TR|EN
Güncel
E-Bülten Aboneliği
Çelik Yapıların Tasarım ve Hesap Esasları ve Çelik Binaların Depreme Karşı Tasarımı Kursu (TBDY 2018)
Casp 2019
Çelik Yapılar Extra
Tevfik Seno Arda Lisesi

Türkiye’de Acil Olarak Ulusal Bina Yönetmeliği’ne İhtiyaç Var

Türkiye İMSAD, 5. Uluslararası İnşaatta Kalite Zirvesi için hazırlanan “Güvenli Yapılar Yol Haritası” raporunun içeriğini açıkladı.
06.12.2013
‘Güvenli Yapılar Yol Haritası-1 Raporu’ndan satırbaşları İnşaat malzemesi üretici firmaları, sektör dernekleri, üniversiteler ve akademisyenlerden oluşan geniş bir çalışma grubu tarafından multidisipliner bir yaklaşımla Uluslararası İnşaatta Kalite Zirvesi katılımcılarıyla paylaşılmak üzere hazırlanan “Güvenli Yapılar Yol Haritası - 1” raporu, “güvenli sürdürülebilir ve çağdaş bir yapıda yaşamak bütün vatandaşlarımızın hakkıdır ve bu hakka ulaşmaları sağlanmalıdır” temel görüşü üzerinde şekilleniyor. Standartlarda ve denetimlerde ciddi karmaşa var Raporda, gerek yapı malzemeleri üretimi, gerekse tasarım-yapım işlerinde standart, yönetmelik ve teknik şartnamelere uygunluğun yanı sıra denetimde de ciddi bir karmaşa yaşandığı belirtiliyor. Kamu-özel tüm yapım işlerinin, sigorta sistemini kapsayan bir zincirde denetim sisteminin oluşturulması gerektiği vurgulanıyor ve gelişmiş ülkelerdeki denetimlerin de bu şekilde yapıldığı ifade ediliyor. Raporda, ülkemizde yapı işlerini düzenleyen Yapı Yasası’nın henüz uygulamada olmadığı ve bu boşluğun 5543 sayılı İskan Kanunu ile 4734 sayılı Kamu İhale Yasası gibi yasalarla bir ölçüde doldurulmaya çalışıldığı vurgulanıyor. Yönetmelikleri dayandırılacağı bir Yapı Yasası’nın henüz yürürlüğe girmemesi nedeniyle de her bir yönetmeliğin farklı kuruluşlar ve birimlerce hazırlandığı, bunun sonucunda da birbirleriyle ve standartlarla aralarında çelişkiler veya boşluklar doğduğu belirtiliyor. Ulusal Bina Yönetmeliğine ihtiyaç var Öte yandan ülkemizde standart geliştirme çalışmalarının da yetersiz olduğu belirtiliyor ve çözüm önerileri şöyle özetleniyor: “Mevzuat kargaşasının giderilmesi, güvenli, sürdürülebilir ve çağdaş yapıların yapılabilmesi için sektör olarak Yapı Yasası’nın son şekline getirilerek yasalaştırılmasını bekliyoruz. Ayrıca binanın tasarım ve yapımını ilgilendiren tüm münferit yönetmelikleri bünyesinde toplayan Ulusal Bina Yönetmeliği’nin acil olarak hazırlanmasına gereklilik var. Ulusal Bina Yönetmeliği’nin hazırlanması ve süreklilik içinde geliştirilebilmesi amacıyla da gelişmiş ülkelerdeki gibi ilgili bakanlıklar, üniversiteler, meslek kuruluşları, STK’ları ve odaların temsilcilerinden oluşan Bina Yönetmeliği Koordinasyon Kurulu adı altında sivil platformun oluşturulmasını öneriyoruz. Türkiye İMSAD, sivil platformun oluşturulması ve yürütülmesi konusunda görev almaya hazır ve isteklidir.” Her şeyi devletten beklemeyen bütüncül bir denetim sistemi şart Türkiye’de yapıların önemli bir kısmının güvenli olmama, diğer bir deyişle riskli olma nedenlerinden biri; denetim sisteminin yeterli olmaması ve mevcut denetim sisteminin de arzu edilen seviyede uygulanamamasından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle Raporda; güvenli yapı zinciri dediğimiz, yapının tasarımında inşaatın tamamlanıp hizmete girmesine kadar olan tüm süreçlerin yeterlilik ve uygulama denetimlerinin nasıl yapılması gerektiği açıklanmakta, her şeyi devletten beklemeyen, sigorta ve finans kuruluşlarını da içine alan müteselsil denetim sisteminin kurulması önerilmektedir. ‘Güvenli Bina Belgesi’’ zorunlu olmalı Bugün ülkemizde, yapıların doğru bir şekilde denetlendiğini ve güvenli olduğunu kanıtlayacak bir belgenin bulunmadığına dikkat çekilen raporda, Güvenli Bina Belgesi’nin, kamu - özel sektör tüm binaları için zorunlu hale getirilmesi öneriliyor. Belgenin kapsamının Güvenli ve Sürdürülebilir Bina Belgesi halinde, kentsel dönüşümde yenilenecek ya da yeni yapılacak binaların ulusal ve uluslararası finans kuruluşları tarafından daha fazla destekleneceği belirtiliyor. Ayrıca, yapı mevzuatının tamamının gözden geçirilerek, kısa vadede yapılacak iyileştirmelerin yerini, orta ve uzun vadede bütüncül denetim sistemine bırakması gerektiği ifade ediliyor. Yürürlükte olmayan ancak hayati öneme sahip yönetmelikler Türkiye İMSAD’ın, Güvenli Yapılar Yol Haritası 1 raporunda, hayati öneme sahip olmakla birlikte ülkemizde henüz yürürlükte bulunmayan yönetmeliklere dikkat çekiliyor. Raporda, bu yönetmelikler şöyle sıralanıyor: Su Yalıtımı Yönetmeliği, Rüzgar Yönetmeliği, Yüksek Yapılar Yönetmeliği, Çelik Yapılar Yönetmeliği, Ahşap Yapılar Yönetmeliği, Hafif Çelik Yapılar Yönetmeliği ve İklimlendirme Yönetmeliği. Kentsel dönüşümün başladığı bu dönemde, söz konusu bu yönetmeliklerin acil olarak yürürlüğe girmesi gerektiği belirtiliyor. Revize edilmesi gereken yönetmelikler var Raporda, güvenli yapı kültürü kapsamında yenilenerek günümüz koşullarına uyarlanması gereken yönetmelikler olduğu belirtiliyor ve bu yönetmelikler şöyle sıralanıyor: Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik, Deprem Yönetmeliği, Yüksek Yapılar, Betonarme Yapılar, Yığma Yapılar, Yapısal Güçlendirme, Yapı Malzemelerinin Tabi Olacağı Kriterler Hakkında Yönetmelik, Isı Yalıtım ve Enerji Verimliliği, Çevresel Gürültünün Yönetimi ve Binaların Yangın Korunması Hakkındaki Yönetmelik. Türkiye’de; Amerikan standartları, çoğunluğu Amerikan standartlarından esinlenerek hazırlanmış Türk standartları ve Türkiye’nin uyacağını taahhüt ettiği Avrupa standartları olmak üzere üç tür standart bulunduğunun belirtildiği raporda, Türkiye’de standart hazırlama-geliştirme çalışmalarının yetersizliğine değiniliyor. Eski standartların önemli bir kısmının güncelliğini kaybettiği, daha sonra yayımlanan Amerikan ve Avrupa standartlarıyla çeliştiği, buna rağmen güncel standartlar listesinde yer aldığı vurgulanıyor. Eurocode uyum önemli Raporda, yapı ve bina yönetmeliğinin Avrupa’daki karşılığının Eurocode manzumesi, ABD’da ise International Building Code (IBS) olduğu hatırlatılarak, Eurocode’un önemine işaret ediliyor. Ülkemizde sadece Deprem Yönetmeliği, standart olarak da betonarme yapılar için TS-500 yönetmeliğinin ciddiyetle uygulandığının belirtildiği raporda, “Oysa rüzgar ve kar gibi meteorolojik etkilerin yük yönetmelikleri uzun yıllardan bu yana yenilenmemiştir. Betonarme dışındaki çelik, ahşap, yığma gibi diğer yapıların standartları da çağdışı kalmıştır. TSE bunları yenilemek yerine ilgili Eurocode standartlarını tercüme etmekle yetinmektedir. Asıl önemlisi, ulusal ekler için gerekli çalışmalar, göz ardı edilmektedir” görüşüne yer veriliyor. AB uyumu sağlanan malzeme kriterlerin şartnamelerde kullanılması “Teknik şartnameler yasa, yönetmelik, standart ve ulusal teknik onay belgeleriyle çelişemez” görüşünün yer aldığı raporda, şu görüş yer alıyor: “Özellikle AB uyumu sağlanan yapı malzemeleri kriterleri çoğu teknik şartnamede kullanılmamaktadır. Zorunlu olmayan ya da ülkemizde geçerliliği bulunmayan farklı ülke standartlarına atıfta bulunulması, teknik gereği olmayan keyfi içeriklerin kullanılması, ciddi bir karmaşaya sebep olmaktadır. Bu nedenle teknik şartname yazımı, güvenli yapı kültürünün bir parçası olarak uygulanmalıdır.” Şartnameler, Yapı Malzemeleri Yönetmeliği’ne uygun değil Raporda, dünyadaki büyük proje ve müşavirlik firmaları tarafından hazırlanan ve standartların nasıl uygulanacağını gösteren Tip Şartnameler’nin olduğu, Türkiye’de ise bu konuda bir karışıklık yaşandığı belirtiliyor. Ayrıca şartnamelerin Yapı Malzemeleri Yönetmeliği’ne uygun olmadığı kaydedilerek, güvenli yapının teknik gereklilikleri şöyle belirtiliyor: “Halihazırda kamu ve özel şartnameleri, Yapı Malzemeleri Yönetmeliği’ne uygun görünmemektedir. Sistemler üzerinden tanımlar yapılması iyi bir çalışma olacaktır.” Standartların geliştirilmesinde TSE’nin rolü ve eksikler Raporda, standartların geliştirilmesinde TSE’nin rolüne ilişkin olarak da şu değerlendirmeye yer veriliyor: “ Yapı Malzemelerinin uyumlaştırılması konusunda 1 Temmuz 2013 tarihinde yürürlüğe giren Yapı Malzemeleri Yönetmeliğinin standartlar yönünden hala çok eksiklikleri bulunmaktadır. Hala bu standartlar içinde çevirileri tamamlanmayan, bilgisine ulaşılması sorunlu gibi çeşitli eksik standartlar bulunmaktadır. CE ve G dışında hiçbir yapı malzemesinde başka bir işaret taşımaması zorunluluğu varken hala TSE’li malzemeleri dolaşımdadır. TSE, AB ve standart geliştiren diğer kuruluşların çalışmalarına katkıda bulunmak üzere çalışmalar başlatmıştır. Ancak bu çalışmaların sonuçlarından sektör henüz yeterli bilgiye sahip değildir.” TSE hem uygunluk veren hem kontrol yapan kurum olmamalı TSE’nin hem standartları hazırlayan ve geliştiren hem de hazırladığı standartların uygulanmasını kontrol eden bir kurum olmaması gerektiği, raporda üzerinde durulan bir konu. Konuyla ilgili, şu noktaya dikkat çekiliyor: “TSE’nin, kendi hazırladığı standartlara göre laboratuvar ve denetim hizmetleri vermesi, standart hazırlama ve geliştirme çalışmalarını olumsuz yönde etkileyebilmekte, bazı sakıncalar yaratmaktadır. Bu nedenle, TSE’nin, tüm alanlarda hem standartlara uygunluk belgesi vermesi hem de kontrolünün sahada başarılı olması için, bağımsız bir denetim şirketi oluşturularak, kuvvetler ayrılığı prensibine uygun yapılanması gerekliliği bulunmaktadır.” Yenilikçi ürünlerin kullanılmasında kota önerisi Hem kamu hem de özel yapım işlerinde yenilikçi ürünler için kota ve kullanım kolaylıkları getirilmesi önerilen raporda, bu yaklaşımın uluslararası alanda rekabet edebilecek ürünlerin geliştirilebilmesinde yerli sanayiyi teşvik edeceği belirtiliyor. Rapora göre; “Standartlarda karşılığı olmayan tüm yenilikçi ürünler için ATO (Avrupa Teknik Onayı) veya UTO (Ulusal Teknik Onay) alınması gerekmektedir. Yenilikçi ürünler konusunda ulusal standartların geliştirilmesi ve Avrupa için geçerliliğinin olması için TSE’ye büyük görevler düşmektedir. Bizim yenilikçi ürünler için geliştirdiğimiz standartların da Avrupa’da kullanılır hale getirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.” Su yalıtımı zorunluluğu ile gelen bina güvenliği Raporda, yapıların temelinde su yalıtımının ihmali halinde telafisi mümkün olmayan sonuçların yaşanabildiğine dikkat çekiliyor. Türkiye genelinde 19 milyon konutun yüzde 85’inin su yalıtımsız olduğu kaydedilen raporda, “korozyon tehdidinden uzak tutulması için yeniden yapılacak binalara su yalıtımı ile başlanması gerekir. Bakanlığın bu konuda çalışmalarının devam ettiğini biliyoruz. Kamu otoritesi ve ilgili STK’larımız birlikte çalışarak en kısa zamanda doğru mevzuat ve doğru yöntemlerle su yalıtımının zorunluluk haline getirilmesi doğru olacaktır.” Isı, su, ses ve yangın yalıtımında Türkiye standartların neresinde? Raporun önemli bir bölümü ise ısı, su, ses ve yangın yalıtımı konusuna ayrılmış bulunuyor. Bu dört başlıktaki yalıtım konusunun, sürdürülebilir bir yapının temel unsurlarını oluşturduğunu hatırlatılan raporda, konuyla ilgili şu görüşlere yer veriliyor: “Günümüzün koşullarında artık sadece ısı kayıplarına yönelik sınırlamaların getirilmesi yeterli olmamakta, Binaların Enerji Performansı Direktifinde belirtildiği gibi; ısıtma, soğutma, havalandırma, aydınlatma, sıcak su temini gibi enerji tüketimine neden olan tüm kullanım alanlarında kümülatif sınırlamalara gidilmelidir. Enerji verimliliği konsepti, tasarım aşamasında, yalıtım ve binanın konumu gibi pasif önlemlerle başlamalı, tüm sistemlerin verimleri otomatik kontrol önlemleriyle güçlendirilmelidir.” Haksız rekabete CE ve G işaretli üretimin denetlenmesi önlemi Malzeme ve yapıların katalog ve bilgilendirme dokümanlarında gerçeğin olduğundan farklı yazılarak tüketicinin yanıltıldığı ve haksız kazanca neden olduğu, raporda irdelenen bir diğer konu olarak dikkati çekiyor. Raporda, G işareti mevzuatının da kalite düzeyini sağlayacak şekilde geliştirmesi, CE ve G işareti prosedürlerine uygun üretimin denetlenmesiyle de haksız rekabetin önlenebileceği dile getiriliyor.

YORUMLAR
SİZ DE YORUM YAZIN
Henüz yorum eklenmemiştir.
Siz de yorumunuzu ekleyerek sitemizin içeriğinin zenginleşmesine katkıda bulunabilirsiniz.
© 2014 - Türk Yapısal Çelik Derneği