TR|EN
Güncel
E-Bülten Aboneliği
Çelik Yapıların Tasarım ve Hesap Esasları ve Çelik Binaların Depreme Karşı Tasarımı Kursu (TBDY 2018)
Casp 2019
Çelik Yapılar Extra
Tevfik Seno Arda Lisesi

Türkiye İMSAD ve TDV’nin Deprem Manifestosu:“Risk Almayın, Dünyanızı Karartmayın”

17 Ağustos 1999 depreminin 14. Yılında düzenlediği basın toplantısında, Türkiye İMSAD, Türkiye Deprem Vakfı (TDV) ve Türkiye İMSAD üyesi 29 Derneğin işbirliği ile yayımladığı “Deprem Manifestosu” ile tüm sosyal paydaşlarına “Risk Almayın, Dünyanızı Karartmayın” mesajı ile önlem ve karar alma çağrısında bulundu.
16.08.2013
Ülkemizde, önde gelen inşaat malzemesi üreticilerinin çatı kurumu olarak faaliyet gösteren ve bünyesindeki 29 dernek ile federatif bir yapıya sahip olan Türkiye İnşaaat Malzemeleri Sanayicileri Derneği (İMSAD), Türkiye Deprem Vakfı (TDV) ile işbirliği yaparak hazırladıkları “Deprem Manifestosu’nu 14 Ağustos 2013 tarihinde düzenlediği bir basın toplantısında kamuoyu ile paylaştı. 17 Ağustos 1999 depreminin 14.yılında, kamuoyuna ve ilgili tüm sosyal paydaşlara “Risk Almayın, Dünyanızı Karartmayın” mesajıyla seslenen Türkiye İMSAD ve Türkiye Deprem Vakfı, Manifesto’da, olası bir depreme karşı acil önlemler ve alınması gereken kararlar ile düzenlemeleri yedi başlık altında açıkladı. Manifesto, Türkiye İMSAD ve üyesi 29 derneğin imzasını taşıyor Türkiye İMSAD, Türkiye Deprem Vakfı ve Türkiye İMSAD üyesi 29 derneğin imzasını taşıyan Deprem Manifestosu’nda, ülkemizde deprem farkındalığının yetersizliğine ve dayanımı yeterli olmayan binalara dikkat çekiliyor. Ülkemizde ivedi olarak Sivil Deprem Platformu oluşturulması ve Deprem Stratejisi Eylem Planı konusunda katılımcılığın artırılması gerektiğinin vurgulandığı Manifesto’da, Bina Yönetmeliği hazırlanmasının önemine dikkat çekildi. Kentsel Dönüşüm kapsamında yaşanan tereddütlerin giderilmesi Deprem Manifestosu’nun ana maddelerinden biri olarak yer alırken, deprem ve güvenli yapı bilincinin geliştirilmesi, uygulamacıların eğitimli ve belgeli olması ile güvenli ve çağdaş binalar yapımına odaklanmak gerektiği, Manifesto’nun diğer ana başlıklarını oluşturdu. Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Dündar Yetişener, Deprem Manifestosu’nun açıklandığı basın toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin sürdürülebilir ekonomik ve sosyal kalkınmasında inşaat sektörünün üstlendiği rolün önemini vurguladı. Depremlerin büyük can kayıpları ile birlikte ekonomide büyük maliyetler ve bütçeler oluşturduğuna dikkati çeken Yetişener, “Bugün burada 17 Ağustos 1999 Kocaeli depremini sadece anmakla yetinmek istemiyor, tüm sosyal paydaşlarımızın katkılarıyla, hızlı çözümler üretilmesini ve hayata geçirilmesini istiyor, bunun için çalışıyoruz”dedi. Yetişener: “20 yıl sonra ülkemiz yeni bir kentsel dönüşüm maliyeti yaşamasın istiyoruz.” Önemli adımların atıldığı Kentsel Dönüşüm kapsamında da bugün ülkemizde 6,5 milyon riskli konutun yenilenmesinin planlandığına işaret eden Dündar Yetişener, “Ekonomide büyümenin daraldığı bir dünya konjonktüründe, bundan 20 yıl sonra Türkiye ekonomisinin yeni bir kentsel dönüşüm maliyeti ile karşı karşıya gelmemesi için, geleceğin binalarını bugünden yapmak, güvenli malzemelerin kullanıldığı güvenli yapılar inşa etmek zorundayız. Bu nedenle Türkiye İMSAD olarak önümüzdeki aylarda başlatacağımız kampanya ile tüm sosyal paydaşlarımıza ‘Binaların yapımında ilgili standart ve yönetmeliklere uyun, küçük tasarruflar için büyük riskler almayın, dünyanızı karartmayın’ mesajıyla sesleneceğiz” şeklinde konuştu. Dündar Yetişener, sözlerine şöyle devam etti: “Dünyada rekabet edebilen, kaliteli ve standartlara uygun üretim yapan, yeterli kalitede ve standartta malzeme sunan Türkiye İMSAD üyesi malzeme üreticileri olarak, yapılarımızın, malzemelerimizle doğru bir proje süreciyle deprem riski taşımadan yapılabileceğini biliyor ve bunun için çalışıyoruz. Bugün Türkiye ihracatının yüzde 16’sını gerçekleştiren ve cari açığa yüzde 250’nin üzerinde pozitif katkı sağlayan katma değeri yüksek bir sektörün temsilcileri olarak, ülkemizde güvenli yapılar inşa edilmesi konusunda inşaat malzemesi üreticileri olarak üzerlerimize düşen görevleri yapmaya hazırız.” İnşaat malzemesi pazar büyüklüğü 52,5 milyar dolar seviyesine ulaştı İMSAD üyesi 73 üretici firma ve 29 dernek olarak Türkiye’de istihdam ettikleri çalışan sayısının 1,5 milyon kişi olduğunu ve bu sayı ile toplam nüfusun yüzde 7,5’unu temsil ettiklerini belirten Dündar Yetişener, inşaat malzemesi sektörünün büyüklüklerini rakamlarla ifade etti. Yetişener’in verdiği bilgiye göre, Türkiye inşaat sektörünün 2012 yılındaki iç Pazar büyüklüğü 71 milyar dolara ulaştı. Yurtdışı müteahhitlik sektörü ise 44 ülkede, 26,1 milyar dolar tutarında proje üstlendi. 2012 yılında yurtiçi ve yurtdışı olmak üzere inşaat sektörünün toplam Pazar büyüklüğünün 97,1 milyar dolara ulaştığını belirten Dündar Yetişener, “Bu büyük Pazar içinde inşaat malzemesi sektörü 52,5 milyar dolar büyüklükle dikkati çekiyor. Bu büyüklük içinde yenileme pazarının payı ise yüzde 12’dir. İnşaat malzemesi sektörü 2012 yılında 21,1 milyar dolarla en yüksek ihracatı gerçekleştirme başarısını gösterirken, toplam ihracattaki payı da yüzde 15,3 olarak gerçekleşmiştir” dedi. Prof. Boduroğlu: “Manifesto ile farkındalık yaratmak ve ilgilileri, birlikte çalışmaya davet ediyoruz.” Türkiye Deprem Vakfı Başkanı Prof. Hasan Boduroğlu toplantıda yaptığı konuşmada, 1999 Kocaeli depreminin ardından geçen 14 yılda, deprem riskinin azaltılması çalışmaları kapsamında çeşitli mevzuat çalışmaları yapıldığını belirterek, “ancak depremin her an beklenebilecek doğal bir afet olması nedeniyle acil olarak yapılması gereken çok şey olduğunu” söyledi. Prof. Boduroğlu deprem riskinin azaltılmasında en önemli eksikliklerden birinin ‘deprem riski farkındalığının yeterince yaratılamaması’, diğerinin ise hala ‘deprem dayanımı yeterli olmayan binaların yapılması’ olduğunu ifade etti. Prof. Boduroğlu, Türkiye Deprem Vakfı yönetim kurulu üyelerinin dile getirdiği üzere “bugün yapılan uygulamalarla özellikle ‘Deprem Odaklı Kentsel Dönüşüm’ çalışmalarında, beş afetin karşımıza çıktığını belirtti. Bunların; deprem, sel, ısı adaları, hava kirliliği ve toplumsal huzursuzluk olduğu hususuna dikkati çeken Prof. Boduroğlu, depreme hazırlanma ve kentsel dönüşüm konusunun sadece ‘mekansal düzeyde’ ele alınamayacağının önemine işaret etti. Prof. Dr. Boduroğlu sözlerine şöyle devam etti: “Ayrıca, ‘Deprem Stratejisi ve Eylem Planı konusunda katılımcılık arttırılmalıdır’ derken, asıl önemsediğimiz husus, sivil toplum kuruluşlarının kendi konularını ilgilendiren eylemlerde doğrudan AFAD’a ve AFAD’ın ilgili organlarına görüş ve önerilerini iletebilecekleri ve kendi aralarında da paylaşarak geliştirebilecekleri bir platformun oluşturulmasıdır. Amacımız, deprem dahil her anlamda güvenli binalar inşa edilmesini sağlayarak, can kaybı ve yaralanmaları önlemek, olası depremlerin birey ve ülkemiz ekonomisi açısından en az zararla atlatılmasını sağlamaktır. Bu amaçla somut adımları içeren Deprem Manifestosu’nu kamuoyunun gündemine sunuyor ve bu doğrultuda ilgilileri, birlikte çalışmaya davet etmeyi toplumsal sorumluluğumuz olarak görüyoruz.” Toplantıda Türkiye İMSAD Kentsel Dönüşüm-Yapı Güvenliği Komitesi Koordinatörü Yönetim Kurulu Üyesi H. Yener Gür’eş ve Komite Başkanı M. Galip Sayıl ise Türkiye İMSAD ve Üyesi Dernekler ile Türkiye Deprem Vakfı’nın (TDV) Deprem Manifestosu’nda yer alan somut adımları açıkladılar. Türkiye İMSAD ve Üyesi Dernekler ile Türkiye Deprem Vakfı’nın (TDV) hazırladığı Deprem Manifestosu’nda yer alan somut adımlar: Sivil Deprem Platformu Oluşturulmalıdır AFAD (Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı) koordinasyonunda, bünyesinde üniversitelerin, meslek odalarının, yerel kuruluşların ve STK’ların görev alacağı geniş katılımlı sivil bir platform oluşturulması düşünülmelidir. Devlet desteği ile hayata geçirilecek bu platformun çalışmalarında, bilimsel çevrelerin ve vatandaşın görüşleri daha geniş kapsamlı olarak dikkate alınmalıdır. Deprem Stratejisi Eylem Planı Konusunda Katılımcılık Artırılmalıdır Ulusal Deprem Stratejisi Eylem Planı - 2023’ün yayımlanmasıyla iş bitmemiştir. UDSEP 2023’ün tabana mal olmasını sağlamak amacıyla, Eylem Planı’nın ilerlemeleri, deprem konusunda oluşturulması düşünülen geniş katılımlı sivil toplum platformu ile paylaşılmalı, şeffaf şekilde raporlanmalı, eksik ve aksayan hususlar tamamlanmalı, gerekirse planda makul ve muteber nedenlere dayalı revizyonlar yapılmalıdır. Ülkemizde Eksik Olan Bina Yönetmeliği Hazırlanmalıdır Türkiye İMSAD tarafından hazırlanan ve Aralık ayında 5. Kalite Zirvesi’nde sunulacak olan “Kentsel Dönüşüm ve Türkiye’de Yapı Güvenliği Raporu” hazırlıkları kapsamında; bazıları birbirleriyle, bazıları standatlarla çelişen çeşitli yönetmelikler yerine, bu yönetmeliklerin hepsini kapsayacak Bina Yönetmeliği’nin hazırlanmasına ihtiyaç olduğu ortaya çıkmıştır. Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkındaki Yönetmeliğin ve Deprem Tehlikesi Haritası’nıngüncelleştirilmesi çalışmaları AFAD koordinasyonu altında yapılmaktadır. Bu çalışmalar sırasında da görülmüştür ki, bina yapımı konusunda ülkemizde hissedilen en büyük eksikliklerden biri, ilgili tüm konuları içeren bir Bina Yönetmeliği olmamasıdır. Bu nedenlerle, bu konuda yetkili olan Çevre ve Şehircilik Bakanlığının bu konuyu acilen incelemeye başlamasını ve Bina Yönetmeliği hazırlamak üzere Çevre ve Şehircilik Bakanlığı koordinasyonunda, çeşitli kamu kurumları, üniversiteler, odalar ve ilgili STK’lardan oluşturulacak bir Sivil Platform veya geniş katılımlı bir Konsey oluşturulmasını önermekteyiz. Bina Yönetmeliği’nin dayandırılacağı Yapı Kanunu çalışmaları da bu paralelde tekrar ele alınmalı, yönetmelikte hangi işin hangi standarda göre yapılacağının belirtilebilmesi için, standart çalışmalarının da salt tercümeye dayalı olmaktan kurtarılıp, daha araştırmacı ve gerçekçi zemine dayalı yürütülmesi sağlanmalıdır. Uygulamacılar eğitimli ve Belgeli Olmalıdır UDSEP 2023 Eylem B.1.7.4. kapsamında ele alınan bu husus inşaatların kalitesi açısından uygulamacıların eğitimleri ve belgelendirilmeleri çok önemlidir. Buna paralel olarak, T.C. Çalışma Bakanlığı Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK), T.C. Eğitim Bakanlığı ve meslek örgütleri/STK’lar arasındaki işbirliği ve koordinasyon geliştirilmeli, eğitim ve liyakate dayalı belgelendirme teşvik edilmelidir. Bu bağlamda bireylerin küçük yaştan itibaren deprem bilinci ile yetiştirilmesine yönelik eğitim faaliyetlerine ağırlık verilmelidir. Kentsel Dönüşümde Tereddütler Giderilmelidir Kentsel dönüşüm konusunda halkın ve ilgili sektörlerin tereddütleri giderilmeli, halkın mağduriyetine neden olmayacak ve gönüllü katılımını teşvik edecek çözümler ve formüller üretilmelidir. Kentsel dönüşüm kapsamında önemli role sahip olan ve binalara Depreme Dayanıklılık Raporu veren yetkili firmaların ve kuruluşlarının yeterliliği sorgulanmalı ve kullanılan analiz yöntemleri doğrulanmalı, uygunluğu gözden geçirilmelidir. Kentsel Dönüşüm projeleri için de kullanılabilmesini sağlamak için AFAD tarafından yürütülen Deprem Yönetmeliği Revizyon çalışmalarına hız verilmelidir. Güvenli ve Çağdaş Binalar Yapılmalıdır Binaların sadece depreme dayanıklı olmaları değil, tüm anlamıyla çağdaş bina özelliklerini içeren binalar olmaları da sağlanmalıdır. Güvenli, Dayanıklı, Enerji Verimliliği Yüksek ve Sürdürülebilir Binalar için; standart ve yönetmeliklere uygun tasarım ve uygulama ile birlikte, kaliteli, standartlara uygun, teknolojik ve sertifikalı yapı malzemelerinin kullanılması sağlanmalıdır. Deprem ve Güvenli Yapı Bilinci Oluşturulmalıdır Deprem bilincinin; deprem anında ve sonrasında nasıl davranılacağı bilmenin ötesinde güvenli yapılara sahip olmak olduğu bilinmektedir. Afet kayıplarını en aza indirmenin en etkin yolu olan güvenli yapının; “doğru tasarım, doğru malzeme, doğru üretim, doğru uygulama ve doğru denetimle sağlanabileceği” toplumun her kesimine anlatılmalı, gerekirse eğitim programlarına ithal edilmeli, böylece toplumumuzun deprem ve güvenli yapı bilinci arttırılmalıdır. Yapı bir kültür meselesidir Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Türk Yapısal Çelik Derneği Başkan Yardımcısı H. Yener Gür’eş Deprem Manifestosu’nda yer alan somut adımların açıklanmasının ardından şu hususa değinmiştir: “Yapı bir kültür konusudur ve bugünden yarına değişmesini beklemek aşırı iyimserliktir. Türkiye’de yapıların önemli bir kısmının güvenli olmamasının nedenlerinin başında ‘güvenli yapı konusundaki bilgi ve bilinç yetersizliği’, ‘maliyetlerin düşürülmesi uğruna güvenlikten feragart edilmesi’ ve ‘her dönemde yaşanmış olan popülist yaklaşımlar’ sayılabilir. Bunların giderilmesi de uzun soluklu, sabırlı bir çalışmayı gerektirir.” Çelik yapılar depremde daha güvenli midir? Gür’eş daha sonra “çelik yapılar depremde daha güvenli midir?” soruna “Doğru projelendirilen, doğru malzemeyle doğru imal ve inşa edilen, uygun ve gerçekçi denetim sürecinden geçen yapı, ister çelik, ister betonarme, ister kompozit (çelik-beton karma), ister ahşap olsun, güvenlidir. Burada kullanılacak malzemenin koşullara uygun seçilmesi önemlidir. Çeliğin şüphesiz bir çok avantajı vardır. Önemli olan her malzemenin sağladığı avantajların doğru değerlendirilmesi ve Türkiye’nin yılda yaklaşık 70.000 çelik yapı yapma kapasitesinin doğru yerde kullanılmasıdır” yanıtını verdi.

YORUMLAR
SİZ DE YORUM YAZIN
Henüz yorum eklenmemiştir.
Siz de yorumunuzu ekleyerek sitemizin içeriğinin zenginleşmesine katkıda bulunabilirsiniz.
© 2014 - Türk Yapısal Çelik Derneği