TR|EN
Güncel
E-Bülten Aboneliği
Steelpro 2021
Çelik Köprü 2022
Casp 2022
EUROCORR
Tevfik Seno Arda Lisesi
Yayınlar > Çelik Yapılar
Sayı: 68 - Ocak / Şubat 2021

Söyleşi


TÜM İTFAİ OLAYLARA MÜDAHALE ETMEK İÇİN HAZIRIZ

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) İtfaiye Daire Başkanı Sayın Remzi Albayrak ile İstanbul itfaiyesinin hazırlıklarını, gelecek planlamasını ve tarihini konuştuk.

 İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) İtfaiye Daire Başkanı Sayın Remzi Albayrak ile İstanbul itfaiyesinin hazırlıklarını, gelecek planlamasını ve tarihini konuştuk. İstanbul şüphesiz sadece ülkemizin değil tüm Avrasya’nın en önemli şehirlerinden biri. Deprem başta olmak üzere birçok doğal afetle tarihi boyunca karşı karşıya gelen şehrin geleceğine yön veren kurumların başında ise itfaiye teşkilatı geliyor. İBB İtfaiye Daire Başkanı Sayın Remzi Albayrak ile gerçekleştirdiğimiz röportajda teşkilatın yaptığı çalışmaları eğitim faaliyetlerini ve şehrin itfaiye tarihini öğrendik.

2019 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanı olarak göreve başladınız. Göreve başladığınız tarihten bugüne kadar, İstanbul halkının yangın güvenlik risklerini azaltmak amacıyla gerçekleştirdiğiniz çalışmalar ve uygulamaya geçirdiğiniz yeniliklerden bahsedebilir misiniz?
İstanbul, coğrafi konumu, kültürel dokusu ve mirası ile medeniyetler beşiği, Avrupa ile Asya kıtaları arasında köprü görevi gören bir şehir. Büyüleyici görünümü ile dünya üzerindeki en önemli kültür, turizm, sanat, finans ve ticaret merkezlerinden biri. Yaklaşık 5.712 km² alan, 16 milyonu aşkın nüfus ve yıllık ortalama 10 milyon kişinin ziyaret ettiği İstanbul, Türkiye’nin toplam nüfusunun yüzde 20’sine ev sahipliği yaparken GSYH’nin yaklaşık üçte birini üretiyor.

Bu miras, büyüklük ve dinamizm, doğal olarak, üç asrı aşan köklü bir tarihe sahip dünya çapında bir itfaiye teşkilatı olan İstanbul’un İtfaiyesine daha fazla sorumluluk yüklüyor. Biz de bu sorumluluk bilinciyle halihazırda 27’si gönüllü, 125 itfaiye istasyonunda, 859 araç ve 4.271 çalışanımız ile 7 gün 24 saat görev yapıyoruz.

İtfaiye teşkilatları genelde yangın söndüren bir kurum olarak bilinir. Evet yangın söndürmek bizim asli görevimiz olmakla beraber sadece yangın söndürmüyor yangınlarda ve sıkışmalı trafik kazalarında kurtarma yapıyor; sel ve su baskınlarında su tahliyesi, afetlerde arama-kurtarma, tehlikeye düşmüş kedi köpek, kuş gibi hayvanları kurtarıyoruz.

İBB İtfaiye olarak itfaî olaylara müdahale, itfaiye istasyonlarımız içinde yer alan 35 Hızır Acil ambulans noktasındaki 49 ambulansımız ile acil sağlık ve hasta nakil hizmetiyle plajlarda can kurtarma hizmeti de veriyoruz. 2020 yılında 20.584’ü yangın ve 64.606’sı acil sağlık vakası olmak üzere toplam 127.693 olaya müdahale ettik. Yangınlara ortalama varış süremiz 5 dakika 41 saniye olarak gerçekleşti. Yaz dönemlerinde plajlarda vermiş olduğumuz can kurtarma hizmetimiz kapsamında bu yıl toplam 53.330 metre uzunluğa sahip 43 plajda, 545 personel ile çalıştık ve boğulma tehlikesi geçiren 3.811 kişiye ekiplerimiz tarafından müdahale edildi. 2021 yılında bu hizmetimizin kapsamını genişleterek 81 plajda 943 cankurtaran ile hizmet vermeyi planladık.

Olaylara müdahale dışında afet koordinasyon ile yangınların çıkmaması, çıkarsa en az zararla atlatılmasına yönelik olarak eğitim, farkındalık artırma, yangın önlem ve denetim çalışmaları yürütüyoruz.

Eğitim en önem verdiğimiz hususlardan birisi. İBB İtfaiye olarak 7’den 70’e tüm İstanbullulara AKOM’da, İtfaiye ve İBB İlk Yardım Eğitim Merkezinde, itfaiye istasyonlarında okullarda ve yerinde yangın güvenliği ile afetlerden korunma eğitimleri veriyoruz.
Mobil eğitim araçlarımız marifetiyle vatandaşlarımızın ayağına kadar gidip yangına karşı doğru davranış şekillerini kazandırmaya çalışıyoruz. Yıllara sair olmak üzere eğitim ve farkındalık artırma çalışmalarımıza ortalama 700 bin katılımcı iştirak etmekle birlikte yaşanan ve devam eden salgın nedeniyle iptal ettiğimiz eğitim ve tatbikatlardan ötürü bu yıl 230.598 katılımcı iştirak etti.

Eğitimle birlikte farkındalığı ve teşkilatımızın görünürlük ve bilinirliğini artırmak için İstanbul’un farklı noktalarındaki Bilboardlar, Modyo Ekranlar, Led Ekranlarda, medyada ve sosyal medya aracılığıyla çeşitli bilgilendirmeler yapıyoruz. Eğitim kadar önemli olan bir diğer husus elbette önlem. Yangın önlem ve denetim çalışmaları kapsamında Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmeliğe göre, işyeri çalıştırma ruhsatına yönelik itfaiye görüş işlemleri kapsamında 22.290 işlem gerçekleştirildi. Yine 2020 yılında 50 firmaya baca denetim yetki belgesi verildi. Belge alan firmalar tarafından toplamda 19.199 baca ve yağlı kanal temizlenmiş olup temizlenen bu baca ve yağlı kanalların 2.573’ünde denetim gerçekleştirdik.

Müdahale en başta gelen sorumluğumuz olmakla birlikte yangın zararlarını azaltmanın en etkin yolu elbette yangının çıkmamasıdır. Yangın sayısını sıfırlamak mümkün değildir. Fakat yaptığınız bazı çalışmalar doğrultusunda düşüş sağlayabilirsiniz. İşte bu noktada, 2016-2020 yılları arasında müdahale ettiğimiz yangın sayısında %27 civarı bir düşüş gerçekleştiğini gözlemledik. Yapısal önlemlerin alınması, yeni binaların ve yıl boyunca yapılan eğitim ve farkındalık artırma çalışmalarının bu düşüşte etkisi olduğunu söyleyebiliriz. Afet ve acil durumlarda Afet Koordinasyon Merkezi AKOM’dan İBB birimleri ve ilgili kurumlar arasında iş birliği ve koordinasyonu sağlıyoruz.

İstanbul yüksek deprem tehlikesinin yanı sıra sel, yangın, heyelan, fırtına, hortum, yoğun kar, tsunami, kuraklık, orman yangını, deniz kazası, endüstriyel kaza ve salgın hastalık tehlikeleriyle karşı karşıyadır.

99 Marmara Depremi, Eylül 2009’da Ayamama Deresi kaynaklı sel, 2006’da Atatürk Havalimanı Kargo Bölümü yangını, 2015’te yoğun kar yağışı İstanbul’un son yıllarda yaşadığı en büyük afet ve acil durum olaylarından birkaçıdır. 26 Eylül 2019 tarihinde Silivri açıklarında meydana gelen 5.8 büyüklüğündeki deprem İstanbulluların gündemine girmiş ve tüm kurum ve kuruluşlar için de gerçek bir tatbikat imkanı sunmuştur.

TAMP, Türkiye’deki tüm devlet kurum ve kuruluşlarının olası bir afet durumunda ortak çalışabilirliğini sağlamak amacıyla oluşturulmuş bir plan olup koordinasyonunu AFAD Başkanlığı yürütmektedir.

Büyükşehir belediyesi olarak İBB acil durum ve afet müdahale planımızı günün gelişen koşullarına göre güncelleyip TAMP İstanbul’a entegre etmiş bulunmaktayız. Bu yıl Salgın Hastalık ve Pandemi Operasyon Planını hazırladık.

Hazırlık safhasının önemli faaliyetlerinden olan erken uyarı sistemlerinin kurulumu kapsamında 5 dere üzerinde bulunan 10 adet akım gözlem istasyonu ile kritik noktalara yerleştirilmiş, 60 adet Buzlanma Erken Uyarı Sistemi (BEUS) sensörlerinden alınan verilerle olası olaylar tedbirleri alma imkânımız bulunmaktadır.

10 ayrı noktada kurulan otomatik meteoroloji istasyonları ile gözlem yapmaktayız. Ayrıca Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM)’ye ait İstanbul genelindeki 40 gözlem istasyonunu da anlık olarak takip edebilmekteyiz.

Anlık yol ve hava durumu bilgilerini, Değişken Mesaj Sistemi (DMS) ve Trafik Yoğunluk Haritası üzerinden her gün milyonlarca İstanbulluyla paylaşmaktayız. Ayrıca günlük hazırlanan haftalık hava tahmin raporlarını İBB birimleri ve ilgili kurumlara göndermekteyiz.

İstanbul’da sel ve taşkın yaşanan kritik noktalar belirlenmiştir ve çözüme kavuşturulması için çalışmalar devam etmektedir.

İBB kış şartlarıyla mücadele çalışmaları paydaşlarla birlikte AKOM’dan koordine edilmektedir. Bu kapsamda; İBB Birimleri AFAD, Emniyet, Karayolları, 39 ilçe belediyesi ve diğer kurum kuruluşlar ile koordinasyon toplantılarına, kışa hazırlık tatbikatlarına katılmakta ve koordine etmekteyiz. Geçtiğimiz günlerde hazırladığımız planlara uygun olarak İBB Hizmet Binalarımızda haberli deprem tatbikatları gerçekleştirdik.

İBB olarak sadece İstanbul’da değil, yardım talep edilmesi durumunda ülkemizde ve yurtdışında Bosna Hersek’ten Somali Pakistan, Endonezya’ya, yurt içi ve yurt dışında meydana gelen birçok yerde afetlerden zarar görenlerin yardımına koştuk. 2019 ve 2020 yıllarında Düzce’de sel, Tunceli’de biri gölde biri nehirde iki kaybolma olayı, Trabzon’da uçuruma düşen Anadolu Ajansı muhabirini kurtarma olayı, Elazığ’da deprem Sakarya Hendek’teki patlama, Giresun’da sel ve İzmir’deki deprem olaylarına yardım ekiplerimizi gönderdik. İstanbul itfaiyesi olarak son 15 yılda afete maruz kalan il dışında 20, yurtdışında 10 bölgeye yardıma koştuk.

Teknolojik Gelişmeleri Yakından Takip Ediyoruz
Buraya kadar bahsetmiş olduğumuz görevleri yerine getirmek için gayret ederken diğer taraftan İstanbul’un gelişimine uygun teknolojiyi ve gelişmeleri de yakından takip ederek istasyon, insan kaynağı, araç gibi kaynaklarımızı ve teknolojik altyapımızı geliştirmek üzere çalışmalar yapıyor ve projeler yürütüyoruz.

Bu doğrultuda Bayrampaşa ve Silivri Değirmenköy itfaiye istasyonlarımızı hizmete açtık. Sultanbeyli Battalgazi, Çekmeköy ve Tuzla Aydınlı, Ataşehir Finanskent itfaiye istasyonlarımızın inşaatı ise devam etmekte olup 12 adet yeni itfaiye istasyon ve hizmet binasının yapımını ve 10 adet mevcut itfaiye istasyonumuzun ise yenilenmesini planladık.

Eğitimde teknolojiden istifade etmek üzere kolay tekrarlanabilir senaryoların oluşturulabildiği itfaiye araçları ile taktik ve operasyonel eğitim simülatörlerinin yer alacağı İtfaiye Simülasyon merkezimizin inşaatını tamamladık ve eğitimlere başladık. Aramıza yeni katılacak arkadaşlarımız eğitimlerinin bir kısmını bu tesiste alacaklar.

Modern ve teknolojik araçlarımıza yenilerini katmak üzere 2021-2023 yıllarında 128 aracın satın alınması planlandık. Bu araçların içinde, özellikle Elazığ ve İzmir depremleri başta olmak üzere destek verdiğimiz felaketlerde ortaya çıkan ihtiyaç doğrultusunda almayı planladığımız, afetlerde ve büyük itfai olaylarda kullanılmak üzere 1 adet mobil komuta aracı ile 2 adet yataklı itfaiye dinlenme tırı da bulunmakta.

Özellikle de yüksek katlı bina yangınları ve orman yangınları başta olmak üzere söndürme ve afetlerde kurtarma, ağır yük ve malzeme taşımaya yönelik olarak Yangın Söndürme ve Afet Müdahale Helikopteri kiralamaya yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Yine kıyı şeridinde meydana gelebilecek yangınlara denizden de müdahale ve denizlerde meydana gelebilecek yangın ve arama-kurtarma olaylarına destek amacıyla Deniz İtfaiyesine yönelik kurulum çalışmalarımız devam ediyor. Proje kapsamında; İtfaiye Su altı/üstü arama kurtarma (SAK) ekibimiz Yenikapı Şehit Taner ÇEBİ kara ve deniz itfaiye istasyonumuzda görev başında olup Hasköy Kara ve Deniz ile Maltepe Piri Reis Deniz İtfaiye istasyonları ise proje aşamasındadır.

İtfaiye SAK ekibimiz 2016 yılında bu yana Çaycuma, Kayseri Kızılırmak, Tokat Almus gölü, Tunceli Pülümür ve Düzce gibi il dışı birçok göreve iştirak etti. Halihazırda Yenikapı istasyonumuzda toplam üç ekip 24 saat esaslı görev yapmakta olup Jandarma ve Sahil Güvenlik birimlerinin su altı ekipleriyle koordineli olarak eğitim ve tatbikatları devam etmektedir.

İtfaiye SAK ekibimizin kabiliyetlerini geliştirmek üzere 19 personelimiz, Deniz Kuvvetleri Sualtı Eğitim Merkezi Komutanlığı tarafından aldırmış olduğumuz ve yaklaşık 2 ay süren eğitim sonunda askeri fiziksel standartlar mülakatını geçerek kurbağa adam brövesi aldı. SAK ekibimiz bu başarısıyla yetkinliğini de kanıtlamış oldu. İtfaiye SAK gibi büyük önem verdiğimiz afetlerde ve itfai olaylarda arama-kurtarma görevi için K-9 köpekli aramakurtarma ekibinin kurulum çalışmalarına geçtiğimiz yıl başladık.

Bu ekibimiz hali hazırda 1.681 metrekarelik bir tesiste, 170 metrekare barınak alanında, 3 Belçika Malineus 1 Labrador toplam 4 köpek, 4 personel ve 1 araç ile hizmet vermektedir. Bir taraftan yeni istasyon ve araçlar ile diğer taraftan bilgi teknolojileri tabanlı projelerimizle kapasitemizi geliştiriyoruz. Bu kapsamda demirbaş ve envanter yönetim sistem ile İtfaiye Bilgi Sistemi projelerimizin kurulum çalışmaları devam ediyor. Bahsetmiş olduğum bu çalışmalarla birlikte iş sağlığı ve güvenliği çalışmaları kapsamında basınçlı kaplar vb. diğer risk oluşturan hususların tespiti gerekli eylemlerin belirlenmesi ve alınmasına yönelik makine ve elektrik mühendisi ve teknikerlerinden müteşekkil olarak EKİPNET ‘i kurduk.

Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanlığı ile AKOM iş birliğinde Avrupa ve Anadolu yakaları ile AKOM bahçesinde Deprem Simülasyon Evinin kurulması ile muhtarlıklarla itfaiye arasındaki iletişimi güçlendirmek amacıyla bir ekip oluşturulması için çalışmalarımız süratle devam ediyor.

Bu yıl malumunuz üzere hem dünya hem ülke olarak ortak bir sınav verdiğimiz Pandemi koşulları doğal olarak teşkilatımızın da hedefleri ve çalışma şeklini etkiledi. İBB’nin almış olduğu tedbirler doğrultusunda İstanbul İtfaiyesi olarak biz de süratle önlemlerimizi aldık. Posta usulü görev yapan personelimizin COVID-19 salgınından en az şekilde etkilenmesi için çalışma saatlerimizi yeniden düzenledik. Eğitimlerimize ve etkinliklerimize geçici bir süre ara vererek ileri bir tarihe erteledik. İBB hizmet binalarımızın tamamında sağlık tedbiri amacıyla acil yardım ambulansı görevlendirdik. Birimlerimizin tamamına gerekli koruyucu ekipman ve donanımların dağıtımını yaparak istasyon ve araçlarımızı düzenli olarak dezenfekte ettiriyoruz.

Bu yıl 306. kuruluş yıl dönümünü kutlayan teşkilatımız dün olduğu gibi bugün de yarın da İstanbul’a layık olmak için elinden gelenin en iyisini yapmak üzere 7/24 görevinin başında olmaya devam edecektir.

DEPREM İÇIN HAZIRLIKLARIMIZ DEVAM EDIYOR
Birçok uzman İstanbul depreminin kapıda olduğunu söylüyor. İstanbul İtfaiyesi olarak depremle ilgili hazırlıklarınızdan bahseder misiniz? 

Öncelikle depremin ülkemizdeki çarpıcı gerçeğini göz ardı etmememiz gerekiyor. İstanbul’da 7 ve üzeri bir depremin gerçekleşmesi durumunda 48 bin binanın çok ağır hasar alacağı tahmin ediliyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Deprem ve Zemin İnceleme Müdürlüğü ile Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırma Enstitüsü iş birliği ile 2019 yılında tamamlanan Deprem Kayıp Tahminleri çalışması, depreme hazırlıksız yakalanması hâlinde ortaya çıkacak tabloyu gözler önüne seriyor. Raporda yer alan en çarpıcı veri kuşkusuz, olası depremde 48 bin binanın çok ağır veya ağır, yaklaşık 150 bin binanın ise orta seviyede hasar alacağı yönündeki tahminler.

Bu veriler, binlerce insanın hayatını kaybetmesi, milyonlarca insanın ise bir anda evsiz kalması anlamına geliyor. Beklenen büyüklükte bir depremin olması hâlinde, İstanbul’da Tarihi Yarımada başta olmak üzere; Beyoğlu, Şişli, Zeytinburnu, Bayrampaşa, Esenler gibi ilçelerde, tek ve çift şeritli yolların, yer yer yüzde 30’a kadar kapanabileceği öngörülüyor. Böyle bir durum, kente gereken yardım ekipleri ve malzemelerinin ulaşmasına engel olacaktır. Ancak deprem olduğu zaman hazırlıksız yakalanmak istemiyoruz. İtfaiye Daire Başkanlığımıza bağlı olarak görev yapan İBB Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM) başta olmak üzere tüm birimlerimizle hazırlıklarımız aralıksız devam ediyor.

99 Marmara depreminin ardından İstanbul Büyükşehir Belediyesi, birimleri ve bağlı kuruluşlarını olası afet durumuna karşı hazırlamak, Belediye ile ilgili kurum ve kuruluşlar arasındaki iş birliği ve koordinasyonu sağlamak amacı ile kurulan Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM), yıllar içinde edindiği tecrübe ile çalışma alanını genişletti. Deprem Seferberliği kapsamında, AKOM tarafından İBB Eğitim Müdürlüğü ile İBB personeli, İSMEK eğitimcileri ve gönüllülerden oluşan bir ekiple bin kişiye “Deprem Farkındalık Eğitimi” verildi. Kurum için eğitim ve tatbikatlar dışında çeşitli kurum ve okullarda da eğitimlerini sürdüren AKOM, bugüne kadar 52 bin öğrenci ve öğretmene afetlerden korunma eğitimi verdi.

İSTANBUL DEPREMI İÇIN EKIPLER OLUŞTURULDU
Valilik tarafından yürütülen İl Afet Müdahale Planı (TAMP) kapsamında hazırladıkları bir acil durum afet planı da bulunan İBB, AFAD planında önemli görevler üstlenen önemli bir çözüm ortağı. Buna göre İBB, TAMP İstanbul planında 12 Daire Başkanlığı, 10 Müdürlük, 2 Genel Müdürlük (İSKİ, İETT), 3 iştirak şirketi görev alıyor.
AFAD tarafından üretilen 7.5 büyüklüğündeki bir deprem senaryosu için de hazırlıklar tamamlandı. Yapılan plan kapsamında; İtfaiye Başkanlığı Yangın Çalışma Grubu’nda 3400 personel, 690 araç görev alacak. KBRN çalışma grubunda ise 18 personel, 2 araçla hizmet verecek. Plana göre çevre illerden gelecek destek ekiplerinin karşılanacağı ve konuşlanacağı noktalar da belirlendi. İBB olarak biz de TAMP İstanbul ile entegre olacak şekilde İBB Acil Durum ve Afete Müdahale planımızı hazırladık.
Düzenli olarak, destek ve çözüm ortaklarımızla toplantılar yapıyoruz. Yeni olanak ve yeteneklerimizi masaya yatırıyor ve çalışma ortamımıza dâhil edebileceğimiz yenilikler üzerine mesai harcıyoruz.

Geçtiğimiz haftalarda İBB hizmet binalarımızda haberli deprem tatbikatları düzenledik ve bilinçlendirme çalışmalarımızı da artırdık. Müdahale kapasitemizi iyileştirmek adına itfaiye araç, istasyon ve personel kapasitemizi yeni gelişmeler ve teknolojileri de yakından takip ederek sürekli geliştiriyoruz. Olası bir depreme hazırlıklı olabilmek için İBB Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu’ndan tam destek alıyoruz ve önlemlerimizi sürekli artırıyoruz.






Depremle ilgili ülkece yakın zamanda maalesef acı can kayıplarımızın da olduğu İzmir depremini yaşadık. İzmir depreminin ardından İBB olarak AKOM'da kriz masası kuruldu. İSKİ ve İtfaiye ekiplerimizi hemen İzmir'e gönderdik. Bölgede bulunan AFAD'ın, ekiplerimizi yönlendirmesinin ardından süratle çalışmalara başlandı. Arama-kurtarma çalışmalarının yanı sıra bölgeye giden ekiplerimizin, orada bulunan diğer STK'ların ve depremzedelerin; yeme, içme, tuvalet, duş gibi lojistik ihtiyaçları da İBB Destek Hizmetleri birimleri tarafından sağlandı. Birçok acının yanında ülke olarak hepimizi sevindiren herkesin şahit olduğu mucizeler de yaşandı.

Ülkemizde, yapıların Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik (BYKHY)’e uygunluk değerlendirmeleri ile ilgili önerileriniz nelerdir?
Bilindiği üzere ülkemizde ‘’Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik’’ ilk olarak 26/07/2002 tarih ve 24827 sayılı Resmî Gazete ile yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. 2002 yılından önce 1992 yılında ‘’İstanbul Belediyesi Yangından Korunma Yönetmeliği’’ yayımlanmış olup İstanbul İtfaiye Müdürlüğü buna göre yangın güvenlik önlemleri aldırmaktaydı.

2002 yılından sonra Yönetmelik’te karşılaşılan problemlerin azaltılması, mevcut yapılar ile ilgili hükümlerin getirilmesi, teknolojik gelişmelerin ilave edilmesi vb. gibi sebeplerden dolayı 19/12/2007 tarih ve 26735 sayılı
Resmî Gazete ile yayınlanarak yeni yönetmelik hazırlanmıştır ve şu an ülkemizde uygulanan yönetmelik 2007 yılında yayınlanan bu yönetmeliktir. Yangın yönetmeliklerinin amacı, binalarda yangından dolayı ortaya çıkacak can ve mal kaybını en aza indirici önlemlerin doğru bir şekilde alınmasını sağlamaktır. Bunun için yapı ruhsatı almadan daha önce binaların mimari mekanik ve elektrik projelerinde yangın güvenlik önlemlerinin itfaiye biriminde uzman ekiplerce kontrol edilmesi ve varsa eksik hususların daha proje safhasındayken düzeltilmesi ve onaylanması gerekir. Ancak şu an İstanbul’da yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesi (iskân) safhalarında bu yetki ruhsat veren birimler (ilçe belediyeleri vb.) tarafından yerine getirilmektedir. Yapı ruhsatı safhasında binaların mimari mekanik ve elektrik projeleri ilçe belediyeleri tarafından yangın güvenlik önlemleri açısından incelenmektedir. Sonra binalar onaylı projelerine uygun şekilde yapıldıktan sonra yine ruhsat veren birimler (ilçe belediyeleri vb.) tarafından mahallinde yapılan tetkikler neticesinde eğer uygunsa yapı kullanma izin belgesi (iskân) verilmektedir. İtfaiye birimi en son safhada işyeri açma ve çalışma ruhsatı safhasında binaları yangın güvenlik önlemleri açısından denetlemekte ve itfaiye raporu vermektedir.

İBB’de Zabıta Daire Başkanlığı Ruhsat ve Denetim Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren Yangın Önlem Amirliğinin geçtiğimiz aylarda bünyemize geri dönüş işlemleri tamamlanmış olup müdürlük seviyesinde hizmet verilmesi için Meclis’e sunulmak üzere gerekçe yazısı iletilmiştir. İstanbul İtfaiyesi olarak konuyla ilgili tek ve en önemli önerimiz; önlem sürecinin daha doğru ve daha sağlıklı yürütülebilmesi için daha önceden olduğu gibi itfaiyenin daha proje aşamasından başlayarak iskân ve diğer tüm safhalarda sürecin içinde olması gerektiğidir.

İBB personelinin işe alım sürecinin şeffaflığı, basında sıkça takdirle söz edilen bir konu olmuştu. Siz, İtfaiye teşkilatı olarak işe alım sürecinde şeffaflık ve eşitlik ilkelerini nasıl güvence altına alıyorsunuz?
Sayın Başkanımız Ekrem İmamoğlu’nun “Daha Adil İstanbul” sözü doğrultusunda teşkilatımıza yeni katılacak arkadaşlarımızın alımında mevzuatlara uygun şekilde şeffaf ve adil bir süreç yürütülmektedir. İlan süreci ve tüm bilgilendirmeler açık şekilde detaylarıyla birlikte www.ibb.gov.tr adresinden paylaşılmaktadır. Yine Sayın Başkanımız Ekrem İmamoğlu’nun da büyük önem verdiği kadın istihdamının artırılmasına yönelik olarak teşkilatımızın tarihinde ilk defa yangın söndürme ve arama-kurtarma olaylarında görev yapmak üzere 50 kadın itfaiyeci alımı son ilanda yer almaktadır.
 
Yazılı ve uygulamalı sınavlar kameralar önünde uygulanmaktadır. Zaten can kurtarmak için canını ortaya koyanların işinde bu süreçlerin titizlikle yürütülmesi elzem olup aksi düşünülmemelidir. Sık eleyip ince dokuduğumuz bu sürecin sonunda aramıza katılacak yeni neferlerle birlikte ekip ruhu ve dostluğun üst düzeyde yaşandığı teşkilatımızın çok daha güçleneceğine olan inancımız tamdır.

Eğitim ve kamuoyunda yangın güvenliği bilincinin arttırılması ile ilgili olarak yapmış olduğunuz çalışmalardan bahsedebilir misiniz?
Bu soruyu çok önemsiyorum. Çünkü yangınların meydana gelmesinden sonra müdahale edilmesi elbette ekiplerimizin işi olmakla beraber arzumuz, yangınların meydana gelmesinin önlenmesidir. Önleme ve eğitim çalışmaları bir şehrin yangın ve afetlerle mücadelesindeki başarısında fevkalade önemlidir. İşte İBB itfaiye olarak biz de bu doğrultuda, özellikle çocuklarımız başta olmak üzere toplumun her kesimine yönelik bilgi, beceri ve doğru hareket tarzının kazandırılması için eğitim programları düzenliyoruz. Yangın güvenlik eğitimleri, gönüllülük eğitimleri, anaokulu, ilköğretim ve ortaöğretime yönelik eğitimler, ilkyardım eğitimleri, afetlerden korunma eğitimi, okullarda yapılan tatbikatlar ve halkımızın istasyonlara ziyaretleri sırasında katılımcılara doğru davranış şekillerini kazandırmaya çalışıyoruz. Özellikle çocukların eğitimine ayrıca önem veriyoruz. Ağaç yaşken eğilir misali onları daha bu yaştayken afet ve yangınlara karşı bilinçlendiriyoruz. Başakşehir ve Pendik Yenişehir itfaiye istasyonlarımızda sadece çocuklarımıza yönelik eğitim parkı oluşturduk. Bu parklarda çocuklarımız hem eğleniyor hem de eğlenerek yangına karşı doğru davranış şekillerini öğreniyorlar. Yine Mobil eğitim araçlarımızla da eğitimi vatandaşın ayağına götürüyoruz.

Bu yıl devam eden salgından dolayı birçok eğitim programı ve etkinliklerimizi iptal etmek zorunda kaldık. Bu seneye kadar yıllık ortalama 700 binin üzerinde katılımcı, eğitim ve farkındalık artırma faaliyetlerimize iştirak ediyordu. Bu yıl salgın nedeniyle eğitim konusunda hedeflerimizin gerisinde kaldık. Dijital mecraların farkındalık artırma çalışmalarındaki etkisi yadsınamaz bir gerçek. Bu yüzden bu açığı kapatmak için dijital mecralara ağırlık verdik. Web sitemiz, medya, sosyal medya, ilan panoları (billboardlar) ve farklı mecralar üzerinden yıl boyunca bilgilendirici içerikler paylaşıyoruz. Salgın sonrası bilinçlendirme çalışmalarımıza kaldığımız yerden hızlı bir şekilde devam edeceğiz.

İstanbul’un tarihte birçok kez büyük yangınlar yaşadığını görüyoruz. İstanbul’un yangınla olan mücadelesini tarihsel açıdan nasıl değerlendirirsiniz?
Padişah III. Murat’ın 1579 tarihli fermanından, Gerçek Davud’un Osmanlı İmparatorluğu’nda imal ettiği ilk tulumbadan, Ödön Széchenyi Paşa’nın İtfaiye Teşkilatına yaptığı katkılardan, Cumhuriyet dönemiyle birlikte itfaiye hizmetinin belediyelere devrinden ve şehirdeki yangın kulelerinin İstanbul tarihindeki yerinden bahseder misiniz? Tarihte büyük yangınlara sahne olan İstanbul’umuzun; bazı dini ve resmi binalarından başka, Bizanslılar zamanında da baştan başa ahşap olduğu tarihi kayıtlardan anlaşılmaktadır. Bundan dolayı ilk ve orta çağ şehirleri gibi İstanbul’da da yangın eksik olmamıştır. Şehrin ehemmiyeti fetihten sonra büsbütün artmıştır. Gün geçtikçe nüfusu artmış, şehir yavaş yavaş büyümüş, sokaklar ve meydanlar yeni yapılar dolayısıyla küçülmüş ve yangın tehlikesi daha da çoğalmıştır. Özellikle o dönem evlerde ısınmak içi soba ya da oda mangalları kullanılıyordu ve bu durum yangın riskini de önemli ölçüde arttırıyordu. Büyük yangınlar karşısında hissedilen acizlik dönemin yönetimi tarafından önemli kararların alınmasına vesile oldu. Padişah III. Murad 12 Mart 1579 yılında bir ferman yayınlayarak herkesi, evinde binanın damına kadar uzanabilen birer merdivenle, birer büyük fıçı su bulundurmaya mecbur tutmuş ve bir yangın vukuunda bütün aile efradının Yeniçeriler ve mahalle halkı yetişinceye kadar yangınla mücadele etmesini şart koşmuştur.

Daha sonra David ismiyle sıkça karşılaşıyoruz. Kendisi İslamiyet’i kabul edip Müslüman olan biridir ve memleketimizde ilk defa tulumba imal eden kişidir. Müslüman olunca isminin değiştirilmesine lüzum görülmeyerek yalnız ayırt edilebilmesi için başına bir “Gerçek” sıfatı ilave edilmiş ve bu suretle (Gerçek Davud) adını almıştır. Gerçek Davud'un halen Edirnekapı Şehitliğindeki İtfaiye şehitliğinde yer alan baş taşıyla sanduka taşının iki cephesinde yer alan olan kitabeye göre:

“Gerçek Davud aslında Fransız olup kendisine hidayet ve İslam’la beşaret olunmuş ve on nüfus ailesiyle ve İslam olmak arzusuyla İstanbul’a gelerek Galata’da ikamet etmeye başlamış iken Cevahirci Merşan adında bir Frenk kendisini Fransa elçisine kötülemek suretiyle bir nam ve mevki kazanmak istemiş ise de bunda muvaffak olamamıştır. Gerçek Davud, bu kötülemeden bir zarar görmemiş ve kendisini kurtarmıştır. Bundan sonra Kaptan İbrahim Paşa ile hasbi olarak Venedik seferine gitmiş ve büyük yararlığı görülmüştür. El çabukluğu ve marifetiyle bin dokuz yüz altmış dört pare topu pek kısa zamanda çok güzel nişan alarak atmış ve Venedik Donanmasından üzerine gelenin direklerine isabet ettirmiş; bazısı batmış ve bu suretle mahareti meydana çıkmıştır.
Gerçek Davud'un ilk imal ve istimal eylediği tulumba gayet battal ve “Çardak” tabir edilen üst kısımları 120 kilodan fazla ağırlıkta madeni borulardan müteşekkil olduğu için daha basit ve hafif şekli yapılmaya başlanmıştır. Gerçek Davud'un tulumbasına “Didon” ve onun değiştirilmiş şekli olan tulumbaya “Didon bozması” denilmektedir. Yine tarihi kayıtlarda tulumba şöyle tarif edilmektedir. Tulumba denilen alet, adi bir emme-basma makinesinden ibarettir. Bu alet üstü açık bir sandık derunune yerleştirilmiş bu sandığa dört sırık takılmış, yerle temasını men etmek için de dört köşesine “Tırnak” denilen kabartmalar konulmuştur. Makinesinin “Çardak” kısmı ile Tepeliki, Deve boynu dedikleri hortum takılan ağzı meydanda fakat su alıp veren haznesi görülmez bir haldedir. Sandığın dört tarafı boyalı olup üzerinde bazı resimler de vardır. Tulumbacı ocağı 1825 yılında Yeniçeri ocağı ile kaldırılmıştır. Bu hesaba göre Tulumbacı ocağı 1714 yılından 1825 yılına kadar 110 yıl devam etmiş ise de bu müddet zarfında esaslı bir ilerlemeye ve geniş bir teşkilâta kavuşup kavuşmadığı bilinmemektedir. Tulumbacı ocağının kaldırılışından 48 gün sonra Hocapaşa’da büyük bir yangın çıkmış muazzam tahribata sebep olunca Tulumbacı ocağının yeniden kurulmasına mecburiyet hasıl olmuştur.” “Tulumbacı ocağı” kaldırıldıktan sonra tulumbacı başı konağında bulunan tulumba ve o zamanın diğer söndürme malzemesi Ser Asker Kapısı'nda yani şimdiki Üniversite’nin bulunduğu binada mütekait zabitlere devredilmiş ve 1827 yılında “Yarı Askeri” bir teşkilât kurulmuştur. Bu teşkilâtın İstanbul için yetersiz olduğu yangınlarda karşılaşılan zorluklarla meydana çıkmış ve Tanzimatı Hayriye’den sonra 1846 yılında Zabtiye Müşiriyeti ve 1869’da Belediye Daireleri tesis olunduğu zaman bu dairelerin merkezlerinde birer tulumba bulundurulmasına ve bunları idare için 10 ilâ 100'e kadar nefer istihdamına ve bundan başka her mahallede halk tarafından kullanılmak üzere birer tulumba bulundurulmasına karar verilmiş ve “Mahalle Tulumbacılığı” bu suretle meydana gelmiştir.

ÖDÖN SZÉCHENYI PAŞA TARIHIMIZDEKI ÖNEMLI İSIMLERDEN… Ödön Széchenyi Paşa’nın 1874 yılında İtfaiye Alayı Başöğretmenliği görevine gelmesinin ardından İtfaiye Teşkilatı nasıl bir yapıya büründü?
Şüphesiz Türk İtfaiyecilik tarihinin en önemli isimlerinden biri olan Öden Széchenyi Paşa ile ilgili biraz ayrıntı vermek isterim. Osmanlı modernleşme sürecinde tersane, donanma, tarım, sağlık ve bayındırlık gibi teknik ihtisas gerektiren alanlarda kullanılmak üzere Avrupa'dan birçok uzman getirilmiştir. Devletin yıkılışına kadar payitahtın beledî hizmetlerinde büyük ve önemli projeler gerçekleştiren bu uzmanlardan birisi de kırk sekiz yıl İstanbul itfaiyesini yönetmiş olan Ödön Széchenyi Paşa'dır. Aristokrat bir aileden gelen Ödön'ün 18. yüzyılda yaşayan ve aydın bir kişi olan dedesi Ferenç Széchenyi Macaristan millî kütüphanesinin kurucusudur. Bunun oğlu, yani Ödön'ün babası Kont Istvan Széchenyi ise Macar askerî tarihine ismini altın harflerle yazdırmış büyük bir kumandandır.

Ödön Széchenyi, 14 Aralık 1839 tarihinde Bratislava'da doğdu. Denizciliğe ilgisinden dolayı ailesi, ilköğreniminden sonra onu denizcilik okuluna gönderdi. Burayı yüksek derece ile bitiren Széchenyi, genç yaşta gemi kaptanı oldu. Bu sayede Avrupa sahillerini ve Amerika'nın önemli bir kısmını dolaşma imkânı buldu. Amerika yolculuğundan sonra Londra'ya giden Széchenyi, burada başka bir mesleğe yönelerek Londra itfaiyesine girdi. Üç yıl kaldığı İngiltere'de itfaiye sahasında geniş bir tecrübe kazandı. Birikimlerini kendi vatanında değerlendirmek düşüncesiyle Viyana'ya döndü. Kendi ülkesinde 12 bin mevcutlu Viyana ve Peşte itfaiye alayının başına geçti. Anadili olan Macarcadan başka Fransızca, İngilizce, İtalyanca ve Türkçe bilmekteydi. Kont Ödön Széchenyi İstanbul'a ilk defa 1871 yılında geldi. Bu ziyareti sırasında İstanbul için askerî yapıda bir itfaiye örgütü kurulmasını önermiş, mevcut belediye itfaiyecilerine teorik birtakım bilgiler vererek, onları temel konularda eğitmiştir. Başıbozuk tulumbacıların yeni oluşturulan alay bünyesine alınarak askerî eğitimden geçirilmesini, modern buharlı tulumbalar satın alınmasını sağlamıştır. Széchenyi döneminde Taksim'de bir eğitim merkezi inşa edilmesi de kararlaştırıldı. Bu kıymetli paşanın İtfaiye teşkilatına kattığı o kadar çok şey var ki belki de başka bir röportajda ayrıca ele alınmalı. Paşa ile ilgili bu kısa bilgilendirmeden sonra sorunuzun cevabını vermek gerekirse; Széchenyi, yangın söndürme işinin askerî disiplinle yürütülmesini benimsemişti. Bu nedenle tabur esasına dayalı itfaiye bölükleri kurmak istedi. Dört taburdan oluşması planlanan alayın ilk taburu Eylül 1874'te, ikincisi Aralık 1876'da, üçüncüsü de Temmuz 1877'de kuruldu. Taburların ilk ikisi Suriçi’nde, üçüncüsü ise Beyoğlu'ndaydı. Bunlarda görev alan itfaiye erleri, Anadolu'dan gelen sağlam vücutlu dinamik gençlerden seçilmişti. Kont Széchenyi, meydana gelen yangınlar sırasında taburları yönetmekle kalmıyor bizzat kendisi de söndürme faaliyetine katılıyordu. Sultan Abdülhamid, Széchenyi'nin gerek teorik çalışmaları gerekse yangın yerlerinde gösterdiği olağanüstü gayretlerden dolayı 1877 yılında kendisine miralay rütbesi verdi. 1883 yılında ise ferikliğe yükseltildi. Böylece yaklaşık kırk yıl boyunca taşıyacağı, "Umûm İtfâiye Alayları Kumandanı" unvanını kazanmış oldu. Yangınla mücadeledeki yeri ve katkısı sadece fikirsel ya da eylemsel değildi. Ekip ruhunu, ekiple hareket ederek tamamlamış ve itfaiyeyi gözle görülür biçimde geliştirmiştir.

İtfaiye hizmetlerini tek bir idarede, yani Széchenyi'nin başında bulunduğu örgüt elinde toplayan düzenlemeden sonra, alayın teknik donanımının iyileştirilmesine girişildi. Gelişmiş ülkelerde kullanılan cihazlar ithal edildi. 1881 yılında Macaristan'dan altı tane arabalı tulumba satın alındı. Hayvan gücüyle taşınan bu tulumbalar Boğaziçi belediyelerine tahsis edildi. Amerika'dan da son teknoloji ürünü iki tulumba getirtildi. 1890 yılında, bu defa taşrayı da ilgilendiren, "Men-i Harik Tedâbirini Havî Nizamname" yayınlandı. Sekiz maddelik nizamnamenin temeli, belediye örgütlerinde yangın tertibatının tamamlanması ve personel açığının giderilmesi esasına dayanıyordu. Nizamnamenin en önemli özelliği, yangınla mücadelede koruyucu tedbirlerin alınmasının yanında, cezalandırma yöntemiyle caydırıcılık faktörünün de devreye sokulmuş olmasıydı. Yine aynı yıl içinde, daha önceden planlanmış olan itfaiye taburlarının dördüncüsü teşkil edildi. Dördüncü tabur, Anadolu yakasındaki yangınlarda görev yapması amacıyla Üsküdar'da kuruldu. Bu arada, Nişantaşı ve Teşvikiye karakollarında küçük çaplı itfaiye birimleri oluşturuldu. Ayrıca, Yıldız'da bulunan istihkâm bölüğü, yangın söndürme araçlarıyla donatılarak itfaiye kuvvetine eklendi.

Kont Ödön Széchenyi Paşamızın Türklere büyük muhabbet beslediğini ve İstanbul'u ikinci vatanı olarak benimsediğini biliyoruz. Herkes tarafından saygı duyulan bir kişilikti. Vasiyeti gereği cenazesi memleketine gönderilmedi. İstanbul’da vefat etti ve cenazesi Türk ve Macar geleneklerine göre defnedildi. Seçini Paşa, Türk – Macar dostluğunun temelini oluşturan çok önemli biridir.

Memleketimize kırk sekiz yıl emeği geçen Ödön paşamıza saygımızı göstermek ve anmak üzere her yıl Feriköy Latin Katolik kabristanındaki istirahatgahında Macar diplomatlarla birlikte kendilerini ziyaret etmekteyiz. Geçtiğimiz yıl Macar yetkililerle birlikte Beşiktaş’ta bulunan İtfaiye müzesinde bir büstün açılışını yaparak İstanbul İtfaiyesi için daima önemli bir simge olan Ödön paşamızı bu vesileyle bir kez daha saygıyla anmış olduk.

Seçini Paşa’nın ölümünden 1 yıl sonra, 25 Eylül 1923’te Bakanlar Kurulu kararı ile İstanbul Belediyesine bağlı bir itfaiye teşkilatı kurulmasına karar verildi. 1874 tarihinden itibaren 49 yıl devam eden Askeri İtfaiye vazifesi 25 Eylül 1923 tarihinde fiilen Belediye İtfaiyesine devredilmiş oldu. Belediye İtfaiyeleri, 74 yıl müdürlük olarak görev yaptı. Bu dönem boyunca, itfaiye teşkilatının iyileştirilmesi için gerekli çalışmaları gerçekleştirdi. 1937 yılında, bugün hâlâ ilk günkü görünümünü koruyan, Bozdoğan Su Kemeri yakınındaki Fatih Grubunda, “İtfaiye Okulu” çatısı altında itfaiye erlerine eğitim verecek ilk eğitmenler yetiştirildi. 1997 yılına kadar belediye itfaiyeleri olarak görev yapan İtfaiye teşkilatı, 10 Ekim 1997’de İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı İtfaiye Daire Başkanlığına dönüştürüldü. Asırlar sonra Tulumbacılardan bugüne, dünyanın sayılı itfaiye teşkilatlarından modern itfaiyeye.

GEÇMIŞINI BILMEYEN GELECEĞI TASARLAYAMAZ
Bugünkü teknolojinin olmadığı zamanlarda duman ve alev yüksekteki bir binanın damından veya yüksek bir ağacın tepesinden, daha sonra ise yangın kulelerinden gözlenmiştir. İstanbul, özellikle ahşap mimarinin yoğun olduğu dönemlerde birçok yangın geçirmiş, bunların büyük kısmı şehrin tarihi yarımadasında birçok hasar bırakmıştır. Teknolojinin günümüzde her türlü işleve cevap verdiği apaçık ortada; fakat bir zamanlar daha fazla insan gücüne, daha fazla organize olmaya ve çok daha fazla halk dayanışmasına ihtiyaç vardı. İşte bütün bunlardan hareketle doğal afetlerle başı dertte olan İstanbul’un yangınları, şehrin her noktasının görülebildiği üç noktadan izlenmekteydi. Zaten İcadiye Kulesi ve Harîk Köşkü -yani bildiğimiz adıyla Beyazıt Yangın Kulesi- bu amaçla inşa edilmişti. Ülkemizde düzenli yangın gözetlemesine ilk önce Galata Kulesi’nde başlanmış, daha sonra Ağakapısı’nda yapılan ahşap yangın köşkünden de gözetleme yapılmıştır. Kuleler geçmişimizi geleceğimize bağlayan köprülerdir. Atalarımızın mirası, aynı zamanda emanetidir. Bize emanet edilene kıymet vermekten, ona sahip çıkıp gelecek nesillerle bu bağın sürdürülmesine aracı olmaktan gurur duyuyoruz. Bu bağın kopmaması, güçlenmesi gerekir. Geçmişini bilmeyen geleceğini tasarlayamaz. Beyazıt Kulesi’nin geleneklerine göre, yangını gören nöbetteki köşklü “Ağa! Bir çocuğun oldu” derdi. Ağa da sorardı: “Kız mı, oğlan mı?” Anadolu yakası, Beyoğlu ve Boğaz’ın Rumeli yakası yangınları “kız”, İstanbul içi yangınları da “oğlan” olarak anılırdı. Haberi alan Ağa hemen kalkar, dolaptan bir çanak maytap çıkarıp yakarak İcadiye Kulesi’ne haber verir ve İcadiye’den yedi pare top atılarak yangın tüm ahaliye ilan edilirdi. Yangının başlamasından söndürülünceye kadar geçen süre boyunca kuleden sepetler ve fenerler asılırdı. Beyazıt yangın kulesi Cumhuriyet döneminde de kullanıldı. Hatta 1962 yılında havanın açık olduğu bir gün Büyükada’da meydana gelen bir yangın, gözetleme yapan itfaiyeci tarafından sokağına kadar belirtildi. Yangının yerini bildiren sepetler de 1934 yılına kadar yangınlarda sarkıtıldı. Ancak cumhuriyet döneminde Kule’nin yangınların yanında ek bir görevi daha oldu. Hava durumu da 1995 yılına kadar Beyazıt Kulesi’ndeki ışıklarla İstanbul’a duyuruldu. Beyazıt Kulesi’nin ışıkları; mavi yandığı zaman, havanın ertesi gün açık olacağını; yeşil yandığı zaman, havanın ertesi gün yağmurlu olacağını; sarı yandığı zaman, havanın ertesi gün sisli olacağını; kırmızı yandığı zaman ise havanın ertesi gün karlı olacağını bildiriyordu. Galata ve Unkapanı köprülerinin açık ya da kapalı olduğu da yine Beyazıt Kulesi’nden bildirilirdi. Sabaha karşı saat 04.00 ile 06.00 arasında kulede; yeşil ışık yandığı zaman, Haliç’teki gemilerin Marmara denizine geçtiği; kırmızı ışık yandığı zaman Marmara denizindeki gemilerin Haliç’e geçtiği; çift kırmızı yandığı zaman ise köprülerin kapalı olduğu belirtilirdi.

İTFAIYE DAIMA HAZIR AMA ÖNCE TEDBIR
Varsa ilave etmek istediğiniz diğer hususları sizden öğrenebilir miyiz? Yangınlar başta olmak üzere tüm itfai olaylara müdahale etmek için her türlü donanıma sahibiz. 110 yangın ihbar telefon numarası ve diğer acil telefon numaralarının öğrenilmesi, çocuklara yangın anında koltuk arkası, dolap gibi görünmeyen yerlere saklanılmayacağının öğütlenmesi ve evde yalnız bırakılmamaları gerekiyor. Elektrikli cihazların talimatlarına uygun kullanılması, elektrik tesisatlarının periyodik bakımlarının ihmal edilmemesi, acil durum planına sahip olunması ve düzenli aralıklarla tatbikat yapılması; yangın merdivenlerine açılan kapıların açık tutulması, kaçışı engelleyecek hiçbir malzemenin konulmaması ve yangın söndürme cihazlarının kullanıma hazır bulundurulması büyük önem taşıyor. Yine itfaiyeciler can kurtarma yolunda saniyelerle yarışırken, itfaiyenin sirenini duyduğumuzda, aynamızda itfaiye yazısı belirdiğinde lütfen itfaiyeye yol verelim. Araçlarımızı itfaiyenin geçişini engelleyecek şekilde park etmeyelim. Son olarak halkımıza 7/24 görev başında olduğumuzu ama her şeyden önce ve önemlisi tedbir almak olduğunu bir kez daha hatırlatmak isterim. Afetsiz, kazasız günler dilerim.
Çelik Yapılar - Sayı: 68 - Ocak / Şubat 2021



© 2014 - Türk Yapısal Çelik Derneği