TR|EN
Güncel
E-Bülten Aboneliği
Casp 2022
EUROCORR
Tevfik Seno Arda Lisesi
Yayınlar > Çelik Yapılar
Sayı: 59 - Mart 2019

Projeler


270° SİVRİHİSAR

Geleneksel sivil mimari karakterini büyük ölçüde koruyan Sivrihisar’da, karakteristik sokakların yanı sıra üç önemli anıtsal yapıyı birbirine bağlayan bir kentsel sistem kurgusu üzerinden hareketle tasarım süreci geliştirilmiştir.

Proje Yeri: Sivrihisar, Eskişehir
Mimari: Atölye Kolektif
Tasarım Ekibi: Evrim Akcan, Arif Bıltır, Emre Torbaoğlu
Proje Ekibi: Maya Başdal, Yağmur Hürremoğlu,
Ecem Kurum, Ayçıl Yılmaz, Semih Alkan
Danışman: Dr. Tech. Kürşad Özdemir, MEF
Üniversitesi – Mustafa Cihangir Çelik, Penta Mühendislik
Statik Proje: Penta Mühendislik
Topografik Model: Ünal Harita
Alan: Açık Alan: 340 m², Kapalı Alan: 24 m²
İşveren: Sivrihisar Belediyesi
Proje Yılı: 2015-2016
Yapım Yılı: 2018
Fotoğraf: Engin Volkan
Sivrihisar Saat Kulesi etrafında planlanan rekreasyon alanı, yerleşimin sahip olduğu doğal ve kültürel değerlerin panoramik olarak izlenebileceği kademeli platformlar dizisi olarak ele alınmıştır. Geleneksel sivil mimari karakterini büyük ölçüde koruyan Sivrihisar’da, karakteristik sokakların yanı sıra üç önemli anıtsal yapıyı birbirine bağlayan bir kentsel sistem kurgusu üzerinden hareketle tasarım süreci geliştirilmiştir.
Proje, Selçuklu dönemi yapılarından Ulu Cami (1231) ile Surp Yerortutyun Ermeni Kilisesi’ni (1881), Saat Kulesi (1900) üzerinden bağlayan alternatif bir hat, bir ara durak noktası olarak düşünülmüştür. Yerinde yapılan gözlemlerde söz konusu alanın her yaştan Sivrihisarlı için önemli bir buluşma ve izleme noktası olduğu saptanmıştır. Bu bağlamda projenin yerleşim sakinleri ve dışarıdan gelen ziyaretçiler için dinlenme imkanı sunan bir seyir platformu olması hedeflenmiştir. İçinde bulunulan özgün peyzaj alanı dikkate alınarak, topografik yapıya en az müdahale ile eklemlenmek temel tasarım kriteri olarak benimsenmiştir. Saat Kulesi ve üzerinde konumlandığı kayalığın kentsel odak niteliğinde olması dolayısıyla tasarım fikrinin ‘yer’in önüne geçmeyen, aksine; baza algısı yaratarak ‘yer’ ile bütünleşik bir etki doğurması amaçlanmıştır.
Tasarıma başlarken öncelikle kayalık arazi dokusu ileri haritalama teknikleri yoluyla belgelenerek fotorealistik topografik veri modeli elde edilmiştir. Üç boyutlu model üzerinde eşzamanlı olarak yürütülen mimari ve statik çalışmalar ile sonraki aşamalarda sahada ortaya çıkabilecek problemler öngörülmeye çalışılmıştır. Alternatif öneriler model üzerinde sınanıp müzakere edilerek belirsizliklerin giderilmesine yönelik en uygun çözümler aranmıştır. Öne çıkan alternatifler yerinde yapılan hassas (kaya ölçeğinde) değerlendirmelerle geliştirilerek tasarım fikri olgunlaştırılmıştır. Proje alanı mevcut fiziksel özellikleri bakımından değerlendirildiğinde; yerleşim merkezinde olmasına karşın engebeli arazi yapısı nedeniyle erişim güçlüğüne sahip konumu dikkat çekicidir. Bu durumu çözmek ve alanı ziyarete açmak adına önceki yıllarda yapımına başlanan, fakat yarıda bırakılmış seyir terası ve merdiven uygulamasının doğal kaya dokusunda bozulmalara neden olduğu görülmüştür. Tahribata uğramış olan bu yüzeyler, projede ana platformların konumlanacağı alanlar olarak tercih edilmiştir.
Yerinde kayalık zemine uygulanan ankrajlar üzerinde yapılan çekme testlerinin elverişli değerler sunması sonucu kayaların birer doğal taşıyıcı eleman olarak kullanılabileceği anlaşılmıştır. Bu doğrultuda kolon ayakları doğrudan zemine bağlanacak biçimde tasarlanmış, tüm çelik strüktürel elemanlar araziye noktasal ankrajlar ile tespitlenmiştir. Sistemin doğal dokuya minimum müdahale ile eklemlenmesini sağlamak, zeminle temas noktalarının sayısını ve montaj risklerini azaltmak amacıyla platformları taşıyan dairesel kesitli kolonlar, tek düğüm noktasından doğan çoklu dallar biçiminde modellenmiştir. Strüktürel elemanların boyutlandırmasında ekonomi ile birlikte güvenlik ve özellikle estetik kaygısı da gözetilerek çelik malzemenin ahşap ve cam unsurlarla dengeli bir oran göstermesine gayret edilmiştir. Yapının maksadını aşan hantal bir görüntü oluşturmasından kaçınılmıştır. Kayalık arazide çalışma koşullarının yarattığı montaj güçlükleri ve iş güvenliği riskleri dikkate alınarak elemanların kolay birleştirilebilir, detayların uygulanabilir olmasına özen gösterilmiştir.
Korkuluk ve döşeme sistemlerinde çelik strüktür ve doğal doku ile uyumlu olabileceği düşünülen malzeme tercihlerinde bulunulmuştur. Tüm sirkülasyon elemanları ve platform zeminleri ısıl işlem görmüş ahşap malzeme ile kaplanmıştır. Korkuluklarda çelik halat ve cam gibi geçirgen malzemeler kullanılarak kayalık görünümünün kapanmasının önüne geçilmiştir.
Konsol döşemelerin uç kısımlarında lamine cam döşemeler oluşturularak, bu alanlarda hem yüksekliğin hissedilmesi hem de doğal dokunun kesintisiz bir şekilde algılanması sağlanmıştır. Tasarım sürecinde ortaya konan yere özgülük arayışı sonucunda, kayalığın ötesine uzanan konsol platformlar ile boşluğa doğru süzülen bir mekan algısı elde edilmiştir.
Çelik Yapılar - Sayı: 59 - Mart 2019



© 2014 - Türk Yapısal Çelik Derneği