TR|EN
Güncel
E-Bülten Aboneliği
Casp 2019
Çelik Yapıların Tasarım ve Hesap Esasları ve Çelik Binaların Depreme Karşı Tasarım Kursu
Çelik Yapılar Extra
Tevfik Seno Arda Lisesi
Yayınlar > Çelik Yapılar
Sayı: 44 - Temmuz 2015

Proje




TARİHE SAYGILI BİR DÖNÜŞÜM PROJESİ



Geçmişte yapılanlara saygılı, fakat kendi varlığını da hissettiren bir mimarlık anlayışı ile tamamlanmış dönüşüm projesi
Santral 4 ve 6 No’lu Kazan Daireleri Mimarlık Fakültesi ve Kütüphane Dönüşümü

Proje Yeri: Eyüp İstanbul

İşveren: İstanbul Bilgi Üniversitesi

Mimari Proje Ofisi: Nevzat Sayın Mimarlık Hizmetleri (NSMH)

Mimari Tasarım Ekibi: Nevzat Sayın,

Selin Özkan, Gaye Keskin Erol,

Serkan Çakıt, Sibel Özdoğan, Metehan Kahya

Statik Tasarım: Sigma Mühendislik

Müteahhit: Erkay İnşaat

Arsa Alanı: 4660 m2

Toplam İnşaat Alanı: 7800 m2 



Türkiye’de eski yapıların dönüştürülmesiyle elde edilen yeni yapıların güzel örneklerini çok sık göremiyoruz maalesef. Ama şimdi bu alanda yapılmış en müthiş örneklerden biri var önümüzde: Santral 4 ve 6 No’lu Kazan Daireleri’nin Mimarlık Fakültesi ve Kütüphanesi’ne Dönüşümü. Daha çok yurtdışında görmeye alışık olduğumuz özel bir projeye imza atmış Nevzat Sayın başta olmak üzere Nevzat Sayın Mimarlık Hizmetleri ofisi tasarımcıları. Aslında bu proje için yazıya hiç gerek kalmıyor, çizim detaylarına ve görsel şölen gibi seyredilebilecek fotoğraflarına bakmak bile yeterli. Okuma olarak da ofisin bizlere gönderdiği kısa yazının yanı sıra Arkitera’nın yer verdiği proje detaylarını aktaran yazıyı da, kaynak belirtmenin verdiği rahatlıkla paylaştık sizlerle. “Bu görkemli yapıda çelik adına ne yapılmış diyenlere de hemen kısa bir özet sunalım: “Çelik strüktürün imkanları dahilinde açık mekan kurgusunu destekleyen galeri boşlukları ile zenginleşen iç mekansal alan, mevcut yapının ruhunu yakalamaya yardımcı oldu. Bu amaçla, tüm strüktür ve tesisatlar tamamlanarak kaplanıp kapatılmadan açıkta bırakıldı”. Daha ne olsun, değil mi?...



Bugün İstanbul Bilgi Üniversitesi Santral Kampüsü’nde yer alan 4 ve 6 No’lu kazan daireleri, 1914 yılında imal edilmiş. 1983 yılında işlevsiz kalıp terk edilen Silahtarağa Elektrik Santrali’ni diğer dönem yapıları ile birlikte bu yapıların da endüstri mirası ve özel yapılar olarak koruma kararı bulunmakta. 2004 yılında İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin bu alanı uzun süreli kullanma hakkını aldığından bu yana, NDMH olarak hem bu yapıların korunması ve ayakta kalması, hem de yeniden işlevlendirilmesi konusunda birçok çalışma yaptık. Fakat yerleşke içindeki diğer yapıların öncelikli yapımının ardından 2013 yılına kadar iki kazan dairesinde onaylı söküm ve güçlendirme dışında herhangi bir uygulama yapılmadı.

4 ve 6 No’lu Kazan Daireleri’nin her ikisinde de ayakta kalabilmiş ve üzerinden koruma kararı olan birer eski kazan bulunuyor. Bu kazanlar özel işlemlerden geçirilerek özgün hali ile ve yerinde korunurken, yapılar üzerinde çalışırken kazanların bu yapıların asıl sahibi olduklarını akılda tutarak mekana katkılarını önemli bir veri olarak kabul ettik.

İç mekanlardaki açık mekan kurgusu, mekanları genel hacim olarak kullanan Mimarlık Fakültesi’nin atölye düzeni, açık atölyeler, sergi ve jüri mekanları yapıdaki açıklık işlevi açısından bu kurguyu destekleyen bir çözüm oldu. Üniversitenin başta kabul edilen öğrenci sayısını yüzde elli oranında artırması, daha şeffaf olabilecek olan hacimleri daha dolu hale getirdi. Buna rağmen beş farklı seviyede birbiri ile ilişkili stüdyolar oluşturularak başta hedeflenen şeffaflık sağlanmaya

çalışıldı.

Lisans stüdyoları, maket atölyesi ve sergi alanı 4 No’lu binada,

kütüphanenin büyük kısmı ise juri alanı, yüksek lisans stüdyoları,

ortak stüdyolar ve öğretim üyelerinin odaları ise 6 No’lu binada

yerini aldı.

Üniversitenin ihtiyaçları doğrultusunda lisans ve yüksek lisans

bu yapıların içine yerleşirken bunlara ek olarak okuldaki mevcut

kütüphanenin yetersizliği söz konusu olunca, bu yapıların içine

kütüphane de entegre edildi. Böylece zemin katta bir toplanma

dağılma mekanı olan ana giriş holü, kütüphanenin de kullanıldığı,

farklı karşılaşmalara olanak veren ortak bir alan oldu.

Yapısal olarak yalnızca kazanları korumak için ince bir zarf halinde

yapılmış mevcut yapı kabuğu, yapılar yeniden işlevlendirilirken

uygun yapı fiziği şartlarını sağlaması için yeniden ele alındı. Bunun

için eski yapının içine yeni bir kabuk tasarlandı.

Mevcut dış cephenin arkasında yalıtımlı yeni iç çeper olarak

cephe açıklıklarına ve yeni oluşturulan döşemelere uygun, yeni ve

konfor şartlarını sağlayan bir duvar doğrama sistemi geliştirildi.

Eski yapının dış kabuğu ise cephe strüktürüne ve özgün cephe

görünüşlerine uygun olarak, daha fazla gün ışığı almak amacıyla

Anıtlar Kurulu’nun onaylayacağı şekilde açıldı.

2006 yılında yapılan güçlendirmeler doğrultusunda çelik strüktürün

imkanları dahilinde açık mekan kurgusunu destekleyen

galeri boşlukları ile zenginleşen iç mekansal mevcut yapının

ruhunu yakalamaya yardımcı oldu.

Bu amaçla, tüm strüktür ve tesisatlar tamamlanarak kaplanıp

kapatılmadan açıkta bırakıldı. Bu kaplamama hali sebebiyle tavan

ve döşemelerde özel akustik çözümler üretildi.

Sonuç olarak 4 ve 6 No’lu yapıların dönüştürme süreci, geçmişte

yapılanlara saygılı fakat kendi varlığını da hissettiren bir mimarlık

anlayışı ile tamamlanmış oldu.


Çelik Yapılar - Sayı: 44 - Temmuz 2015
© 2014 - Türk Yapısal Çelik Derneği