı: Dr.Öğr.Üyesi Fatih Alemdar




SOSYO – PARAZİT

İstanbul Levent Büyükdere Caddesi birçok sosyo etkileşimin olmadığı, kentsel akış hızını kesen yüksek ofis yapılarından oluşmaktadır. Önerilen proje metropollerdeki sosyal hayatın durağanlaştığı, kültürel ve sosyo etkileşimlerin oldukça azaldığı hatta durma noktasına geldiği yüksek ofis yapılarını hedef almaktadır. Projenin amacı ortak ihtiyaçlar ve istekler kapsamında kullanılan alanlarda insanları bir araya getirip gerek ortak üretebilmenin gerekse insanlar arasında etkileşimin sağlanacağı mekanlar üretmektir. Bu bağlamda bölgedeki diğer ofis yapılarında da uygulanması öngörülen, İş Bankası Kuleleri ve Çanakkale Seramik - Kalebodur binaları arasına, onlara parazit gibi eklemlenip o binalarla var olan ve metropoldeki hayat akışının durduğu bu noktalarda bu durağanlığı ortadan kaldıran Sosyo- Parazit projesini tasarladık.

İki yapı arasındaki otopark alanına yerleşen bu yapı otopark üzerinde belli bir yükseklikte yükselerek kentin hareketliliğini arazinin ve yapının içine sokmayı amaçlamıştır. Yaşantının içinde kendini hissettiren, mesai saatleri dışında da yaşayan ve kullanılan sosyal hayatın içinden akıp geçmesine olanak tanıyan bu yapı , ofis çalışanlarının sözünü söyleyen , onlara ait bir yapı olmaya başlamıştır.

İki yapıya eklemlenen bu yapının ara yüzlerini köprüler oluşturur. Köprüler , yapıların çalışanları için nefes alabilmelerini sağlayacak bir atardamar görevi görürken metropol içinse tıkanan sosyal hayatı müdahale eden bir stent görevi görmektedir.

Toplam kat sayısı ve toplam inşaat alanı her iki ofis yapısının çalışan sayısı ve ihtiyaçları analiz edilerek tasarlanmıştır.

 

SteelPRO 2018 Yarışma Projesi




Proje Ekibi:

Betül Öz, Nişantaşı Üniversitesi Mimarlık

Hande Nur Çalıkçı, Nişantaşı Üniversitesi Mimarlık

Yasemin Şenyurt, Uludağ Üniversitesi İnşaat Mühendisliği

Danışman Mimar: Dr. Dicle Kızıldere

Danışman İnşaat Mühendisi: Arş. Gör.Recep Emre ÇAKMAK




SATIN ALINABİLİR KENT HAKKI

Boğaz Köprüsü, kentliye açılarak başta köprü olmak üzere tüm kıyı hattını kamusal bir alana dönüştürmek amaçlanmıştır. Boğaz köprüsünün atıl alan barındırması ve aynı zamanda bir kent simgesi olmasından dolayı oluşan problemlerin çözümü için iki farklı yöntem izlenmiştir. Birinci yöntem olarak köprünün Ortaköy ayağı kullanılarak konsol seyir terasları tasarlanmıştır.

İkinci yöntem de aslında ilk yöntemde tasarlanan seyir teraslarının köprünün diğer ayağına dokunan kısmıdır. Ancak bu iki yöntem, fonksiyon ve tasarımlarda bazı farklılıklar içermektedir.

Köprü ayaklarının mevcut iç boşlukları kullanılarak düşey sirkülasyon alanları tasarlanmıştır. Bu alanlarda 2 adet asansör ve bir adet yangın merdiveni çözülmüştür. Yaya yoluna ulaşım için tüm köprü ayaklarındaki elemanların kullanılabilmesine karşılık; seyir teraslarına ulaşabilmek için Ortaköy ayağının kullanılması gerekir. Köprü ayaklarının güçlendirilmesi, konsol ve yaya yolundan gelecek yüklere dayanıklılığını artırmak amacıyla mevcut kolon boşluğunun içerisine bir çelik kafes taşıyıcı sistem önerilmiştir.

Boğaz köprüsünün altına katmanlaşan yaya yolu, iki yaka arasında görsel ve fiziksel kopukluğu gidermek, kent ve ulaşım hakkını sağlamak amacıyla tasarlanmıştır. Önerilen yaya yolunda sadece yayalar değil aynı zamanda bisikletliler, sporcular ve seyir amaçlı bu yolu kullanan insanlar da olacaktır.

Yaya yolu kullanıcılarını hızlarına göre gruplandırmak önceliğin ulaşım hakkı olmasından dolayı oldukça önemlidir.

Gün içerisinde seyir amaçlı değil sadece karşı yakaya ulaşım sağlamak için köprü kullanan insanlar düşünülmüş ve sirkülasyon alanını bozmayacak şekilde bu 4 kullanıcı tipi için de alanlar sağlanmıştır.

 

 

SteelPRO 2018 Yarışma Projesi




Proje Ekibi:

İpek Geç, İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık

Zeynep Güçlü, İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık

Mert Kılıç, İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık

Osman Arda Can, İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği




Ma.

Su (Arapça).

Proje adını da oluşturan Bozdoğan Su Kemeri, Fatih semtinde yer alan Roma döneminden kalmış Antik dönemin en büyük su kanalı tesislerinden biridir. Günümüzde, altından geçen taşıt yolu ile İstanbul için ikonik bir simge haline gelse de, kent sakini ile yalnızca görsel bir iletişim içerisinde olması, bu kültürel mirasın sahip olduğu potansiyeli kullanamaması olarak değerlendirilmiştir. Bu sebeple, yapıya daha işlevsel bir anlam yüklenerek strüktürün daha da ön plana çıkarılması hedeflenmiştir.

Yapısal olarak, su kemerinin sahip olduğu simetri, bir altlık olarak ele alınmış, bu simetriyi ve lineerliği daha da ön plana çıkarabilmek adına önerilen kütlede belli noktalarda konsollar çıkılmıştır. Böylelikle yapıdaki hareket, üzerinde yükseldiği kemere karşıtlık oluşturmuştur. Çelik taşıyıcı sistemin getirdiği hafiflik, kapalı kütlelerde de korunmak istenmiş ve sirkülasyon sistemi ağırlıklı olarak yarı açık mekanlardan sağlanmıştır. Yerden kemer kotuna olan erişim, yolun her iki yanından da sağlanmış, asansör ve merdivenler ile desteklenmiştir. Böylelikle alternatif ve işlevsel bir “üst geçit” oluşturulmuştur. Kemerin altından akan trafik, proje kapsamında bir kesintiye uğramazken, yayaların üst kota alınması ile iyileştirmeye uğramıştır.

 

 

SteelPRO 2018 Yarışma Projesi




Proje Ekibi:

Seyid Mücahid Çiçek, Gebze Teknik Üniversitesi Mimarlık

Ezgi Avcı, Gebze Teknik Üniversitesi Mimarlık

Yağmur Karatepe, Gebze Teknik Üniversitesi Mimarlık

İhsan Sami YILDIZ, Gazi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği

Danışman: Fatma İlknur Kara




DÜŞEY DÖNÜŞGE/YERLEŞKE

Ortaköy meydanını vurgulayan kıyı şeridi zamanın çeşitli katmanlarında biriktirdiği dokularını lineer bir aks üzerinde barındırmakta ve çevresindeki organik sokak dokusuyla ilişkiler ağını güçlendirmektedir.

Kıyı şeridi üzerinde Boğaziçi Köprüsü, Ortaköy meydanı, Ortaköy Camii ve Rum kiliseleri gibi önemli odakların göze çarptığı, bir arada bulunduğu dolayısıyla kültürel çeşitlilik ve etkileşimin sağlandığı bir aralıkta bulunan ve tarihsel süreci boyunca işlevsel dönüşümler geçirmiş süreçteki katmanlarında çeşitli eklemeler yapılmış Esma Sultan Yalısı dikkat çekmektedir. Bundan yola çıkarak Esma Sultan Yalısı proje alanı olarak belirlenmiş ve tarihi yapının yaşantı mekanlarına dönüştürülmesi üzerine düşünülmüştür.

Yalı tarihsel sürecine bakıldığında birçok işleve konak yeri olmuş kırma çatısıyla da dikkat çeken bir eski yapıdır. Bu referans alınarak kamusal kademelerin en son katmanı konaklama birimleri çatıları kırılarak kullanılmıştır.

Ana taşıyıcı bu birimlerin üzerinden kıvrılarak devam ettirilmiş saçak gibi çalıştırılmak istenmiştir.

Yalının organizasyonlar için kullandığı bahçesine ve Boğaz Köprüsü’ne bakan cephe medya facade olarak düşünülmüştür.

Cephedeki yansıtıcı yüzeyler bu şekilde özelleştirilerek günümüz çağında bağlı bulunduğu tarihi yapının da daha dikkat çekici hale gelmesine katkı sağlamıştır.

 

 

SteelPRO 2018 Yarışma Projesi




Proje Ekibi:

Zülal Ballı, Nişantaşı Üniversitesi İnşaat Mühendisliği

Öyküm Ece Altan, Nişantaşı Üniversitesi Mimarlık

Pelin Karagöz, Nişantaşı Üniversitesi Mimarlık

Danışman: Evin Eriş




YERDEN UZAK

Proje kapsamında; mevcut dokudan yer düzleminde kopan, yalnızca strüktürel anlamda, çelik taşıyıcıların bastığı bir çerçeve sistemi önerilmektedir.

Çizilen senaryoda, şehir dokusunun belirli bölgelerine herhangi bir fonksiyonun yüklenmediği (sadece) strüktürel sistemlerin kurgulanması, sonrasında kullanıcı talep ve ihtiyaçları doğrultusunda oluşturulan strüktürel sistemlerin görece organik olarak (doluluk-boşluk oranları bağlamında) zaman içerisinde dolduğu/kullanıldığı bir ana yaklaşım söz konusudur. Özetle, projenin yarışma içeriği itibariye çelik kullanımına gönderme yapan taşıyıcı kurgu ve bu kurguyu destekleyen modüller halinde tasarlanmış ancak kullanıcının talebine bırakılmış konut ünitelerinde oluşan iki temel kurgudan bahsedilebilir.

Çelik çerçeve sistemlere gelinecek olursa; bir çeşit ütopik bir senaryo olarak yerden bağımsız olarak öne sürülen projede, çelik taşıyıcı kesitleri, oluşturulacak çerçeve sistemin yükseklik-genişliklerine göre değişkenlik gösterecektir. Dolayısıyla, proje kapsamında yalnızca bir sistem senaryosu çizildiğini söylemek yanlış olmayacaktır.

 

 

SteelPRO 2018 Yarışma Projesi




Proje Ekibi:

Hasan Algümüş, Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği

Aylin Üstün, Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği

Büşra Böcekli, Antalya Bilim Ün. Güzel Sanatlar Mimarlık Fak. Mimarlık

Esra Erdağı, Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği

Danışman: Mehmet Ozan Yılmaz Yıldız, Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği




HALKA AÇIK YAŞAM MERKEZİ

Halka Açık Yaşam Merkezi Projesi Antalya’nın Karaalioğlu Parkı’nın içinde yer almaktadır. Yarışma kuralları gereği 0.00 kotunda mevcut dokuya ve fonksiyona müdahale etmeden tasarlanan çelik yapı, +30.20m kotuna ulaşmaktadır.

Seçilen bölgenin tehditleri; aktif kullanılabilir yeşil alanların azalması ve geçirgensiz yüksek katlı binaların şehrin nem oranını değiştirmesidir.

Tasarımın çelik strüktürde geçirgenli olarak tasarlanması, nefes alan bir yapı oluşumuna ve şehrin nem oranının deformasyonuna katkı sağlamayan sürdürülebilir kimliğini ortaya çıkarmaktadır.

Su ve fonksiyon elementlerinin dikey yerleşimi, aynı zamanda Geleneksel Kaleiçi avlu tipi ev tipolojisinden esinlenerek tasarlanmıştır. Mevcut modern yapıların Geleneksel Kaleiçi dilinden tamamıyla uzaklaşması ile yüksek yapılarda pasif sürdürülebilir tasarımlardan uzak kalınmıştır.  Halka Açık Yaşam Merkezi, Geleneksel Kaleiçi Avlu dilinin modern yaklaşımı ile yorumlanmış formudur. Geleneksel Kaleiçi Evlerindeki avlu kişiye özel mülkiyete sahipken dikey yerleşimdeki su elementi ile yapıya özel mülkiyet konsepti korunarak tarafımızdan modern bir yorum getirilmiştir.

 

 

SteelPRO 2018 Yarışma Projesi




Proje Ekibi:

Beyza Nur Özdemir, Nişantaşı

Üniversitesi İngilizce Mimarlık

Beyza Nur Beksan, Nişantaşı

Üniversitesi İngilizce Mimarlık

Zeynep Eda Demirhan, Kocaeli Üniversitesi

İnşaat Mühendisliği




TR(AVM)A

80’lerden itibaren yoğun ve plansız bir kentleşmeye maruz kalan İstanbul, rant odaklı yanlış kent politikaları sonucu bugün; soylulaşma, dönüşüm ve kimliksizleşme gibi sosyo-ekonomik ve mekansal sorunlarla boğuşmaktadır.

İstanbul kent dokusu içinde büyük bir yoğunluğa sahip olan Alışveriş merkezleri (AVM) de yok - yer üreterek,

kentin kimliksizleşmesine ve kamusal mekanın yok olmasına neden olmak dışında, işleyiş biçimleriyle kentin ritmine ayak uydurmayarak kent içinde kimliksiz ve yoğun işgalciler olarak yer kaplamaktadır. Bu bağlamda AVM’lerin inşası sayesinde köklerden koparılmış, kimliksizleşmiş ve aidiyet duygusunu yitiren iki kent alanına ve odaklanılmıştır: Beyoğlu ve Bakırköy. Kim için? Nasıl bir kentsel alan ve hangi ihtiyaçlar sorularına odaklanılarak bu alanlarda kentsel problemlere çözüm bulunulmaya çalışıldı.

Beyoğlu (Demirören AVM): Sokaklar bizimdir felsefesini benimseyen bu proje ile bu dönüşümü perçinleyen Demirören AVM kurtarılarak Beyoğlu’na kültür işlevi ile hizmet etmesi amaçlanmıştır. Bunu yapmak için de Demirören AVM’nin çatısı ve sağır duvarına parazitlenen çelik strüktüre tutunan kompozit paneller zaman zaman, farklı opsiyonlara göre, tavan, duvar ve döşeme haline gelir.

Bakirkoy (Capacıty & Carousel AVM): Bakırköy sokakları AVM’ler tarafından işgal edilerek sosyo-ekonomik ilişkileri ve hafızayı yok sayarak, var oluşu tamamen geçicilik üzerine kurulu olan belleksiz ve mutsuz kent alanları yaratmıştır. Bu duruma odaklanan projede hem sayıca fazla olan evsizler baz alınmış hem de kentsel paylaşım mekânlarının eksikliğinin giderilmesi amaçlanmıştır. Capacity & Carousel AVM’lerine el koyarak; insanların buluştuğu, ilişki kurduğu ve barındığı alternatif mekanlar üretmek amaçlanmıştır.

 

SteelPRO 2018 Yarışma Projesi




Proje Ekibi:

Gülay Didir, Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık (İngilizce)

Özgenur Özdil, Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık (İngilizce)

Sait Ceylan, İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği İnşaat Mühendisliği Danışman Hocası

Asst. Prof. Dr. Barlas Özden Çağlayan

İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Çelik Yapılar Çalışma Grubu

Mimarlık Danışman Hocası: Doç. Dr. F. Pınar Arabacıoğlu, Mimarlık Fakültesi Dekan Yardımcısı Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi




YER İTİMİ / EVRENİN ÖTEKİLEŞ-TİRME GÜCÜ

Kent kurgusunun yer edinildiği Upside Down'' filminde, evren gerçekte olduğundan farklı işlemektedir. Evrendeki iki yaşanabilir gezegen birbirlerine yakın konumlanmaktadır. Gezegenlerin birbirlerine en yakın oldukları yüzeyde insanlar kendilerine yaşam alanları oluşturmuşlardır. Birbirlerine karşılıklı olarak konumlanan bu iki kentin insanı, kendi dünyasının yerçekimi kurallarına tabidir. Sosyolojik sorun bu kurguda dikey olarak işlenmiştir.Yaratılan bu distopyada iki kent birbirlerine bir iş merkezi ile bağlı olup; kentlerden biri burjuva, diğeri ise proletarya sınıfı konumundadır. Bu iki kentin birleşebildiği ortak mekan oluşturabildiği tek yer olan bu iş merkezi, aslında bu sistemin kilit taşıdır ve dolayısıyla yarattığı ortak mekan çözümleri de bu sistemin birer parçasıdır.

Tasarlanan yapının alt dünya ile birleşim noktasında, insanların geçiş hatlarının devamlılığı ile birlikte yeni ve tanımlı bir meydan da düşünülmüştür. Kentin bakımsızlığı sonucunda, tanımsız kent boşluklarına dönüşen kent meydanını iyileştirmenin amaçlandığı bu birleşim noktasında; strüktürün kendisi yeni bir geçiş alanı, strüktürün ortasındaki alan ise yeni bir meydanı tanımlamaktadır. Kentin sokaklarının buluştuğu bu meydanlar, insanları “bir yere gitme” halinden alıp “varma” haline ulaştırır. Dolayısıyla tasarladığımız tasarlanan girişler, alt dünya insanını sokaklardan alıp iki kentin yeşil dokulu ortak mekanlarına taşımakta ya da kendi kentinin ortak mekanında -meydanında- buluşturmaktadır. Yapıya giriş rampa aracılığıyla sağlanmaktadır. İnsanlar meydandan yukarı baktıklarında aynalarla karşılaşmaktadır. Aynalar burada yapının amacının, var olma sebebinin birer sembolüdür. Aynaya bakan kişi kendisini ters olarak görür ve gördüğü ters insan, üst dünyanın yansımasıdır. Böylelikle yapı, girişinden itibaren, iki dünya insanı için ortak mekanlar sunduğunu kullanıcılarına aktarır.

 

 

SteelPRO 2018 Yarışma Projesi




Proje Ekibi

Fatma Betül Kılıç, Nişantaşı Üniversitesi Mimarlık - İnşaat Mühendisliği

Tuğba Çakır, Nişantaşı Üniversitesi Mimarlık

Elif Nur Çakmak, Nişantaşı Üniversitesi Mimarlık - İnşaat Mühendisliği

Danışman: Evin Eriş




İSTİLA

Bu proje, İstanbul Fikirtepe Bölgesi proje kapsamında pilot bölge olarak seçilmiştir. Fikirtepe örneğinde çok net olarak görülebilen "Ayrışma" meselesi, projenin merkezine oturtturulmuş olunup, mevcut duruma karşıt bir distopya önerisi yapıldığı ileri sürülmektedir. Bu amaç doğrultusunda proje önerisinde; hâlihazırda gökdelenler ve gecekondu bölgesi olarak iki ayrı dokunun ayrışmasından oluşan alanı, gecekondu bölgesini örgütlemek amacına hizmet edecek ve tüm tasarlanan sistemin katalizörü olarak görev görecek bir sosyal merkez önererek senaryonun ilk adımını tanımlanmaktadır. Böylece tasarlanan bu merkez kütlenin, hem mevcut doku kullanıcılarının etkileşimini tetikleyen bir rolü olduğu, hem de bu merkezden aldığı (dayanışma) gücüyle gökdelen bölgesine karşı atağa geçmeye güç bulmayı sağlayan bir görevi üstlendiği söylenebilir. Gecekondu bölgesinin halihazırda yıkım ile yüzleşmiş, sokak dokusunu bu görevde araç olarak kullanan proje, zaman içerisinde sosyal etkileşim merkezinden aldığı enerjiyle, eklemlenerek çoğalan, hatta gelecek senaryolarında terk edilmiş, dolmayacağını öngördüğümüz gökdelenlere dahi nüfus etmeyi, ele geçirmeyi planlayan ve gerçekleştiren tablolarının çizilebileceğini iddia eder. Özetle öneri projeyi, iki ayrı dokuya da dokunan ve çakışan, birleştirici bir üçüncül doku önerisi olduğu ileri sürülebileceği gibi, aynı zamanda kurguyu bir çeşit İSTİLA projesi olarak yorumlamak da mümkündür.


© 2014 - Turkish Constructional Steelwork Associaton