TR|EN
Actual Content
Newsletter
Casp 2022
EUROCORR
Çelik Yapılar Extra
Tevfik Seno Arda Lisesi
Yayınlar > Çelik Yapılar
Sayı: 60 - Haziran 2019

Haber




Dr. Reza Javaherdashti:"Artık Korozyondan Bahsetmiyorum, Ekonomisinden, Ekolojiden Bahsediyorum"



Korozyon çok büyük ve neredeyse kadim bir konu. Buradaki sunumlarınızdan anladığımız kadarıyla korozyona karşı mücadele eden tarafta olmanıza rağmen, korozyonun doğallığını önemsiyorsunuz ve korozyonla mücadelenin de doğaya uygun olmasını istiyorsunuz, doğru mu anlıyorum?
CASP2019’un Davetli Konuşmacısı Dr. Reza Javaherdashti’yi sadece sunumlarıyla bırakmadık, daha fazlasını da anlatmasını istedik.
 

Korozyon çok büyük ve neredeyse kadim bir konu. Buradaki sunumlarınızdan anladığımız kadarıyla korozyona karşı mücadele eden tarafta olmanıza rağmen, korozyonun doğallığını önemsiyorsunuz ve korozyonla mücadelenin de doğaya uygun olmasını istiyorsunuz, doğru mu anlıyorum?

 

Dr. Reza Javaherdashti: Evet, doğru bu. Ben diyorum ki, korozyon çok önemli bir konu ama korozyonu def etmek öyle her şey pahasına olmamalı. Diyelim ben bir rafineride çalışıyorum ve ortamda korozyon var, tutup da istediğim kadar kimyasal maddeyi korozyonu kontrol edeceğim diye kullanmamalıyım.

Eninde sonunda bu maddeler çevreye karışacak. Korozyonu kontrol etmiş görüneceğim ama çevreye yapılan zararı kim ödeyecek? Benim, sizin çocuklarınız.

İşte bunun için diyorum ki, korozyonun üç yanı var, birisi teknik, maşallah herkes biliyor, ikincisi çevresel, çok az kişi biliyor, biliyorsa da önem vermezler ya da önem verecek mevkide değiller maalesef, üçüncüsü de ekonomik.

 

Kitaplarımda bir çok örneği var, ABD’de ya da başka ülkelerde korozyonu hafife aldıkları için patlamalar olmuş ve çok insan kaybı olmuş. Bu insanlar, bu insanların ailesi yok muydu, çocukları yok muydu? Bir rafineri on yıl kadar önce petrokimya kompleksi, bunlar bir boru almışlar paslanmaz çelik, borunun içinden kimyasallar geçiyor, borunun çevresinde sabit tutması için normal karbon çeliği kullanmışlar, şimdi bu iki materyalden korozyon hızlandırılmış ve dolayısıyla orada bir patlama olmuş. 5 kişi ölmüş ve işletme 50 gün boyunca durmuş, tamirat yapmak için falan. Buna benzer çok örnek var.

 

Multidisipliner bir bakış gerektirdiği devamlı vurgulanıyor da mesela çevre mühendisleri de bu alana yönelik somut çalışmalar yapıp, uyarılarda bulunmuyorlar mı?

Dr. Reza Javaherdashti: Çevre mühendisliği ile bizim mühendislerimiz arasında bir irtibat kopukluğu var. Onların aldığı derslerde korozyon diye bir şey yok, korozyonla ilgili mühendislik alanlarında da çevre diye bir şey yok. Dolayısıyla bir birbirimizin dilini anlayamıyoruz. Anlaşamamanın nedeni, ortak bir dilimizin olmaması. Ben korozyon mühendisi olarak oturup malzemeci bir arkadaşla rahatlıkla konuşabilirim, bir kimya mühendisiyle de ama çevre mühendisi korozyondan anlamaz, biz de korozyonun çevreye zararından anlamayız.

Bazı kişiler sadece kişisel merakları için gidip çevre alanında araştırma yapıyorlar.

 

Dikey uzmanlık gibi mi?

Dr. Reza Javaherdashti: Evet, ben kendim korozyon mühendisiyim ama çevreye çok duyarlı olduğum için bu konuda bayağı çalıştım. 2010’da bir kitap yazdım Almanya’da çıktı. İlk defa korozyonun çevresel yanlarını ele aldım, değerlendirdim. Biz mühendisler öyle yetiştiriliyoruz ki, her şeye sanki bir açıdan bakmamız gerekiyor gibiyiz. Mesela özellikle endüstriden gelenlerle konuştuğumda bana diyorlar ki sana katılıyoruz çevre çok önemli ama peki bunu öğrettiğimiz zaman bizim ürünlerimizi kim bizden alacak? Ben de onun için buradaki konuşmam sırasında bahsettiğim gibi yavaş etki örneğini verdim. Dünyada bu yavaş moda bütün hızıyla gidiyor. Mesela giydiğim elbise nereden geliyor sorusunun peşine düşüyor insanlar. Petrol sanayinden sonra tekstil dünyayı en çok kirleten endüstridir. Artık insanlar sorguluyor giydiğim bu kıyafet iyi hoş ama nereden geliyor, bunun maliyeti nedir, çevreye yaptığı etki nedir diye düşünüyor. Çok hızlı gelişti bu. Bizim sektörümüz için de sorgulanmalı.

Ben halen bu sorunun cevabını arıyorum. Bazı çevreler, devletler sözde çevreyi korumayı destekliyorlar ama iş pratiğe gelince sadece boş laf. Maliyeti çok fazla, pahalıya çıkıyor falan bence bunların hepsi bahane. Bunların hiçbirisi kabul edilemez. İngiltere’de mesela yavaş yavaş ilerledi, bir bilim adamı bir film yaptı denizlere attığımız plastiklerin deniz hayvanlarına yaptığı zararları gösterdi, bu film bir etki oluşturdu artık bir kanun çıkartıyorlar plastik malzemeleri rahatlıkla alamazsınız. Avustralya’da kimse size alışverişte plastik çanta vermez sorumluluk duyuyorlar artık. Fakat halen daha birileri de bin bir problemimiz var hangisine yetişelim diyorlar. Eğer problemlerin bir tanesini akıllıca çözebiliyorsa o zaman bin bir yerine bin problemle uğraşmak zorunda kalacağız. Bu da kardır neden olmasın?

Okullarda korozyonu anlatıyorlar ama çevreye etkisi hakkında bir araştırma yapın diyen yok. Bu alanda kaç tez var, hemen hemen yok denebilir. Önce eğitim olacak, sadece üniversite değil, ilkokuldan başlayarak korozyon kültürü oluşturmak için. 7-8 yaşındaki çocuğa anot- katod demeyeceğim, bunu kastetmiyorum. Belki çizgi film şeklinde anlatabilirim ama. İran’da biz yapıyoruz böyle, çocuklukta bir farkındalık yaratılıyor böylece. Bir kültürü değiştirmek istiyorsanız anne babalara değil çocuklara söyleyeceksiniz, onları eğiteceksiniz, bu çocuk ilerde herkesten daha etkili oluyor.

Kendi hayatımdan örnek vereyim, Ankara ODTÜ’de okurken arkadaşımı görmeye İstanbul’a geldim. Arkadaşımın teyzesi onu görmeye gelmişti oğluyla birlikte, 5- 6 yaşlarında oğlu, ne okuyorsun diye sordu bana, metal mühendisliği okuyorum, korozyon üzerine ihtisas yapıyorum dedim. Nedir ki bu dedi, uzun uzun anlattım. Şimdi o çocuk Norveç’te üniversitede korozyon profesörü. İşte onun için çocuklardan başlıyoruz. İkincisi üniversite endüstriden çok uzak, bunları yakınlaştırmak gerekir.

 

Sizin sunumlarınızdan ikinci olarak hissettiğim şey, anladığım kadarıyla korozyon konusu sanki daha çok kimya, fizik bir miktar elektrik alanının konusu olarak öne çıkıyor ve galiba siz biyolojinin geride kaldığını düşünüyorsunuz. Bakterilerin çıkardığı sülfürün korozyonu yüzde yetmiş oranında artırdığını dile getirdiniz. Bu hatta kimyanın konusu gibi algılandı size de sordular “Bu korozyon mudur?” diye. Bir de bize anlatsanız detayları.

Dr. Reza Javaherdashti: Korozyon multidisipliner bir konu. Bir yandan kimya ile ilgileniyor, fizik ve biyoloji. Ben mesela mikrobiyolojik korozyon üzerinde çalışıyorum. Kendim mühendisim ama mikrobiyoloji öğrenmek zorunda kaldım. Korozyon çevre mühendisliği ile de çok iç içe, gün geçtikçe bunu daha da genç nesil iyi anlayacak ama eski nesiller hep böyle başka alanları görmek istemiyorlar. Dünya artık çok büyük bir hızla değişiyor. Ben yerimde kalıyor olabilirim ama dışardaki dünya beni beklemez. Çevre çok önemli dersiniz, tamam çok güzel ama aktif bir plan yok. Bu nasıl çözülebilir derseniz önce eğitimle sonra endüstri üniversite gerçekten birbirini bir daha sevmeliler. Endüstri der ki korozyon diye sorunum var gel benim için hallet bunu. Akademi de yok ben bu araştırmadan makale çıkartacağım gidip sunacağım bundan doçentliğime, profesörlüğüme yürüyeceğim. Endüstri bugünkü problemine bakıyor, akademi ise yakın geleceğe bakıyor ve buradan sorunlu bir ilişki çıkıyor ortaya. Endüstri hemen sorun çözülsün istiyor. Bence öğrenciler en azından bir yıl bir rafineriye gidip çalışacaklar. Staj değil ama işçi gibi, o işin zorluklarını, şartlarını anlasınlar. Sadece basit bir işçi gibi her şeyi yeniden kendisi öğrensin. Sonra akademiye döndüğü zaman burada elde ettiği tecrübe ile bilir ki rafinerideki adamla nasıl konuşsun. Ben kendim de aynen bu yolu izledim. İşçilerden, formenlerden çok şey öğrendim, sonra gidip akademide üst çalışmamı yaptım. İşçilerle ben mühendisim diye oturmadım, onlar bildiklerini bana öğrettiler, üniversitedeki teoriler bana yardım etti, işçiden aldığım bilgi bu sefer daha da netleşti, gelişti ve hiç de unutmadım bu tecrübeyi.

Üçüncüsü ise buradaki gibi seminerler. Farklı ülkelerden insanlar burada buluştu kendi alanlarındaki görüşlerini paylaştılar, bu çok güzel. Farklı insanlar fikir alış verişinde bulundular ama bunun devamı gelmeli, sürekliliği olmalı.

 

Korozyonda algının güçlenebilmesi için zaman ile ilgili de bir problem var mıdır? Yani belki korozyon 1 gün içinde ortaya çıkan bir olgu olsaydı alınacak önlemler de farklı olurdu sanırım. 70 yıla kadar dayanıklı diye duyuyoruz, şununla korursan 100 yıl olur gibi söylemler duyuyoruz. Bunun alt limiti nedir? Ne zaman başlar mesela çelik bir yapıda korozyon? Bir yılda başlar da 5 yıl sonra mı verdiği zarar görünür?

Dr. Reza Javaherdashti: İster çelik olsun, ister başka metaller, yapınızı bitirdiğiniz gün korozyon başlar. Korozyonu hiçbir şekilde sıfıra indiremiyorsunuz, buna dur diyemiyorsunuz. Yalnızca kontrol edebiliyorsunuz.

Metal üzerine güzel bir kaplama yaptınız ya da bir boya, eğer bu boya kaliteli bir ürün ise, doğru şekilde uygulanmışsa 50 - 70 yıl hatta fazlasıyla dayanabilir.

Ama bu boyada küçük bir çizgi olsun, her şey berbat oluyor. Boru yapıyoruz her şey uygun, toprak altında kullanacağız, üzerine boya kaplama uyguladık ama bu işi yapan işçi korozyondan hiç haberi yok, boruyu topağın içine koymak istediği zaman oradaki taşlardan bu kaplama ya da boya zedelenir, kontrol eden görür ve boş verir ama o küçücük zedeleme yavaş yavaş anot haline gelir ve delik açılmaya oradan başlar. Dolayısıyla eğitim çok önemli sadece üniversite eğitimi değil, her aşamada eğitim çok önemli

 

Bir yapıda korozyondan sorumlu olan kimdir? Mimar mı, mühendis mi, imalatçı mı? Korozyon mühendisi olarak bu birimlere ne önermek istersiniz?

Dr. Reza Javaherdashti: Biz bir şeyi ürettiğimiz zaman üretildikten hemen sonra hemen piyasaya çıkmaz bir yerde depolanır. Depolama havaya açık bir alanda yapılıyorsa bu demektir ki korozyon hemen burada başlıyor. Peki bunu nasıl koruyacağım? Mesela boru yapıyoruz bu boruları açık yerde depolayacaksanız üzerine yağ koyun ki nem almasın, bu kadar da basit bir çözüm olabilir yeter ki ürettiğimiz ürün nemden uzaklaşsın. Toprak üstünde bırakacaksak paletler üzerine koyalım, boru ile toprak arasında bir katman olsun.

Dizayn aşamasına geldiğimiz zaman tasarımcılar standartlara bakıyor, sanki standart gökten inmiş gibi bakıyorlar. Standartlar bir ülkenin anayasası gibi bütün detayları vermez, genel çerçeve çizer. Diyelim ki boru hattı tasarımı yapacağım bunu öyle bir dizayn edeceğim ki yerin topoğrafisine göre borunun içinde su birikme imkanı var, yanında su fazları var, burada su birikimi oluyor ve korozyon oradan başlıyor. Eğer bu borunun içinden sıvı geçiyorsa saniyede hızı saniyede 1,5 metreden aşağısına düşmeyecek, eğer düşerse bu sıvı hareketsiz hale gelir bu kez borunun içinden korozyon başlar. Her aşamada detaylara bakmak gerekir. Kesinlikle her üretim tesisinde bir korozyon danışmanına ihtiyaç vardır. Çünkü tasarımcılar bunları zaten bilemezler.

Ekipteki korozyon mühendisi tasarım aşamasında ne yapılması gerektiğini söyleyebilir. Böyle olunca endüstride böyle bir alan açılır, akademide de öğrenciler korozyon mühendisliğine daha fazla yönelirler. Yapılan her fabrikada bir korozyon mühendisine ihtiyaç vardır.

Şu anda mesele kendinizi bir üniversite öğrencisi düşünün, makine bitirmişim, maden bitirmişim neden gidip de korozyon üzerinde çalışayım ki iş yok ortada. Ama neden bazı ülkelerde var? Mesela İran’da var, korozyon mühendisi olarak mezun oluyorsunuz orada. Çünkü bunun ihtiyacını yaratıyorlar, görüyorlar. Gemi yapacaksınız nasıl olur bir tersanede bir korozyon uzmanı olmaz. Düşünülür gibi değil. Her alanda en azından bir korozyon danışmanı olabilirse bu problemler biraz da olsa çözülebilir.

 

"Korozyon kültürü" oluşturmak gerekir galiba ama yanlış oluşan kültürü de değiştirmek gerekiyor bir yandan. Korozyon alanında çalışanlar zor işlemler öneriyorlar olabilir mi? Yaygın olarak kabul görmeyen belki. Çok mu işi var korozyon alanının daha?

yeni bir şey önermiyoruz. Biz diyoruz ki öyle bir dünyada yaşıyoruz ki her şeyi biraz bozuldu paslandı falan diyerek atamayız. Bu ister evimizdeki kullandığımız küçük bir parça eşya olsun ister büyük bir gemi olsun, ister araba olsun fark etmez, biraz paslandı diye bunu atamazsınız. Bu sorunların çözümü var. Diyelim ki kışın yollar buz tutmasın diye tuz döktüler yola, araba hareket edince bu tuz arabanın altına geliyor ve orada korozyon başlıyor. Beş yıl böyle servis ömrü varsa o aracın, bu beş sene iki seneye gelir. Bu aradaki zararı kim ödeyecek? Bu otobüsler, feribotlar, vapurlar için de geçerli. Şimdi bu korozyonla savaşmada bence özel sektör öncü olmalıdır. Devletler dünyanın her yerinde aynı, pek aldırış etmez ama özel sektör kendi cebinden para harcadığı için bu konuya daha önem vermek zorunda. Neden? Çünkü karı daha fazla artıyor.

 

Bir de siz adınızı verdiğiniz bir model geliştirdiniz, buradaki sunumunuzda da anlattınız detaylarını. Neden böyle bir yeni sistem geliştirdiniz, ihtiyaç mı gördünüz?

Dr. Reza Javaherdashti: Benim geliştirdiğim sistem korozyonun çevreye olan tesirlerini ölçebilmek için. Çünkü düşündüm ki çevreciler zaten hiçbir zaman korozyon dersi almıyor korozyon alanlar da hiçbir şekilde çevreye ait dersler almıyor, bunu bildiğim için kendi kendime okumaya, eğitim almaya başladım. Yavaş yavaş da kendi modelimi oluşturdum. Birkaç ay içinde bir kitap çıkartıyorum Amerika’da bu araştırmamla ilgili. Orada işte bu modelin detaylarını aktarıyorum. Benden önce maalesef kimse bakmamış buraya, herhalde benim kadar çevreye duyarlı olmamışlar. Ya da çevreciler benin kadar korozyona dikkat etmemişler. Bu modelilk adım. Bu yaklaşım yüzde yüz doğrudur diyemem ama en azından bakın diyorum, tartışalım bunu gelin bunun üzerinde daha iyisini yapalım diyorum. 1922’de adamın biri bir model vermiş işte bilim budur. Tartışalım, bilim hiçbir zaman yerinde durmaz her zaman hareket ediyor ileri gitmesi de şart, ilerliyor. Tartışılsın istiyorum benim sistemim, konuşulsun ve geliştirilsin. Eğer eksiklikleri varsa çıksın ortaya. Diyelim bu modeli Türkiye’de uyguladık, kim uyguladı mesela, ben isim de vereyim Koç Gurubu. Birçok rafinerisi var gel bu modeli bizim için uygula sonuçlarına bakalım desinler mesela. Yeter ki özel sektörden olsun. Özel sektör araştırma için kendi cebinden harcadığı için sizden somut sonuç bekler. Bu çok güzeldir. Ben böylesi zorlukları çok severim. Dünyanın her yerinde özel sektörle çalışmışımdır, senden sonuç isterler. Kitabı var, araştırması var falan diye bakmazlar. “Sorunum bu, nasıl halledeceksin?” derler. Sen halledeceksin bir çözüm üreteceksin sonra başında durup bakacaksın sunduğun çözüm çalışıyor mu çalışmıyor mu? Aynen bir doktor gibi. Onun için diyorum ki özel sektör korozyona destek vermeli, devlete giderseniz sadece vaktini harcıyorsunuz, yaramaz bir şeye.

Bir çok ülkeye gidiyorum orada tesislerebakıyorum, çıkacak problemleri raporluyorum. O raporda şu kısımları istediğin kadar kullanabilirsin ama bu kısımlar kırmızı alarm diyorum. Ne kadar sürer, kim bilir ama riskin var. Müdür ihtimalden anlamaz ihtimal mühendisin işi. Eğer bu tesisi daha çok çalıştırmak istiyorsan patlama riskin var, müdür bundan anlar.

 

Risk ve ihtimal karışıyor mu gerçekten?

Dr. Reza Javaherdashti: Şöyle bir şey, risk dediğimizin matematiksel bir ifadesi var, ihtimal ise çarpı neticeler. Bir şeyin ihtimali çok az olabilir, küçük bir ihtimal olabilir ama çıkardığı neticeler çok büyükse o zaman riski de o kadar büyük olur. Çoğu zaman bu ikisini karıştırıyorlar. Yani diyor ki şimdiye kadar hiçbir şey olmadı yani ihtimal düşük dolayısıyla da bir şey olmayacak, şimdiye kadar önemli bir şey görmedik. Onun için diyorum, şimdiye kadar çıkmadı demek inşallah sonrasında da olmayacak bir şey demek değildir. Bunlar çok farklı, ihtimal ve risk çok farklıdır. Bir rafineriye gidiyorsunuz her şey iyi diyorlar, nereden biliyorsun, şimdiye kadar sorun çıkmadı diye nasıl emin olabiliyorsun bundan sonrasında da çıkmayacağından. İşte onun için diyorum ki bunun gibi toplantılar çok önemli, devam etmeli, iki sene sonra yeniden yapılacaksa daha da farklı disiplinler bir araya gelmedi, bilgilerini,  deneyimlerini paylaşmalı.

 

Zor bir alan mıdır korozyon?

Dr. Reza Javaherdashti: Hayır, daha boyutları tanınmamış bir alan. Şimdiye kadar sadece mühendislikte, sadece teknik alanlarda kaldı. 20 yıl sonra diyorum ki korozyon biliminin işletmesi de var. Bunların arasındaki fark ne? Korozyon işletmesinde sadece mühendislerin sözü geçer, teknik konu. Burada, buna benzer yerlerde, toplantılarda hep duyduğunuz şeyler; boya, kaplama, katodik koruma gibi bir durum. Korozyon bilimi işletmesi artık mühendisler için değil işletmeciler içindir. Orada artık korozyondan bahsetmiyorum, ekonomisinden bahsediyorum, ekolojiden bahsediyorum. Benim için sayılar önemli değil, datalar önemli, bu datayı nasıl kullanayım ki firma nasıl karlı hale gelsin diye düşünürüm. Mesela Avustralya’da bir yerde fabrikaya gittik denetim yapıyoruz, orada metal boruborular içide su var gömülü, bir yangın çıkınca oradaki suyu yangın için alacaklar bekletiyorlar. Bu boruların bence durumu pek iyi değil, içinde korozyon olabilir, bakteriler olabilir korozyonu hızlandıran dedim. İki ay sonra yangın çıktı orada, yangını söndürmeye çalışmışlar ama borularda su yok. Fabrikanın yarısı gitti, yandı. O zaman geldiler bana ne yapalım diye, tarif ettim, çözümünü gösterdim. Artık 14 senedir hiç bir sorun yok. Bu sefer uyguladılar çünkü.

 

Nereye doğru gider dünyada korozyon teknolojileri sizce?

Dr. Reza Javaherdashti: Multidisipliner olacak o kesin. Anti korozyon yöntemleri özellikle kimyasal yöntemler hemen hemen hepsi yeşil teknolojilere doğru gidiyorlar. Malzeme ve boya uzmanları, kaplamacılar çok yavaş da olsa yeşil teknolojiye gidiyorlar. Bir araba icat edildiği vakit bir at onu geçebiliyordu, hiç de ekonomik değildi. Sadece ekonomi olarak bakılsaydı araba yapmaya gerek yoktu ama orada sadece ekonomiye değil gelişmeye baktılar. Gelişme önemliydi ve şu anda biz otomotiv sanayine sahibiz. Aynı şey yeni enerjiler için de geçerli. Petrol krizinden önce güneş enerjisinden konuşaydınız gülerlerdi size, şu an ekonomik olmasa bile gelecek o tarafa doğru, yeşil teknolojilere gidiyor.

 

Denize çinko atıyorsunuz” dediniz sunumunuzda, bunlar olmayacak mı gelecekte?

Dr. Reza Javaherdashti: Çinko dökmeyecekler denize, çok zararlı deniz canlıları için, bu etkiyi düşünmek zorunda korozyonla uğraşanlar. Şu sıralarda çok moda olmuş nano teknoloji, titanyum oksit boyalarda titanyum taneleri kullanmak. Benin öğrencim bir araştırma yaptı taneleri çok küçük olduğu için insan teninden direkt vücuda nüfus ediyor. Petrokimya tesisi yapmışlar titanyum oksit renklerini orada kullanmışlar, o zamandan beri doğan çocuklarda sorunlar çıkmış durumda. Her halde bir bağlantı var, genetik etkileri oluyor. Biz nano teknoloji diyoruz diye hemen hayatımıza alamayız. Zararları, yan etkileri kesinlikle belirlenip sonra kullanılmak zorunda. Buna benzer çok örnek verebiliriz, hazırladığım yeni kitabımızda bunun gibi çok örnekler var. Burada iki gün içerisinde elimden geldiğince iki şeyin önemini anlatmak istedim, umarım anlaşılmışımdır biri korozyonun önemi, ikincisi çevrenin önemi. Siz ne yaparsanız yapın çevreye zarar verici bir şeyse, yapmasınız daha iyi.


Çelik Yapılar - Sayı: 60 - Haziran 2019
© 2014 - Turkish Constructional Steelwork Associaton